<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984</id><updated>2012-02-18T21:34:15.619+02:00</updated><title type='text'>Turan's Travelog</title><subtitle type='html'>23 Haziran-7 Temmuz arası için gezi günlüğü.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>71</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-3791288637767780132</id><published>2011-08-21T22:40:00.002+03:00</published><updated>2011-08-22T07:32:23.782+03:00</updated><title type='text'>prag</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Bir Macaristan şirketi olan WizzAir'in ikinci üssü Prag'a gitmenin en iyi yolunun WizzAir olamayacağını öğrendik bu seyahatimizde. 65 euroluk biletimiz alırken çok karlı görünmesine karşın bagajı ve (hatta) biletin kağıda yazdırılmasını bile kapsamıyordu.&lt;br /&gt;Yolculuğun başlangıç noktası olan 'Güney Brüksel' havalimanı &lt;a href="http://maps.google.com/maps/place?q=Charleroi+Airport,+Belgium&amp;amp;hl=en&amp;amp;ftid=0x47c228d0db96d9e5:0x5ef22868371ba00a"&gt;Charleroi&lt;/a&gt;, şehirden 55km uzaklıkta, şükür başka bir ülke sınırları içinde değil. Sabahın köründe ulaşımı pek pratik değildi - gidişte 80 euroluk bir taksi ücretine (ki dönüşte bu miktarın çok ucuz olduğunu öğrendik) ve dönüşte kişi başı 13 euro + metroya mal ettik bu işi. Charleroi, &amp;nbsp;bir ucuz havayolu havalimanı, Schönefeld gibi. Benim gördüğüm Schönefeld'den daha düzgünce bir yer. Giderken yol tabelaları bir ara değişiyor; Liège'ler Luik, Mons'lar Bergen oluyor. Tahminen turist adama Belçika'da araba kullanmak pek kolay değil.&lt;br /&gt;'Kabin boy' çantalara oldum olası kılımdır; her havayolu bir boy belirtir ama kimse kontrol etmez, sonuçta olan sizin sıkışan el bagajınıza olur. WizzAir ve saz arkadaşı diğer SineğinYağı havayolları bu işi çok güzel çözmüşler, sıkı bir şekilde el bagajı büyüklüğü denetleniyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşimin Prag deneyimi sayesinde pek pürüzsüz bir gezi oldu: Havaalanında eurolar korunaya çevrildi, bir miktar bozukluk istendi -ki&amp;nbsp;Zličín otobüsüne makinadan bilet alınabilsin.&amp;nbsp;Zličín'den&amp;nbsp;metroyla şehrin merkezine gittik. Prag ulaşım sistemi, (bilet sisteminden) biraz Alman, (metro dekorasyonundan) biraz Rus ekolü sanırım. Prag, ürümeli gezmesi zevkli bir şehir ama toplu ulaşımı da süper. Gecenin köründe --kısıtlı da olsa- toplu ulaşım var. Metro sık ve hızlı (ve ivmeli). Buna ek olarak metronun yürüyen merdivenleri bile hızlı, böylesini görmemiştim ve merdiven hızından ürktüm diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-aBP6zf-8LBs/TlFVOiMbmKI/AAAAAAAABQs/YleWjprBDVE/s1600/P1080837.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://1.bp.blogspot.com/-aBP6zf-8LBs/TlFVOiMbmKI/AAAAAAAABQs/YleWjprBDVE/s200/P1080837.JPG" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;(Artık) önemli bir ayrıntı olarak söyleyebilirim ki metro kokmuyor. Kapılar kapanmadan önceki TRT Radyo-3 anonsu tonlamalı "&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=UAXnmNTaCFo"&gt;ukončete prosím výstup a nástup,﻿ dveře se zavírají&lt;/a&gt;" cümlesi sadece benim dikkatimi çekmemiş. Cümlenin sesinden de anlaşılabileceği gibi Rusça'ya benzeyen bir dil bu Çek dili. Hediyelik aldığımız tahta ata 'at-çık' diyen satıcıdan ve diğer bir iki şeyden az buçuk kaptığım (ve bana anlatıldığı) kadarıyla bizim Türkçe'deki -cık'a karşılık gelen eki fazla kullanan bir dil. Turist mekanlarında İngilizce ya da Rusça yetiyor, no problemo.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-4NZtoMeHXwU/TlFV_t16ZAI/AAAAAAAABQw/asr8CGsZhT0/s1600/P1080803.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/-4NZtoMeHXwU/TlFV_t16ZAI/AAAAAAAABQw/asr8CGsZhT0/s200/P1080803.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Prag'ın turistik mahallesini kısaca özetleyeyim: Paris'deki gibi olmasa da mahşeri bir kalabalık var. İsli taştan Gotik binalar ve köprüler var.&amp;nbsp;Böyle çok yüzeysel anlatıyorum çünkü haritasız önçalışmasız -ve bol metrolu- gezdiğim için şehrin şeklini, neyin nerede olduğunu tam çözemedim. Kafamı karıştıran bir diğer nokta da, isim karışıklığı. &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Karel_IV"&gt;Václav&lt;/a&gt;&amp;nbsp;(lat: Wenceslaus) adıyla doğup 4. Karl (cz:Karel, ing:Charles) adıyla Roma-Germen imparatoru olmuş bu kişi. Václav, amcası Fransız kralının (Charles) ismini beğenip almışmış vaktiyle... Meşhur meydan, köprü, kilise, üniversite ve yakındaki &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Karlovy_Vary"&gt;şehir&lt;/a&gt; bu kralın (cz: král) adını değişik şekillerde taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Jwkn8kXIzkI/TlFXrr3I3LI/AAAAAAAABQ0/2fFsi7dNauI/s1600/P1080937.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://1.bp.blogspot.com/-Jwkn8kXIzkI/TlFXrr3I3LI/AAAAAAAABQ0/2fFsi7dNauI/s200/P1080937.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Turistik mahalle, 35 yaş altı turiste hitap ediyor en güzelinden. Kültürel referanslar var (Gotik mimari, Kafka, vs..) müzik var, (birçok diğer yerde yasak olan) absent var, redlight muhit var, ot var. Turistik mahalle dışında da Prag güzel bir şehir, hatta daha güzel ve sakin. Prag'da olmanın daha çok bu kısmını sevdim; şehrin dışına çıkınca bozkırda yaşayan birinin dikkatini çekecek kadar yeşil ve şirin bir coğrafya var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hediyelik eşya alanında burası çok iyi. Her Avrupa şehrinde bulunan (bizim Türkiye'den giden) logolu tekstil, (Çin'den giden) buzdolabı mıknatısını bir yana bırakın, orijinal hoş şeyler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek işine gelince... Kısmet olmadı, Pilsner Urquell içemedim. Fıçı Budweiser, Carlsberg'e benzeyen bir bira, ay içtim çok iyi oldu diyemiyorum, marketten aldığımız resimde görülen 1.5 liralık biradan daha çok randıman aldım. Fast food sosisleri de deneyemedim. Resimlerdeki diğer içecek &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Kofola"&gt;Kofola&lt;/a&gt; - Becherovka gibi bir tadı olan kola. Coca-Cola'nın bu coğrafyadaki büyük rakibi. Tavsiye edilir.&lt;br /&gt;Knedliky, burada yediğim tek Çek yemeği oldu. Knedliky, tabaktaki kabuksuz ekmeklere verilen ad. Nasıl yapıldığını okudum ama çok anlamadım ama markette ekmek kadar kolay bulunabilen birşey bu. Benim tabaktaki mantarlı ve &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Smetana_(dairy_product)"&gt;smetana&lt;/a&gt;lı şey gibi sosumsu yiyeceklerle yeniyor anladığım kadarıyla.&lt;br /&gt;&lt;table&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-DbD_N-DNf_o/TlFZQh_0IoI/AAAAAAAABQ4/dbrpRFX6t34/s1600/P1080772.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://4.bp.blogspot.com/-DbD_N-DNf_o/TlFZQh_0IoI/AAAAAAAABQ4/dbrpRFX6t34/s200/P1080772.JPG" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt; &lt;td&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-fwyO6nATQD8/TlFZVo_kbgI/AAAAAAAABQ8/x2eY3pEiXGo/s1600/P1080779.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://2.bp.blogspot.com/-fwyO6nATQD8/TlFZVo_kbgI/AAAAAAAABQ8/x2eY3pEiXGo/s200/P1080779.JPG" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt; &lt;td&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-hCiM6jXHhQo/TlFZZQ93rJI/AAAAAAAABRA/Q2R3ur90n1o/s1600/P1080780.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/-hCiM6jXHhQo/TlFZZQ93rJI/AAAAAAAABRA/Q2R3ur90n1o/s200/P1080780.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-3791288637767780132?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/3791288637767780132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=3791288637767780132' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/3791288637767780132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/3791288637767780132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2011/08/prag.html' title='prag'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-aBP6zf-8LBs/TlFVOiMbmKI/AAAAAAAABQs/YleWjprBDVE/s72-c/P1080837.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-992840152830793813</id><published>2011-07-31T22:22:00.015+03:00</published><updated>2011-08-02T23:32:25.511+03:00</updated><title type='text'>kuyruk...</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-RjsBVf6Y-RI/TjhbZMEvY0I/AAAAAAAABQQ/_h5UybRR4_U/s1600/P1080723.JPG" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="159" src="http://3.bp.blogspot.com/-RjsBVf6Y-RI/TjhbZMEvY0I/AAAAAAAABQQ/_h5UybRR4_U/s320/P1080723.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Paris'de müzelere gittim, bol bol fotoğraf çektim. Fotolarda sanat eserleri pek yok, sadece müze dışındaki kuyrukların fotolarını çekme fırsatım oldu, örneğin yandaki kuyruk &lt;a href="http://maps.google.com/maps/place?q=orsay,+paris&amp;amp;hl=en&amp;amp;cid=4679259690688342069"&gt;Orsay&lt;/a&gt;'den. Her müze ve kilisenin önünde birer buçuk saat bekleme süresi &amp;nbsp;biçtiğim kuyruklar vardı. 'Yaw bunların hepsi Wikipedia'da da var, hiç mi Mona Lisa görmedik' diye isyan ettim. Kışın daha tenha oluyormuş (ama yine de kuyruk oluyormuş). Paris'e yanlış bir zamanda gittiğim söylendi, bilemiyorum. Girebildiğim tek müze &lt;a href="http://maps.google.com/maps/place?q=center+pompidou+paris&amp;amp;hl=en&amp;amp;cid=17385636464544517958"&gt;Pompidou&lt;/a&gt; oldu, modern sanat tu kaka demeyin, hoş şeyler var. Flaşsız foto serbest. Bazılarında, yerinde gitmek görmeyi gerektiren bir özellik var; bir ışık oyunu, bir göz aldanması gibi. Fotolarını çektik ama pek bişeye benzemediler. Bunun dışında, modern sanat sadece Pompidou tekelinde değil. Louvre önü cam piramit benzeri bir sürü şey var, müzelerin sarayların avlularında. Vandalizm de diyebilirsiniz evrim de. Yorumsuz.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Kuyrukta bekleme sabrımı kaybettiğim yer ise Disneyland oldu. Abartılı evler, peluş giymiş mankenler ve rollercoasterlar... başka da çok bir numara yok. Her tarafta 'neşeli' müzikler çalıyor. Bunlara rağmen Disneyland hoş yer. Bahçesi arboretum gibi, dünyanın her yerinden ağaçlar ve bitkiler var, hayatımda görmediğim ağaçları gördüm. Bu nedenle de Versay'ın bahçesinden daha güzel olduğunu iddia edebilirim.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-W6Cd0T_kLBA/TjhYq8yCAtI/AAAAAAAABQI/MczbJVsVopU/s1600/sacrecoeur.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="131" src="http://2.bp.blogspot.com/-W6Cd0T_kLBA/TjhYq8yCAtI/AAAAAAAABQI/MczbJVsVopU/s320/sacrecoeur.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Alınabilecek hediyelik eşya yönünden fakir bir yer Paris. Yok yanlış anlaşılmasın, Paris hatırası buzdolabı mıknatısları, tişörtler, heykelcikler gani. Hatta, sanat şehri Paris'den görece ucuza Eyfel manzaralı yağlıboya da alabilirsiniz.&amp;nbsp;Ancak bir orijinallik yok, mesela yağlıboya tablolar &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Dafen,_Shenzen"&gt;Shenzhen yöresinden&lt;/a&gt; gelme çok büyük olasılık. Bunun temel nedeni, burada birşey üretmenin yüksek maliyeti. Alternatif Fransa hediyeliğimiz ahşap kutulu &lt;a href="http://fr.wikipedia.org/wiki/Camembert_de_Normandie"&gt;orijinal&lt;/a&gt; camembert&amp;nbsp;(altı liralık küflü peynir)&amp;nbsp;ise tat ve koku yönünden herkese hitap etmedi, kendim yiyerek Türkiye'ye getirmeden bitirdim. Bu durumu bana çok söylemişlerdi, dinlemek gerekiyormuş. Unutmadan, Montmartre'da 'daha orijinal' yağlıboya tablolar da var, fiyatlarından da anlaşılıyor.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-992840152830793813?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/992840152830793813/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=992840152830793813' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/992840152830793813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/992840152830793813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2011/07/kuyruk.html' title='kuyruk...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-RjsBVf6Y-RI/TjhbZMEvY0I/AAAAAAAABQQ/_h5UybRR4_U/s72-c/P1080723.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-7961828064322108398</id><published>2011-07-30T22:21:00.015+03:00</published><updated>2011-08-02T23:28:55.189+03:00</updated><title type='text'>şehrin kokusu</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-BIiBppCQnlc/TjhUrmy20PI/AAAAAAAABQA/KgTsofNrN5Y/s1600/P1080702.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://4.bp.blogspot.com/-BIiBppCQnlc/TjhUrmy20PI/AAAAAAAABQA/KgTsofNrN5Y/s200/P1080702.JPG" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Parfümerilerdeki şişelerin çoğunun altında Paris yazıyor biliyorsunuz.&amp;nbsp;Paris, lezzetlerin yanı sıra aromaların şehri. Örneğin, Hong Kong'un tamamında iki koku (Çin yemeği ve dezenfektan) varken sadece Paris metrosu dört türlü kokuyor; yumurta, yeşil sebze çorbası, çiş ve at. 'Metro tarihi, olur böyle şeyler' diyordum, aynı kokuyu ferah Montmartre'da da aldım, demek ki insan kokunca metro da kokuyor. İnsanlar -özellikle bizim monşerler ve Batılılar- diyor, yok Çinli kokuyormuş, Hintli kokuyormuş diye. İnsanın kardeşinin-eşinin kullandığı bardağı kullanması ama başkasının kullandığı bardağı kullanmamak istemesi gibi bir durum bu sanırım; Batılı, Fransız'ın kokusunu almıyor ya da almak istemiyor. Bir süre yeşil sebzeli çorba yemek istemiyorum ben.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-pGXVQkaTvNY/TjhUsZmkZXI/AAAAAAAABQE/AJUalNErZis/s1600/P1080767.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/-pGXVQkaTvNY/TjhUsZmkZXI/AAAAAAAABQE/AJUalNErZis/s200/P1080767.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Metro konusundaki en temel sıkıntı koku değil. Hemen hemen tüm metroların kendince bir işareti var, ancak metro lafının isim babası Paris şehrinde metro istasyonlarının girişlerinde herhangi ortak bir işaret yok (artık logo mu dersiniz amblem mi bilmiyorum). Aramanız gereken girişlerin küçüklüğü Paris meydanlarının büyüklüğü ile birleşince uzun yürüyüşler yaptık; &lt;a href="http://maps.google.com/maps?q=Place+de+la+Concorde,+Paris,+France&amp;amp;hl=en&amp;amp;ll=48.865357,2.321774&amp;amp;spn=0.004129,0.009055&amp;amp;sll=37.0625,-95.677068&amp;amp;sspn=40.59616,74.179688&amp;amp;t=h&amp;amp;z=17"&gt;Concorde&lt;/a&gt; (fr: 'koku' diye okunuyor) meydanına çıkan metro durağını baya bir aradık, sonra pes ettik mesela. Sanırım metro ile ilgili bir Slavoj Žižek durumu var; girişleri kendilerince hasıraltı etmişler Fransız metoduna uygun olarak. Ortamın yerlisi olmayan bizler bu durumu sevmedik. Yandaki fotoda diğer bir metro istasyonu görünüyor, hepsinde bu işaret yok. Türkçesi '&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Paris_M%C3%A9tro"&gt;Paris Metropolitan Şimendiferleri Kumpanyası&lt;/a&gt;' olan cümlenin kısaltmasından&amp;nbsp;Métropolitain ve Metro kelimeleri gelmiş.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Hasıraltı edildiğini gördüğüm şeylerden biri de otoparklar. Örneğin, Champs-Elysees (şanzelize) caddesinin en takdir ettiğim yanı otopark düzenlemesi oldu. Cadde boyunca -metro girişleriyle karıştırdığımız- yeraltına yaya girişleri var. Araba giriş ve çıkışları da görüntüyü bozmayacak şekilde küçük yapılmış (şoför olarak test etmedim kendilerini).&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Uzatmadan söyleyeyim, hem monşerlerin hem de sayın belediyecilerimizin yüzlerine vurabileceğiniz bir sürü şeyi var Paris şehrinin.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-7961828064322108398?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/7961828064322108398/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=7961828064322108398' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/7961828064322108398'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/7961828064322108398'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2011/07/sehrin-kokusu.html' title='şehrin kokusu'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-BIiBppCQnlc/TjhUrmy20PI/AAAAAAAABQA/KgTsofNrN5Y/s72-c/P1080702.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-8698567841274986334</id><published>2011-07-23T22:37:00.000+03:00</published><updated>2011-08-02T22:50:45.334+03:00</updated><title type='text'>paris</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Bu yaz Paris'e gitme fırsatım oldu. &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Thalys"&gt;Thalys&lt;/a&gt; ile Brüksel'den kısa sürede ulaşılabilen bir yer Paris. Tren, Kuzey Garı'nın kalabalığının içine bırakıyor. Oradan, otelimize üç metro aktarmasıyla ulaştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstasyondan itibaren dikkatimi çeken bir nokta, -etnik anlamda- Fransız insanının yanı sıra büyük bir yabancı nüfus buluması. Evet, yetmişiki buçuk milletten insan her tarafta, ama gözün gördüğü kadarıyla büyük bir üçüncü dünya kökenli nüfus var, Fransız futbol takımındaki etnik dağılım, üç vakte Fransa vatandaşları arasında da olacak gibi görünüyor.&amp;nbsp;Bazı seyyar satıcılık sektörleri etnik olarak ayrılıyor: Eyfel kulesi hediyeliği satanlar hep Kara Afrikalı, müze önlerinde su satanlar Hindistan yarımadası kökenli. Magripli çoktan toplum içine entegre olmuş, taksi şoförü seviyesinin üstüne çıkmış. Hatta bazısı&amp;nbsp;muhafazakar Türk'ü özendirecek şıklıkta tesettür dolaşıyor - bir Konya olamasa da Paris'de çok sayıda kapalı dolaşan var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Pd8cL73HrNo/TjhPGr91_bI/AAAAAAAABPw/sCoBvTlw0b8/s1600/P1080629.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/-Pd8cL73HrNo/TjhPGr91_bI/AAAAAAAABPw/sCoBvTlw0b8/s200/P1080629.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;Kısıtlı bütçemiz nedeniyle Michelin yıldızlı bir yere gidememiş olsak da Paris'de güzel şeyler yedim. Örneğin:&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul style="text-align: left;"&gt;&lt;li&gt;Soğan çorbası hiç içmemiştim, iki ayrı yerde denedim. İlk denediğim yer (belli etmese de) Türk olduğundan şüphelendiğim bir &lt;a href="https://foursquare.com/venue/9900987"&gt;pizzacıydı&lt;/a&gt;. İşkembe çorbası gibi ekşi yapmıştı, süperdi.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://jihenecuisine.over-blog.com/article-40838325.html"&gt;Flan&lt;/a&gt; patisser, güzel bir pasta. Cheesecake gitsin flan gelsin, sağlıklı yaşayalım. Kayınbiradere tavsiyesi için teşekkür.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Peynir, belki de en ucuz yiyecek. Şarap, (fiyat-performans ekseninde) tr ile aynı fiyata. İyi ekmek bulmak mümkün.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Montmartre'da fantastik renklerde ve kokularda makaron yapan bir yer vardı. Tanesi üç liraya makaron yemek koysa da bir tane alıp neymiş diye baktık.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Bunun dışında... KuruHasan yiyip Evian içmenin hastası değilim. Şarküteri ürünlerini çok deneme fırsatım olmadı malum nedenlerden.&lt;br /&gt;&lt;table&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-G13rtcgZS9U/TjhPIOEztRI/AAAAAAAABP4/W-1k73orwRw/s1600/P1080736.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/-G13rtcgZS9U/TjhPIOEztRI/AAAAAAAABP4/W-1k73orwRw/s200/P1080736.JPG" width="184" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-IeqCmu5qQlo/TjhPHschGOI/AAAAAAAABP0/BnnqpnZ7qmg/s1600/P1080631.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://1.bp.blogspot.com/-IeqCmu5qQlo/TjhPHschGOI/AAAAAAAABP0/BnnqpnZ7qmg/s200/P1080631.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-wndbl8-dZZY/TjhPQmF8VVI/AAAAAAAABP8/2u1utYm8P2E/s1600/P1080769.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/-wndbl8-dZZY/TjhPQmF8VVI/AAAAAAAABP8/2u1utYm8P2E/s320/P1080769.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-8698567841274986334?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/8698567841274986334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=8698567841274986334' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8698567841274986334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8698567841274986334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2011/08/paris.html' title='paris'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Pd8cL73HrNo/TjhPGr91_bI/AAAAAAAABPw/sCoBvTlw0b8/s72-c/P1080629.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-6812840960166153036</id><published>2011-02-16T22:58:00.001+02:00</published><updated>2011-02-16T23:00:49.035+02:00</updated><title type='text'>suphattra land (สุภัทราแลนด์)</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TVG95KKtXQI/AAAAAAAABOI/OTYAoIkCZ1Y/s1600/P1070889.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TVG95KKtXQI/AAAAAAAABOI/OTYAoIkCZ1Y/s200/P1070889.JPG" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bu tatilde, akşam yemekleri dışında en çok fotoğrafı çektiğim yer Suphattra land olmuş. Suphattra land, tarımsal bir theme park. Meyve ağaçları, seralar ve göletlerle dolu büyük bir alanda gezip, çeşitli sıcak iklim meyvelerin nasıl ağaçlarda yetiştiğini kişi başı 25 liraya görebiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tayland'ın üç mevsimi var, biri kurak ve serin (30 derece), biri sıcak ve kurak (40 derece) ve biri de yağışlı (duşta sıcak suyu açınca yaşanan durum). Kum-deniz tatilcisi için en doğru sezonda gelmiş olsak da meyve bahçesi için yanlış zamanda gelmişiz. Sanki sonbahar sonu gibi, ağaçların birçoğu yapraklarını dökmüş, kel kel duruyor. Bu iklimde bitkilerin dinlenme dönemi olduğu için de meyve görece kıt. Buna rağmen, ağacında papaya &lt;i&gt;(solda),&lt;/i&gt;&amp;nbsp;mango, hindistancevizi, longan, ve muz görebildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık büfe meyve ve papaya salatası, mekanın bedava yemeği. Daha yaygın olan balkabağı rengi papayadan farklı olarak bu papaya salatalık tadına daha yakın. Daha önce marketten kazara almıştım, çok lezzetli birşey değil ama yeterince biber ve palmiye yağı ilavesiyle &lt;i&gt;(orta resim)&lt;/i&gt; birşeye benziyor. Ortada biber görünmüyor ama gerçekten acı. Çiğköfte misali yanında marul veriyorlar. Meyveler arasında en çok ilgimi çeken üzüm oldu (resimde yok). Yoğun kokulu üzümleri vardı.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-clnZF75C9ac/TVw3IkF2NiI/AAAAAAAABOM/Jmm6MZOi4aA/s1600/P1070900.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://4.bp.blogspot.com/-clnZF75C9ac/TVw3IkF2NiI/AAAAAAAABOM/Jmm6MZOi4aA/s200/P1070900.jpg" style="cursor: move;" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-NO5FKoHeQYk/TVw3TNHHyEI/AAAAAAAABOQ/giXH3emHsR8/s1600/P1070942.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/-NO5FKoHeQYk/TVw3TNHHyEI/AAAAAAAABOQ/giXH3emHsR8/s200/P1070942.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-8IVH8_05xzw/TVw3sJ0RiRI/AAAAAAAABOY/ed2rJxnzw4M/s1600/P1070945.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://2.bp.blogspot.com/-8IVH8_05xzw/TVw3sJ0RiRI/AAAAAAAABOY/ed2rJxnzw4M/s200/P1070945.jpg" style="cursor: move;" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-D1aesTACviY/TVw5S95SEWI/AAAAAAAABOc/IRFL7kCTb04/s1600/P1070953.JPG" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/-D1aesTACviY/TVw5S95SEWI/AAAAAAAABOc/IRFL7kCTb04/s200/P1070953.JPG" width="143" /&gt;&lt;/a&gt;Meyve harici diğer tarım ürünü orkideler. Epifit orkideler, iklimin müsait olması nedeniyle her yerde. Gezdiğimiz yerde, bunlarlar dolu bir sera da vardı. Bu konuda merağı olan biri değilim ama orkideler ilginç çiçekler, kimi ağır kokulu ve gösterişsiz, kimi ise cam kadar kokusuz ama renkli.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-D1aesTACviY/TVw5S95SEWI/AAAAAAAABOc/IRFL7kCTb04/s1600/P1070953.JPG" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-6812840960166153036?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/6812840960166153036/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=6812840960166153036' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/6812840960166153036'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/6812840960166153036'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2011/02/suphattra-land.html' title='suphattra land (สุภัทราแลนด์)'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TVG95KKtXQI/AAAAAAAABOI/OTYAoIkCZ1Y/s72-c/P1070889.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-1623017397379094160</id><published>2011-02-05T12:22:00.002+02:00</published><updated>2011-02-06T22:39:04.281+02:00</updated><title type='text'>Alışveriş, moda ve stil</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Blogspot verilerine göre erkek izleyiciden çok bayan izleyicim var, dolayısı ile bu konuya da değinmek istiyorum. Tavşan yılbaşının üstüne gezdiğimiz için hem dükkanları hem de müşterileri görme fırsatımız oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir Uzak Doğu gezgini gibi bol bol LV ve Gucci çanta gördüm. Tabi ki -Japon turistlerinkileri tenzih ediyorum- hepsi taklit. Taklit çantaların etkisinden midir bilmiyorum, vitrinden veya afişten bakınca bu çantalar çok &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_aNjbNvhx2II/R1IQJQ4RnrI/AAAAAAAAASE/pQu3alL9M0Q/s1600-R/louis.jpg"&gt;ucuz&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://thepursesandhandbags.com/wp-content/uploads/2009/07/Gucci-Bag-4.jpg"&gt;uyduruk&lt;/a&gt; duruyorlar...bence. Öte yandan Uzak Doğu'nun kendisi güzel, özgün ve satın alınabilir çantalar üretebiliyor. Aldık geldik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sogo.com.hk/en/home.html"&gt;&lt;b&gt;SOGO&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;, Hong Kong&lt;/b&gt;: Orta(-üst?) sınıfın yeri. Güzel çantalar var. İtalyan isimli Japon markası &lt;a href="http://www.pelle-borsa.com/"&gt;Pelle Borsa&lt;/a&gt; veya Japon isimli Hong Kong markası &lt;a href="http://www.hiroshima-japan.jp/"&gt;Hiroshima&lt;/a&gt; burada bulunabiliyor. LV-Gucci familyası orada yok, onlar için yolun karşısında &lt;a href="http://www.peninsula.com/Hong_Kong/en/Concierge_Choice/Shopping/default.aspx"&gt;The Peninsula&lt;/a&gt; otelinin dükkanlarına gidilebilir. Gitmedim, fiyatları görmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUxm_c2F1kI/AAAAAAAABN8/BIcIrGjPnHg/s1600/P1080020.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="183" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUxm_c2F1kI/AAAAAAAABN8/BIcIrGjPnHg/s200/P1080020.JPG" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Siam Paragon&lt;/b&gt;: Bangkok'da Siam meydanında büyük ve mağazaların çoğu lüks bir alışveriş merkezi. Güzelinden üç ipek kravat 120 lira, ama nereden aldık hatırlamıyorum, Boyner benzeri bir yerdi. Vertu ve Bulgari gibi bir sürü lüks mağaza var, karşılarında da manifaturacılar vardı, evet bildiğiniz elbise yapılmamış kumaş satıyorlar ama kumaşlar çok güzeller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen yanında bir konser/festival ortamı vardı. 60 bahta anime portremizi çizdirdik, Japon popu esintili müziği dinledik. Japon kültürü her yerde; sokakları 7eleven'lı, yolları Japon arabalarla dolu Tayland'da buna çok şaşırmamak gerek.&amp;nbsp;Kore arabası ilginçtir pek yok.&amp;nbsp;Bu Japon etkisinin iyi yanı... yemekle beraber içecek daha güzel içeceklerin olması. Soğuk ve aromalı &lt;a href="http://www.oishigroup.com/brand_beverage.php"&gt;yeşil çay&lt;/a&gt; ya da oolong çayı ülkemizde de görmek istediğimiz şeyler ama buzlu çay-kola (marka vermiyorum) emperyalizmine mağlup ülkemde zor bu işler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUxnUg3Hi3I/AAAAAAAABOE/88tpGHKTTIU/s1600/P1080046.JPG" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="176" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUxnUg3Hi3I/AAAAAAAABOE/88tpGHKTTIU/s200/P1080046.JPG" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Siam Paragon'un bulunduğu caddeden az aşağı yürüyüp sonra da Sukhumvit caddesinden 170+ km &lt;i&gt;düz&lt;/i&gt; gidince, Rayong'daki&lt;b&gt;&amp;nbsp;Laem Thong &lt;/b&gt;alışveriş merkezine varılabiliyor. Fotoğrafını çekmeyi unutmuşum, google'da da çıkmıyor pek birşey; link de yok. Burada çok uygun fiyata yerli malı tshirt-mayo bulduk. Turist işi bir yer değil, yerel halk için. Örneğin bir sürü mayo var, ancak bikini satmıyorlar. 7000+ km uzaktan Tayland'ı fahişesi-dönmesi ile çılgın bir yer diye biliyoruz ama aslında halk giyim ve fiziksel temas konusunda kapalı; bikini, kısa etek ve kolsuz tshirt burada yok. Bizde kravatlı yapılan işleri Tayland'da yapanlar iklim nedeniyle daha sade kıyafetli ama taksici bile t-shirt kullanmamaya itina ediyor. Neyse konu dağıldı, ne diyordum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Duty Free, Doha&lt;/b&gt;: Ortadaki lüks (evet RR) araba satılık değil, çekilişle tabi. Mekanın küçük olması nedeniyle çeşit biraz az. El Cezire televizyonu eşantiyonları almak mümkün, bardak, tişört ve kırtasiye sattıkları bir &lt;a href="http://aljazeera.aido.com/"&gt;dükkanları&lt;/a&gt; var. Arada sırada görevliler dükkanlara gelip vakti gelen uçakların yolcularına sesleniyor, normal yolla da anons ediyorlar ama yörenin insanını ille de birinin inek güder gibi gütmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-1623017397379094160?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/1623017397379094160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=1623017397379094160' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/1623017397379094160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/1623017397379094160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2011/02/alsveris-moda-ve-stil.html' title='Alışveriş, moda ve stil'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUxm_c2F1kI/AAAAAAAABN8/BIcIrGjPnHg/s72-c/P1080020.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-1394788191428679176</id><published>2011-02-01T22:49:00.001+02:00</published><updated>2011-02-01T22:58:03.982+02:00</updated><title type='text'>TAY101 - Tay Dili'ne giriş</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;br /&gt;Tay insanının konuştuğu ve yazdığı dili dört başlıkta incelemek istiyorum:&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUhxyLYAQLI/AAAAAAAABN0/CllAmbFK1EU/s1600/trenbileti.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUhxyLYAQLI/AAAAAAAABN0/CllAmbFK1EU/s320/trenbileti.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Tay yazısı:&lt;/b&gt; Kıvır kıvır bizim için harflere bölmesi bile zor bir yazı. Harfleri ve bazı kelimeleri seçebilmek için öğrenmek isteyebilirsiniz. Paranın üzerindeki sayılar da Tay rakamları, ama turist insanı için geçerli tüm rakkamlar Latin rakamları.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Serifsiz(?) Tay yazısı:&lt;/b&gt; Tay yazısının tarihi boyunca kullanılan yazım tekniğinden kaynaklı, harf farklılıklarını vurgulamak için kullanılan şey, halkalı/kıvrımlı yerler. Kesin özel bir adı vardır ama serif diyelim. İlanlarda kullanılan fontlarda bundan yok. Batılı yazısına benzemesi için a ve s'ye benzeyen ล ve ร harfleri ile ilk alfabeye hiç de benzemeyen harfler bunlar. Hangi fontla yapıyorlar onu da çözemedim gitti.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tay yazısının Latin harfleriyle yazılması:&lt;/b&gt; Bir çözüm gibi görünse de ayrı bir çözümsüzlük. Çünkü sizin gitmek istediğiniz havaalanı &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/BKK"&gt;Suvarnabhumi&lt;/a&gt; diye yazılsa da 'suvanapum' diye okunuyor. Kralın adı &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Bhumibol_Adulyadej"&gt;Bhumibol&lt;/a&gt; da 'pumipon' diye okunuyormuş. Bunun dışında, ilgilendiğiniz yerin adı farklı kaynaklarda farklı şekillerde yazılabiliyor, g00gle yapmak da zor bu nedenle; 'Ko Samet' ve 'Koh Samet' aynı yerler. Hatta biri tutmuş Kho Samet diye de yazmış o yeri.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tay insanının İngilizce konuşması:&lt;/b&gt; Bizim için anlaşılabilen birşey değil. Neyse, her ulus İngiliz'in dilini farklı farklı arızalarla konuşuyor, arızalar birbiriyle uyumluysa anlaşma, uyumsuz ise anlaşamama hasıl oluyor. Arızaları birbirine adapte etmek için ara eleman kullanılabiliyor; kocasından 'üzban' olarak bahseden Fransız kadını Tay insanına tercüme etmişliğim oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resim: İlgimi çeken tek Tay yazısı barındıran fotom. Neden hiç yazı çekmemişim bilmiyorum, belki de hiç anlamadığımdan...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-1394788191428679176?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/1394788191428679176/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=1394788191428679176' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/1394788191428679176'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/1394788191428679176'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2011/02/tay101-tay-diline-giris.html' title='TAY101 - Tay Dili&apos;ne giriş'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUhxyLYAQLI/AAAAAAAABN0/CllAmbFK1EU/s72-c/trenbileti.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-4498058354044101636</id><published>2011-02-01T22:39:00.001+02:00</published><updated>2011-02-01T23:11:33.378+02:00</updated><title type='text'>kazığımızı nerelerden yedik?</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUhjI0wVk7I/AAAAAAAABNs/vHii9C1wYbo/s1600/pickpocket.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUhjI0wVk7I/AAAAAAAABNs/vHii9C1wYbo/s320/pickpocket.jpg" width="237" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Tayland diye web'de arayınca karşınıza ilk çıkan şeylerden biri kazıklanmak. İnsanlar Tayland'da nasıl kazıklandıklarını anlatsınlar diye web siteleri var.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu konuda Tayland yönetimi tedbirler almamış değil, zira Güneydoğu Asya'nın 2. büyük ekonomisinde milli gelirin %6'sı turizmden geliyor. Her yerde turizm polisi'nin numarası kocaman yazılı. Ancak, ortalama turist insanının Tay diline ve kültürünü bırakın evrensel anlaşmaya uzak olması ve yerel halkın yaratıcılığı (bkz: resim) turistin kaderini pek değiştiremiyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biz Tayland'da en büyük kazığı tuk-tuk'ta, takside ya da '&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Thai_gem_scam"&gt;thai gem scam&lt;/a&gt;' ile yemedik. &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Wat_Pho"&gt;Wat Pho&lt;/a&gt;'da uyarıldığımız gibi 'Tay olmayan yankesici çetesi' ile de karşılaşmadık şükür. Taksimetreli taksicimiz bizi dolaştırmadı, taksimetresiz kiraladığımız araçlar da wikitravel rayicinden götürdü getirdi. En büyük kazığı Accor grubu otellerinden yedik. Sabit camlı, kafa çevirip bakınca nehir görüntülü odaya nehir manzaralı diye fiyat farkı koyup satan Ibis ve yemekleri Avrupa standartlarında fiyatlanmış Novotel Rayong bu kazıkları atan yerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında, turistik yerde SD kart fiyatı Türkiye'nin 4 katı olabiliyor. Sordum öğrendim, birkaç kötü fotoyu silip yoluma devam ettim. Onca para verip bir günlük yoldan sonra gittiği yerde kamerasının belleği dolan turistin neden olduğu arz-talep dengesizliği ve vahşi kapitalizmle açıklanabildiği için kazıklama olarak sınıflandırmıyorum. Bu ortam Batı'da olsaydı 4'ün yerine gelecek rakkam çok daha yüksek olabilirdi diye düşünürüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Birşeyin kıymetini aleni olarak abartmayı (ing: overrating) da kazıklama kapsamında değerlendirirsek, sevgili havayolu şirketimizi de anmam gerekiyor:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUhnne7AcEI/AAAAAAAABNw/mgbWK1tJoYg/s1600/doh-as-in-simpsons.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUhnne7AcEI/AAAAAAAABNw/mgbWK1tJoYg/s320/doh-as-in-simpsons.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beş yıldızlı da olsa üç yıldızlı da olsa herkes aynı uçakları kullanıyor. Boeing, Airbus, Tupolev, Embraer vs. Herkes aynı havaalanından kalkıyor, herkes hemen hemen aynı catering firmasını kullanıyor. Sunulan imkanlar da uçağın ve altyapının sunduklarıyla sınırlı: aynı havayolu gidişte sıcak havlu dağıtıp dönüşte dağıtmıyorsa, bu uçaktan kaynaklanan bir durum. Havayolunuz altı yıldızlı olsa da boarding pass'inizi alırken anlaşma/anlaşamama ölçünüz yerel halkla anlaşma ölçünüzle bağlı. Boeing-Airbus (veya yan sanayi şirket) bir yenilik yapıyor, havayollarının hepsi kendi markalarıyla bunu satıyorlar. Tabi ayıracak parası olan havayolu bunu daha çabuk alıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;First-biznıs klas uçup karşılaştıracak kadar imkanım olmadı, vatandaş sınıfı cinsinden değerlendirmemi yapıyorum ve yazıyorum: Singapur veya &lt;a href="http://www.cathaypacific.com/"&gt;Cathay Pacific&lt;/a&gt; ile uçmadım bilemiyorum ama Katar havayolları'nın reklam malzemesi beş yıldızını oturduğumuz ekonomi koltuklarından pek göremedik. Emirates/THY ile Air Berlin arasında bir performans verdi diyebilirim. Servis yavaş, yemek ince naylon kaplardan, plastik kaşıklarla yeniyor; su mor renkli plastik bardaklardan, çay ise kağıt bardaklardan içiliyor. Öte yandan, Emirates ve THY, tekrar kullanılabilir sert plastik kaplar ve metal kaşık-bıçak veriyor, estetik, ergonomi ve sağlık açısından daha olumlu buluyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Onun dışında, yerde yaşadıklarımız artılı eksiliydi: Ankara'da biz sormasak bizi Bangkok'tan arayıp (saat farkı var, kaçta nerede arayacaklardı?) otel rezervasyonunu yapacaklardı. Bangkok'da transit durumumuzu anlatamadık, çok direttik. Dediğimiz olmadı ama CIP kısmından pasaport kontrolü için kart verdi. CIP ne demek bilmiyorum ama important person olmak güzel birşey, girişte bir buçuk saat pasaport kuyruğu beklediğimiz Bangkok'tan kuyruğa girmeden çıktık. Dönüşte 8.5 saat bekleme nedeniyle Doha'da bir otel odası ve yemekler bedava. Otel pasaportu alıkoydu ama hanımı koluma takıp dışarı çıkmam çok hayırlı değil zaten. 8 saatten az beklemeler için terminal binası emrinize amade, ama ortam hijyen, rahatlık ve düzen açısından sorunlu. &amp;nbsp;Bence İstanbul Esenler otogarının (AŞTİ bile diyemiyorum bakın) alacağı yıldızdan bir azına layık olan Doha Havalimanına &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/DXB"&gt;DXB&lt;/a&gt; veya &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/BKK"&gt;BKK&lt;/a&gt; ile aynı yıldızı veren Skytrax, ikinci şişirme vukuatını da yapmış böylelikle.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-4498058354044101636?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/4498058354044101636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=4498058354044101636' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/4498058354044101636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/4498058354044101636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2011/02/kazgmz-nerelerden-yedik.html' title='kazığımızı nerelerden yedik?'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUhjI0wVk7I/AAAAAAAABNs/vHii9C1wYbo/s72-c/pickpocket.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-2482972177161126961</id><published>2011-02-01T21:40:00.001+02:00</published><updated>2011-02-01T23:06:33.151+02:00</updated><title type='text'>tayland...</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUhgF_FMTJI/AAAAAAAABNo/pYQIXZNJUzM/s1600/watpho.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUhgF_FMTJI/AAAAAAAABNo/pYQIXZNJUzM/s200/watpho.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Geçen yıl iç savaş ortamında birkaç saat gördüğüm Tayland'da bir hafta geçirme fırsatım oldu. Gidiş nedeni bayi toplantısı olmayınca Pattaya'sız, bir yanda biriken milleri uçuşa çevirerek ucuz yollu gitme derdi olunca da Phuket'siz bir Tayland gezisi oldu; Bangkok'dan sonra Rayong'a gittik.&lt;br /&gt;Tayland'ın kurak mevsimini de görmüş oldum; 30 derece sıcaklık, İzmir'i hatırlatır nem oranı güzel olsa da nebat (ve haşarat) çeşidi daha az, her türlü meyve yok piyasada. İç savaş olmaması ve turizm sezonu nedeniyle sokaklar dolu dolu.&lt;br /&gt;X bir yerde görülen buda heykelinin ya da plajın güzelliği her yerde yazıyordur, ben biraz daha farklı birşeyler yazayım istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-2482972177161126961?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/2482972177161126961/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=2482972177161126961' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/2482972177161126961'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/2482972177161126961'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2011/02/tayland.html' title='tayland...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TUhgF_FMTJI/AAAAAAAABNo/pYQIXZNJUzM/s72-c/watpho.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-841832724740492640</id><published>2010-07-25T00:20:00.002+03:00</published><updated>2010-07-25T00:42:50.282+03:00</updated><title type='text'>üç saatte en sadesinden amsterdam...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEtYCH6KWwI/AAAAAAAABKs/9wOacFmUhi8/s1600/P1070339.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEtYCH6KWwI/AAAAAAAABKs/9wOacFmUhi8/s200/P1070339.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bugün Amsterdam'a gittim, tren birazdan Feyenoord stadının yanından geçecek, Brüksel'e doğru yoluna devam ediyor olacak. Brüksel'den gidebileceğim en ucuz enternasyonal yer Hollanda idi. Paris, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Aachen_Cathedral"&gt;Aachen&lt;/a&gt; ya da Lüksemburg'a gitmenin yarı fiyatına gittim Amsterdam'a.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırsam Konya kadar bi ülke ama, bir günde Hollanda, üç buçuk saatte Amsterdam gezilemeyeceğini öğrendim, dönüyorum. Bol yürüyüş, sıfır müze veya sergi, sıfır redlight district. Yolculuk, saat 8:23'deki backpacker dolu trenle başlamıştı. Dönüş treni yaşlı amcalar ve teyzeler ile dolu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hollanda tarımda ileri bir ülke, hayran kaldım diyeyim. Tarlalardaki ürün çeşitliliği şaşırtıcı; lalesinden patatesine her bir şey var. Bunda ülkenin sulaklığı ve ılımanlığı bir etken belki, ama bir özen ve araştırmacılık olmasa olmaz bu işler; bizimkiler olsa çevirip çevirip arpa-buğday ekerlerdi. Sayelerinde tren yolu kenarında otlayan &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Alpaca"&gt;alpaka&lt;/a&gt; da gördüm. Buradan alabileceğiniz en güzel hediyelik de çiçek; şehir merkezinde bir sürü ilginç bitkiyi, tohumunu ya da soğanını uygun fiyatlara alabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarlaların yanından -betondan gibi durmayan- kanallar akıyor, sanırsam oradan bir şekil suluyorlar ama aynı yerde buğday da yetişiyor (sarı sarı kuruyabiliyor). Evlerin hemen dibinden kanal geçiyor, ama bodrum katları var. Hollanda altyapısını çözemedim. Türkiye'deki belediye başkanı adaylarının önkoşul olarak bir yıl burada bir yıl da Hong Kong'da staj yapmasını diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEtXvpvG3yI/AAAAAAAABKk/7oP09OJrJAs/s1600/P1070333.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEtXvpvG3yI/AAAAAAAABKk/7oP09OJrJAs/s200/P1070333.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Amsterdam istasyonunda hızla biletimi alarak hollanda işi theme park Zaanse Schans'a gittim, peynirimi aldım, yeldeğirmenli fotolarımı çektim. Trenle gidilebilen ama tarlaların ortasında bir yer. İlginç bir şekilde Rus ve Japon turist kaynayan bir yer. Çok büyük bir yer olmasa da kartpostal işi fotoğraf sahnesi olarak randımanlı. Yeldeğirmenleri bedava, ıvır zıvır müzeler ve tuvalet paralı. Dönüşte haritamı aldım, şehri gezmeye başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEtXlyyuaoI/AAAAAAAABKc/1w1dA2SwvIw/s1600/P1070383.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEtXlyyuaoI/AAAAAAAABKc/1w1dA2SwvIw/s200/P1070383.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Coffeeshop önünden geçtiğim sahneleri saymazsak, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/PG-13"&gt;PG-13&lt;/a&gt; bile olmayan bir Amsterdam seyahatini gerçekleştirdim, bitirdim, şimdi trene oturdum. Amsterdam çok güzel bir şehir. İstasyondan merkezli, müzeler bölgesine kadar olan yarım daire çok güzel bir yer. Gerisini boşverin. Kanallar var, bisikletler var sürüsüyle. Dışarıdan gördüğüm kadarıyla yeni gelene bisiklet biraz zor, bazı temel kuralları öğrenmek, bir bilenle gitmek, yaya yollarına çok dalmamak gerekli. Yeni gelenin de bisiklet yolunu boş kaldırım belleyip atlamaması gerek; tabi bu çok çabuk öğrenilecek birşey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanallara göre kendinizi hizalandırınca kaybolmak zor ama sokak atlamama, her sokağı bulma kaygısı içindeyseniz, turist bürosunun haritası probleme neden olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEtXVAtxibI/AAAAAAAABKU/G9IgdUs0FTM/s1600/P1070348.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEtXVAtxibI/AAAAAAAABKU/G9IgdUs0FTM/s200/P1070348.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Yemek:&lt;/b&gt; Salamura &lt;a href="http://nl.wikipedia.org/wiki/Hollandse_Nieuwe"&gt;ringa&lt;/a&gt; balığımı yedim. Bu aralar mevsimi imiş, wikitravel'a göre. Biraz kılçıklı (ama sirkeli salamuradan dolayı kılçıklar yumuşak) ve ne olduğu anlaşılmıyor. Buranın kokoreçi gibi birşey olabilir. Waffle, iyi bir düşünce değil. Çok güzel peynirler var, hangisi ne kadar orijinaldir bilmiyorum ama aldım götürüyorum birşey :D Amsterdam'da yaptığım en çılgın şey, Hawaii Hamburger (evet ananaslı) yemek oldu. Tadı kötü değil ama gerek yok böyle birşeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Diğer:&lt;/b&gt; Hollanda veya belçika özelinde söylemiyorum, bir sürü kocaman işyeri tipi binada 'te huur' (kiralık) yazıyor, acaba sık bina değiştirmek bir gelenek mi yoksa ülkecek topu dikme durumu mu var, anlayamadım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-841832724740492640?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/841832724740492640/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=841832724740492640' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/841832724740492640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/841832724740492640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2010/07/uc-saatte-en-sadesinden-amsterdam.html' title='üç saatte en sadesinden amsterdam...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEtYCH6KWwI/AAAAAAAABKs/9wOacFmUhi8/s72-c/P1070339.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-8802745269499083098</id><published>2010-07-23T22:27:00.006+03:00</published><updated>2010-07-25T00:45:53.668+03:00</updated><title type='text'>bir Belçika şehrinden manzaralar</title><content type='html'>Şu vakte kadar Brüksel, Anvers, Gent, Bruges ve Leuven gördüm. Hepsini ayrı ayrı yazıp uğraşamayacağım an itibariyle. Yarına &amp;nbsp;gezi planlamam gerek. Hepsinde olan şeylerden derliyorum, topluyorum ortaya karışık yazıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEnqht13RcI/AAAAAAAABKM/L9oGXtfRySg/s1600/P1060657.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEnqht13RcI/AAAAAAAABKM/L9oGXtfRySg/s200/P1060657.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Grote Markt:&lt;/b&gt; Şehrin meydanı. Bir tarafta çan kulesi (katedral demedim), belediye binası (Stadhuis) ve lonca evleri. Çan kulelerini toptan &lt;a href="http://whc.unesco.org/en/list/943/multiple=1&amp;amp;unique_number=1100"&gt;UNESCO kültür mirası&lt;/a&gt; yapmışlar. Eski zamanda, meydana bakan binalarda çeşitli zanaatlerin loncaları varmış. Şimdi alayı kafe-restoran olmuş. Meydandaki veya yakındaki katedral, katolik binası olsa da ferah görünebiliyor.. Viyana'daki &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Stephansdom"&gt;Stephansdom'&lt;/a&gt;la kıyaslayıp söylüyorum.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Meydanda ya da Yakınında Kafe-Restoran:&lt;/b&gt; &amp;nbsp;Yemek için çok randımanlı yerler değiller. Bazıları -öyle görünmese de- kafe/restoran zinciri olabilir. Servis genelde yavaş. Bunun birkaç nedeni olabildiğini gördüm:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Altı kuru keyfi yerinde tok satıcı Fransızca konuşan garson. (Brüksel'in İskender Kebap'ı Chez Leon'un garsonu&lt;sup&gt;(*)&lt;/sup&gt;)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Koşu ayakkabılarını giymiş, tüm masaları elden geçirmeye çalışan, 50+ yaşlarındaki mal sahibi Flaman garson. (Gent'deki midyeci. Leon'u boşverin, yarım saatte trenle buna gidin.)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Biraz tembel, biraz da 'bunlar yiyip kalkarsa dükkan boş görünür' kaygılı, İtalyan aksanlı, g.t kadar dükkanda nasıl arazi olduğunu anlayamadığım garson. (Leuven meydanında pizzacı)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Menü ve sipariş için o kadar bekledikten sonra 'Buradaki masalara yemeksiz oturtmuyoruz' diyip bizi kovan, kafe mi restoran mı olduğu belli olmayan yerin PakHindisan asıllı garsonu. (Anvers)&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Normal insanlar normal zamanda hangi normal yerlerde yiyorlar, bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEnpazp8gDI/AAAAAAAABKE/I_83sjDWOgE/s1600/P1070120.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEnpazp8gDI/AAAAAAAABKE/I_83sjDWOgE/s200/P1070120.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Beguinage:&lt;/b&gt; Türkiye'de ve Avrupa'nın diğer birçok yerinde olmayan bu kavramı anlamadan önce biraz wikipedia okumam gerekti. Dilim döndüğünce anlatayım:&lt;br /&gt;Almanlar yenilince yenildiğimizi söyleyen tarih kitaplarımız, "Doğu'nun zenginliğini kıskanıp 'Din elden gidiyor' ayağıyla gelen"&lt;sup&gt;(**)&lt;/sup&gt; Haçlıları anlatır ya.. Onların baya bir kısmı, bu &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Low_Countries"&gt;aşağı ülkeler&lt;/a&gt; coğrafyasından gelme. Haçlıların evde tek başına kalan hanımları, anaları kurmuş bu yapıları. (O zamanlar) Şehrin az dışında, kapalı bir kampuste &amp;nbsp;sade bir hayat tarzı benimseyip ruhban sınıfa girmeden Tanrı yolunda çalışmak isteyen kadınların yeriymiş &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/B%C3%A9guinage"&gt;Beguinage&lt;/a&gt; yapıları.&amp;nbsp;Leuven'dekinde hala yaşayanlar vardı, öğrencilere vermiş olabilirler. Alçakgönüllü ve sessiz bir muhit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İstasyon:&lt;/b&gt; Eve dönüş noktanız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEnpNyCBMmI/AAAAAAAABJ8/VvFkAmJCnyM/s1600/P1070133.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEnpNyCBMmI/AAAAAAAABJ8/VvFkAmJCnyM/s200/P1070133.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Göçmen mahallesi:&lt;/b&gt; Biraz ürkütücü. Buraya geldiyseniz kaybolmak üzeresiniz. Kayboldunuz demiyorum çünkü genel beğeniye göre turistik yerin iki sokak ötesinde başlıyor. Helal et, baklava ve yufka ekmek bulmak mümkün, sıhhi bulmayıp gayri helale yönelim çok olası. Sokakta duyduğunuz boğaz temizleme sesi, konuşulan dilin bir parçası olabilir, hemen sonrasında yere atılacak balgamın habercisi olabilir. Dükkanların yarıdan fazlası kapalı görünümlü. Schaerbeek görmedim, ekteki foto Anderlecht'den.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yardımsever halk:&lt;/b&gt; Bir defa olsaydı yazmazdım, iki günde bir yaşadım yazıyorum. Elinizdeki şehir haritasını evirip çevirmek, 'size yardım edebilir miyim' diye yanınıza gelecek insanları çekebilir. Telaşlanmayın. Dünya görüşleri, lafta değil harekette "&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Good_Samaritan_law"&gt;İyi Samiriyeli&lt;/a&gt;" olmak şeklinde.. Tabi bu konuda kanunlar da var; bu ülkede başı sıkışanı görüp yardım etmemek yasadışı. Bu paragrafı sevgili arkadaşım Ayazma'ya adadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sahaf:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;Flamanca ve Fransızca (ve arada İngilizce) kitap bulmak için iyi bir yer. Anvers ve Leuven'de güzel sahaflar, uygun fiyatlar var. Türkiye'de de var sahaf, bazen severek uğruyoruz :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Dil karmaşası:&lt;/b&gt; Herkes her an herhangi bir dil konuşabiliyor, belli bir şeyi işine gelen dilde anlatabiliyor. Sahaftaki kasiyer, ziyarete gelen arkadaşının Flamanca dedikodularını dinleyip İngilizce cevaplayabiliyor, trendeki haşarı 3-5 yaş grubu çocuk işine gelince Flamanca işine gelince İngilizce konuşabiliyor. Kondüktör zaten üç-dört dil biliyor. Şu an içinde bulunduğum yerin Rue de la Blahblahblah gibi uzun bir adı var, Flamancası pek daha kısa ve anlamlı. Şehir haritası bilingual olunca bir sürü yazı var üstünde. Sadece Fransızca veya sadece Flamanca harita mantıklı olabilir. A, bir yandan da şöyle bir durum var, tren biletleri bilingual değil. Otomattan alıyoruz, bazen Fransızca geliyor bazen Flamanca. Daha Fransız yöresine de gitmedik ama hayırlısı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum dile -politik nedenlerden ya da az lehçe farkı olduğu için- Hollandaca denmiyor sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(*) Bursa'nın İskenderi dedim, adı çıkmış ama bir numarası bulunmayan birşeyle analoji kurabilmek için. Beni misafir eden arkadaşım, benim gözüm Leon'da kalınca oradan hızla uzaklaştırmıştı, varmış bir bildiği, kendisi orada hiç yememiş olsa da... Servis biraz yavaş ve özensiz. Midyeler küçük ve etsiz. Komple kerevizli kabuk getirdiler ya. Hesap daha az ama kilo hesabına vurunca Gent'deki daha ucuzdu.&lt;br /&gt;(**) Wikipedia'da yazmıyor öyle birşey. Haçlıların başka ciddi nedenleri de varmış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-8802745269499083098?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/8802745269499083098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=8802745269499083098' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8802745269499083098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8802745269499083098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2010/07/bir-belcika-sehrinden-manzaralar.html' title='bir Belçika şehrinden manzaralar'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEnqht13RcI/AAAAAAAABKM/L9oGXtfRySg/s72-c/P1060657.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-8523340667557898700</id><published>2010-07-22T20:41:00.003+03:00</published><updated>2010-07-22T22:00:44.601+03:00</updated><title type='text'>brugge</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEh-us2xjUI/AAAAAAAABJk/CFGe5JR0V28/s1600/P1060689.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEh-us2xjUI/AAAAAAAABJk/CFGe5JR0V28/s200/P1060689.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0780536/"&gt;Filmi&lt;/a&gt; var evet. En dandik kamerayı kullanan en amatör turistin bile düzineyle kartpostal resmi çekebileceği yer. Her yer turist kaynasa da gezmesi hoş ve huzurlu. Bir noktadan sonra üç şeye takıldım kaldım:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Ya eski bina bizde de var ama bir cephe bu kadar mı düzgün olur? Buraya gökten yağmur yağıyorsa bize asit mi yağıyor? Kısacası, 1400-1500'lerden kalma diye pazarlanan binaların çoğunun yeniden yapılma seviyesinde ciddi restorasyon gördüğüne inanıyorum.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bir sürü suya nazır, cümle kapısı sokağa değil de kanala açılan bina var ama hiçbiri oturmalık kullanmalık gibi durmuyor. Hani bir dönem kullanıyorlardır belki, kapının önünde kayığı parketmişlerdir falan.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;s&gt;Sanatçı &lt;/s&gt;Resimci bolluğu: Flaman okulu diye birşey var, Van Eyck'lı, Bruegel'li.. Hatta, Salvador Dali'nin de Brugge'de kalmışlığı varmış. Dali'nin kalması belki de Brugge'ün Avrupa'nın ilk turistik yerlerinden biri olması nedeniyle. Şimdiki resimci ve sokak göstericisi bolluğuna bir anlam veremiyorum ama. &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Arnolfini_Portrait"&gt;Van Eyck&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_Peasant_Wedding"&gt;Brueghel&lt;/a&gt; varken buraları başka diyarlarmış. Ticaret ve burjuvazi varmış, dini kesim kuvvetliymiş; resim sanatı talep edecek bir kesim varmış. Gelen geçen turisten ilham çıkmaz; turistin adını pirinç tanesine yazar yollarsınız olur biter :P&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEh_rS6ufsI/AAAAAAAABJ0/oxHzvuRDeP0/s1600/P1060721.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEh_rS6ufsI/AAAAAAAABJ0/oxHzvuRDeP0/s200/P1060721.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Kısacası, Brugge bir noktadan sonra Grimm Kardeşler motifli Disneyland tadı geliyor. Eski bina Belçika'nın her yerinde var. Brugge, başka içerik (alışveriş, çağdaş hayat) yönünden diğerlerine göre çok zayıf. Turiste yönelik Türk sahil kenti gibi bir yer diyerek aşağılama serimi tamamlıyorum.&lt;br /&gt;Belçika'nın gezilesi şehri var, ama adı herkes için Brugge değil. Diğer gördüğüm yerleri de yazacağım hele biraz toparlayayım.&lt;br /&gt;Bu arada, Brugge o kadar pahalı bir yer değil, Brüksel ve Knokke ile karşılaştırınca. Tabi en ucuz yer de değil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-8523340667557898700?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/8523340667557898700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=8523340667557898700' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8523340667557898700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8523340667557898700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2010/07/brugge.html' title='brugge'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEh-us2xjUI/AAAAAAAABJk/CFGe5JR0V28/s72-c/P1060689.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-2782980342341778532</id><published>2010-07-22T10:24:00.003+03:00</published><updated>2010-07-22T10:31:54.754+03:00</updated><title type='text'>Ulusal tatil</title><content type='html'>Flamanca ya da fransızcadan kelime-kelime çevirince böyle oluyor :P Belçikalı okurları -varsa- kızdıracak ama basit bir şekilde günün anlam ve önemini anlatayım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEfvDeYNDOI/AAAAAAAABJE/1E7bCReX9TM/s1600/P1060911.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEfvDeYNDOI/AAAAAAAABJE/1E7bCReX9TM/s200/P1060911.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bilmemkaç yıl önce, Belçikalılar -Napolyon döneminde bağlandıkları- Hollanda'dan ayrılmak istemiş.. Açık olan krallık kadrosu için de Rus ordusunda generallik deneyimi olan Saksonya-Coburg-Gotha'ların &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Leopold_I_of_Belgium"&gt;Leopold&lt;/a&gt;'ünü çağırmışlar, 21 Temmuz'da da tahta çıkarmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEfvO0dCqgI/AAAAAAAABJM/_o7sT9uyO2c/s1600/P1060926.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEfvO0dCqgI/AAAAAAAABJM/_o7sT9uyO2c/s200/P1060926.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Brüksel'in Atatürk Kültür Merkezi olmadığı için herşey sokak içinde oluyor. Buna, sokak içine getirilmiş F-16 dahil. Geçit töreninin olduğu cadde, Bahçeli 7 eninde. Geçit töreni öncesinde ziyaret edilebilen bir sürü devlet kuruluşu standı var, çoğu da interaktif (ama 12- yaş kitlesinin ilgisini çekecek şekilde); itfaiye hortumu kullanmak, polis köpeği gösterisi izlemek veya bina tepesinden adam kurtarmalı tatbikat izlemek mümkün. Büyükleri de sıkmamak için yeni kimlik kartlarının tanıtımı gibi şeyler var. Burada verilmek istenen mesaj tabi ki 'gelirinizin yarısını vergi olarak alıyoruz ama onlarla faydalı birşeyler yapıyoruz.' Kısacası, buranın &lt;s&gt;cumhuriyet&lt;/s&gt; krallık bayramında dışarıda yapılabilecek birşeyler var. Bana göre, bizdeki gibi yürüyen insanları izlemekten (ya da alternatif olarak alışverişe gitmekten) daha iyi birşey. Diğer taraftan, iki 19 Mayıs'da (adı uzun olduğu için yazmadım :P) karton kaldıracam diye birer ay hayat ritmim kaymıştı. Burada insanlar, kendi işlerini sergiliyorlar, daha doğal şeyler yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEfvX9ndgAI/AAAAAAAABJU/3hUDKygNnA0/s1600/P1060927.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEfvX9ndgAI/AAAAAAAABJU/3hUDKygNnA0/s200/P1060927.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEfv0lBHCaI/AAAAAAAABJc/6FDy-0D-qMc/s1600/P1070013.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEfv0lBHCaI/AAAAAAAABJc/6FDy-0D-qMc/s200/P1070013.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bu güzel günde Belçika parlamento binasını da gezme şansım oldu. Parlamento binasından çıktığımızda tören başladı; Kral 2. Albert (resimdeki amca) halkı selamladı.&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası, bu adamları ha ayrıldı ha ayrılacak diye biliyoruz. Buna rağmen bayram kutluyorlar, sıradan vatandaş bayram kutlamaya giderse görebileceği birşeyler var. Devlet-halk ilişkisini daha sağlıklı kurmuşlar. Alalım kullanalım demiyorum... çiçek dalında güzel.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-2782980342341778532?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/2782980342341778532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=2782980342341778532' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/2782980342341778532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/2782980342341778532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2010/07/ulusal-tatil.html' title='Ulusal tatil'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEfvDeYNDOI/AAAAAAAABJE/1E7bCReX9TM/s72-c/P1060911.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-3893524723786201995</id><published>2010-07-21T11:32:00.000+03:00</published><updated>2010-07-21T11:32:05.020+03:00</updated><title type='text'>Buranın nesi meşhur, nesi burnumuzun dibine kadar gelmiş</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEatx3ukh6I/AAAAAAAABI0/rGFdcDW7dRs/s1600/P1060701.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEatx3ukh6I/AAAAAAAABI0/rGFdcDW7dRs/s320/P1060701.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Antep'den İmam Çağdaş baklavası gelir, Bolu'dan saray helvası, Kayseri'den pastırma, Mersin'den kerebiç, Finlandiya'dan salmiaki, İsveç'den reçel, Almanya'dan marzipan… ama Belçika'dan gelebilecek birşey yok aq. &amp;nbsp;Belçika'ya ait ünlüleri hemen sayalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Pralin çikolata: Gidin x pastanesine, kız isticez vs diyin, size bir çikolata paketi yapsınlar. kutusunu da çikolata kilosundan satsınlar. Aha size Belçika çikolatasının aynısı. Buraya çikolata fiyatından kutu kakalama gelmemiş henüz. O değil de, başka tür çikolata seviyorum ben.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bruges danteli: Annenizin çeyiz sandığında var benzerleri. Zaten Bruges dantelini de Çin'den yapıp getiriyorlar-mış.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İşleme yastık örtüsü: Bir öncekindeki gibi. Desenler farklı diye alabilirsiniz.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Tahta ayakkabı: burada da var. Giyilebilir olanları acayip iri, bavula sığmaz. Evet, bu konuda bir fizibilite çalışması yaptım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çizgi roman: Milliyet Çocuk alayının Türkçe versiyonlarını yayımladı. Zaten "Püsküllü ve Çilli"nin "&lt;a href="http://jeantabary.free.fr/series/c&amp;amp;j.htm"&gt;Corinne et Jeannot&lt;/a&gt;" olduğu ya da "Tilki Vezir"in "&lt;a href="http://tvtropes.org/pmwiki/pmwiki.php/Main/Iznogoud"&gt;Iznogoud&lt;/a&gt;" olduğu bilgisi google'da yok (merak ediyorsanız arayın) Türkçe isimlerinden gidip aramanız zor. Hem Flamanca mı öğreneceksiniz. Uğraşmayın böyle şeylerle.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;Buraya gelmeden önce, bunun bir problem olduğunu, adamların çok kötü bir ülkeleri olduğunu düşünüyordum. Gecenin köründe yazdığım şu sıralarda, diyebilirim ki, &lt;i&gt;bunların hepsini vakti zamanında o kadar iyi tanıtmışlar ve benimsetmişler k&lt;/i&gt;i benim jenerasyonuma hiçbiri orijinal gelmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların dışında neler var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEavSERP9lI/AAAAAAAABI8/oi2TPtGkYcI/s1600/P1060642.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEavSERP9lI/AAAAAAAABI8/oi2TPtGkYcI/s320/P1060642.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Patates kızartması: Hakkat çok güzel patates kızartması yedim. Az yağlı, üstelik McDonalds-Burger King kokusu olmayanından. Türkiye'de de istiyoruz bu teknolojiyi.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Midye: Kerevizle soğanla haşlama/buharda pişmiş midye. Pilavının olmaması nedeniyle kontrolsüzce mideye oturacak kadar çok yenebiliyor. Önünüze gelen kocaman tencereyi bitirmek zorunda değilsiniz, arkanızdan koşarsa koşsun midyeler.&amp;nbsp;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Vlaamse stoofkarbonaden (Carbonade vlamande) : Birada pişmiş et. Güzel ve ucuz bir yemek. Porsiyon boyu problemi burada da var. Sanırsam burada 'bir buçuk porsiyon' gibi bir mefhum yok, direk duble porsiyonu veriyorlar. O nedenle de fiyatlar tr'nin iki katı gibi gelebilir.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de şöyle bir laf var: 'Belçika bira ülkesi' diye. Evet doğrudur. Burada da iki nokta var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Turist çekmek için onyüzbinmilyon çeşit bira sattığını söyleyen yer var. Efes bile satarak bunu sağlıyorlar, herhangi bir t anında orada efes var mıdır bilmiyorum, gidip orada efes ismini garsona zikrediyorsanız da devamını okumayın sayfayı da kapatın.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Belçika biralarının bir alkol problemi var. Alkol oranı iki haneli olunca susuzluğu gidermek veya karnı doyurmak amacıyla içemedim. Bir oturuşta da bir bardaktan fazlası fazla geliyor, çok tadım da yapamadım bu nedenle. Kötü birşey içmedim diyor, konuyu kapatıyorum.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-3893524723786201995?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/3893524723786201995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=3893524723786201995' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/3893524723786201995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/3893524723786201995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2010/07/burann-nesi-meshur-nesi-burnumuzun.html' title='Buranın nesi meşhur, nesi burnumuzun dibine kadar gelmiş'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEatx3ukh6I/AAAAAAAABI0/rGFdcDW7dRs/s72-c/P1060701.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-794111395979969213</id><published>2010-07-21T11:14:00.003+03:00</published><updated>2010-07-21T12:00:42.710+03:00</updated><title type='text'>brüksel - gidiş...</title><content type='html'>Belçika'ya gidecekseniz 'arkadaşınıza' gitmeyin. Bir tomar evrak istiyorlar. Vukuatlı nüfus kayıt örneği verdim konsolosluğa, öyle diyeyim. O kadar çok evrak vardı ki gişedeki evrak gözünden sığmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEarnlAxAVI/AAAAAAAABIk/tq76tNB0oQQ/s1600/P1060525.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEarnlAxAVI/AAAAAAAABIk/tq76tNB0oQQ/s320/P1060525.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Gidişte, uçağın Tuna Ovası'nın, Avusturya'nın, Bavyera'nın üzerinden uçtuğunu, Ren Nehri'ni geçtiğini görmek mümkün. Gözlemci bireye uçak yolculuğu eğlenceli birşey; arazi toplulaştırmasıdır, ekin çeşididir, bina dikme geleneğidir hepsi görülebiliyor. Hatta, Bavyera ve batısınının &lt;a href="http://maps.google.com/maps?f=q&amp;amp;source=s_q&amp;amp;hl=en&amp;amp;geocode=&amp;amp;q=Nuremberg,+Germany&amp;amp;sll=37.0625,-95.677068&amp;amp;sspn=39.456673,73.300781&amp;amp;ie=UTF8&amp;amp;hq=&amp;amp;hnear=Nuremberg,+Bavaria,+Germany&amp;amp;ll=50.036525,7.530956&amp;amp;spn=0.062627,0.143166&amp;amp;t=h&amp;amp;z=13"&gt;girintili çıkıntılı ormanlarına, aradan kıvrılan yollarla bağlı köylerine&lt;/a&gt; bakıp 'Kırmızı başlıklı kız da çıksa çıksa bu diyardan çıkardı' demek mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir THY markası olan AnadoluJet'in AtlasJet'e yaptırdığı uçuşun kaptan pilotu, bunların bir kısmını tur rehberi tadında anlattı, dili döndüğünce. THY &lt;a href="http://www.airlinequality.com/Airlines/TK.htm"&gt;4 yıldızlı&lt;/a&gt; bir havayolu olabilir, ama THY markası olan AnadoluJet'in AtlasJet'e yaptırdığı bu sefer değildi. Yıldız işinden anlamıyom ama 5 hiç değil, 4 değil. Hatta yıldızları uçuş emniyetinden bile kırptım, sade vatandaş bilgimle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçağın içindeki bir tatsız durum da gürültü idi, uçaktaki Türkçe konuşan ama Türk pasaportu olmayan güruhu hemen 'aman alamancı bunlar' diyip damgaladım kulaklığımı taktım ama gezip gördüğüm şunu da dedirtti bana: Belçika, &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=schaerbeek"&gt;Emirdağlıyı&lt;/a&gt; öpsün başına koysun. Etraftaki üstün insan ırklarından biri Emirdağlılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEarvGkk8dI/AAAAAAAABIs/njnfVxfV5nw/s1600/P1060536.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEarvGkk8dI/AAAAAAAABIs/njnfVxfV5nw/s320/P1060536.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;2. Dünya Savaşı sonrasındaki işgücü açığını vatandaşlarımızı alt seviye işlerde istihdam ederek çözen Belçika, taşıma suyla değirmen döndürmeyi alışkanlığa bağlamış. Bizimkiler daha iyi işlere terfi ettiğindendir belki, &amp;nbsp;oradan buradan şuradan gelen adamları toplamış çalıştırıyor. Bunların bir kısmı (örn. &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ma%C4%9Frip"&gt;Mağripliler&lt;/a&gt;) zor insanlar, banliyö trenindeki gürültülerini duyduktan sonra uçakta yaşadıklarımı tatsız olarak adlandırmıyorum. Etraftaki bu çeşitlilik, vize için verdiğim anlamsız evrak yığınını anlamlı hale getiriyor, hatta eksiklikler bile buluyor. Belçikalının kendisinde de var işsiz güçsüz evsiz barksız etrafta gezinen adam; filtre mekanizması dışarıdaki aylağı uzak tutsa da içerideki aylak için bir çözüm bulunamamış. En azından Mağripli -alt sınıf da olsa- bir işte çalışıyor, sistemin içinde. Sistemin asalağı değil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-794111395979969213?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/794111395979969213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=794111395979969213' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/794111395979969213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/794111395979969213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2010/07/bruksel-gidis.html' title='brüksel - gidiş...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/TEarnlAxAVI/AAAAAAAABIk/tq76tNB0oQQ/s72-c/P1060525.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-2869626291387769515</id><published>2010-05-22T22:30:00.002+03:00</published><updated>2010-05-24T00:18:17.432+03:00</updated><title type='text'>macau, dönüş falan filan...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_mJDrrnG1I/AAAAAAAABIE/iRbNbwIx0mw/s1600/makao-stpaul.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_mJDrrnG1I/AAAAAAAABIE/iRbNbwIx0mw/s200/makao-stpaul.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;Makao işini tam planlayamamışım. Ööle 15 dakikalığına görüp bir arkadaşa bile bakamadan gittik geldik. Kardeşimin bu işlere canı sıkıldı. Neyse. Gitmeden önce onda bunda çok vakit harcadık. Çok verimli bir günümüz olmadı. Bu gezide neler öğrendik biraz özetlemek istiyorum:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_mKwED-pAI/AAAAAAAABIM/35r5OT1Qa5k/s1600/th-taxi.JPG" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_mKwED-pAI/AAAAAAAABIM/35r5OT1Qa5k/s200/th-taxi.JPG" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;Turist kazıklama konusu: Başkaları kısa yoldan para kazanıyor... adamların kestirme yolu bu. Sağda: taksicinin tanıtma plakası. İsmini kapatması tamamen kendi niyetinden.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;Bangkok'da o kadar çok kral resmi görüp, Rama V anıtından Rama VI yolu işaretini görüp Rama IX yolundan biryerlere gidip kafayı karıştırınca (bizim Kızılay'daki yol kesişimi gibi :P) ve gökdelenlerin arasından tüten dumanı görünce gidip okunuyor birşeyler&amp;nbsp;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/L%C3%A8se_majest%C3%A9#Thailand"&gt;*&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Bhumibol#L.C3.A8se_majest.C3.A9"&gt;*&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/National_United_Front_of_Democracy_Against_Dictatorship"&gt;*&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/People%27s_Alliance_for_Democracy"&gt;*&lt;/a&gt;. Neyse böyle işte. Adamlar biraz bize benziyolar bazı yönlerden, işleri zor. Tayland görmek, bir miktar okumaya da sevketti, o açıdan güzel oldu. Bu arada, havaalanı küf kokulu olsa da duty free konusunda Dubai'den daha iyiler bence; IST gibi bir Niederegger cenneti olmasa da kurutulmuş meyve, kesme orkide veya uzak doğu tıbbı ürünleri pek bol. İki-üç kiloluk ambalajda Yeni Zelanda &amp;nbsp;malı &lt;a href="http://www.shopenzed.com/anchor-instant-milk-powder-xidp158183.html"&gt;süttozu&lt;/a&gt;, DXB için özel üretim Avustralya &lt;a href="http://www.patons.com.au/"&gt;şekerlemesi&lt;/a&gt;, burc el-arab şekilli şişede &lt;a href="http://www.fatiin.sg/prodindex.asp?prtyp=DAT&amp;amp;sno=779"&gt;parfüm&lt;/a&gt; arıyorsanız adresiniz başka tabi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;Çin'e gidip bavul ticareti yapıp gelmek diye birşey yok. Orada satılan herşey burada da var. Üstelik burada anasının gözü anlaşması zor satıcılar satmıyor. Birşey almaya motive gitmeyin. Çin, herşeyin ucuz olduğu yer değil. Meyve, kıyafet Tayland'dan Malezya'dan gelebiliyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_mY0kaeaRI/AAAAAAAABIU/G1goBEVeMgw/s1600/IMG_2860.JPG" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="133" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_mY0kaeaRI/AAAAAAAABIU/G1goBEVeMgw/s200/IMG_2860.JPG" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;Shenzen'de Dafen Yağlıboya Köyü'ne gitmiştik, böyle iki-üç Maltepe Pazarı bir alanda üç katlı binalar var, deste deste yağlıboya satıyorlar :P. Oraya gitmektense LV çanta/IWC saat köyüne gitmeyi çok isterdim, ama nedense basının ya da Internet dünyasının bize göstermediği, bize bilgi sunmadığı şeyler bunlar.&amp;nbsp;Hani Discovery Channel/National Geographic aslında problemli görünse de çok problemli olmayan iş kolları hakkında yayın yapar ya... Taklit Louis Vuitton çanta ya da taklit IWC saat ne aşamalardan geçer, bunları yapanların sigortası ödenir mi, yazılı iş akdi yapılır mı, taklit saati satanın yapanın motivesi nedir... bunları biri anlatsa çok aydınlanırdık.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;HK'daki çeşitli yasak tabelaları konusunda Shenzen'i ve Tsuen Wan'ı görünce biraz aydınlandık. Çin normu, Batılı normlarından biraz farklı. Sesli bir şekilde boğaz temizlemeyi müteakip yere tükürmenin normal olduğunu çok kişi anlatmıştır, ben bir defa daha anlatayım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_manuDqN4I/AAAAAAAABIc/Nn9lqn13NJA/s1600/IMG_2745.JPG" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_manuDqN4I/AAAAAAAABIc/Nn9lqn13NJA/s320/IMG_2745.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;Dönüş işi 30 saat sürdü, sancısız gibi oldu ama sağlığa pek yararlı bir iş değilmiş. Bir dahaki seyahate nereye gidilebilir, bilemeyiz. Muson iklimini biraz daha öğrenmem lazım. Yağmuru duştaki su ılıklığında yağan Tayland havasını geçtim, HK havası geçen gidişime göre daha nemliydi. Bünyeler dayansa da &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87iy_noktas%C4%B1"&gt;çiy noktası&lt;/a&gt;(?) 20 derecenin üstünde klimalı ortamdan dışarı çıkınca objektifler bir 'hohhh' yapılmış gibi buğulanıyor, görülebilen şeyler azalıyor. 'Dumanlı dağlar gibi' gökdelen fotoğrafı çekmek mümkün oluyor ama, ... di mi Polyanna? :P&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Lucida Grande'; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 11px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-2869626291387769515?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/2869626291387769515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=2869626291387769515' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/2869626291387769515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/2869626291387769515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2010/05/macau-donus-falan-filan.html' title='macau, dönüş falan filan...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_mJDrrnG1I/AAAAAAAABIE/iRbNbwIx0mw/s72-c/makao-stpaul.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-2455061507472974858</id><published>2010-05-20T17:01:00.002+03:00</published><updated>2010-05-20T19:01:16.092+03:00</updated><title type='text'>Shenzen</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_VAmxuE6uI/AAAAAAAABH8/5d-Evqrhmok/s1600/Image033.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_VAmxuE6uI/AAAAAAAABH8/5d-Evqrhmok/s320/Image033.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Shenzen için saat 6:30'da kalktık. Saat 7:30'da otobüse bindik, daha otelin çevresindeki rahip kılıklı dilenci mesaisine başlamamıştı. Yarı uyanık çıkınca fotoğraf makinesi otelde kalmış. Gezinin devamında anladığım kadarıyla bunda pişman olacak birşey yok.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Shenzen, Hong Kong metrosundan indikten sonra kirli kahverengi akan bir nehri kapalı-klimalı bir köprüden geçerek varılan bir yer. Pasaport kontrolünde beni sorgu odasına çektler(*), neyse ki rehberimiz durumu halletti bir şekil.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Tur şirketi, bizim için bir grup vizesi ayarlamış. İkisi Melbourne'lü, ikisi Brisbane'li dört Avustralyalı, Maori bir Auckland'lı ve biz vardık. Alışveriş turunun tek erkeği neden benim diye çok sormadım, hatamla bir günümü yaşadım.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Şehrin tek property developer'ının devlet olması nedeniyle gecekondulaşma falan pek olmamış, kocaman yollar yapmışlar -ya da biz görmedik :P Vaktimizin yarısı otoyol seyahatiyle geçti; 1980'de 30,000 nüfuslu bir kasaba olan Shenzen, günümüzde 10 milyoncuk nüfuslu büyük bir şehir. Deng Xiaoping, Hong Kong'un dibine özel statü verip bir ticaret ve üretim üssü inşa etmiş.&amp;nbsp; Arazi bol işgücü daha ucuz olsa da Hong Kong estetiğini yakalayamamış, kim ne derse desin var bir estetik Hong Kong'da. İç göçle büyümüş bir şehir olduğundan, şehrin hakim dili (Kantonca değil) Mandarin. Aradaki farkı çok anlayamıyorum, ama farklı diyeyim. Buna ek olarak, şehirde farklı Çin lehçeleri de konuşuluyor. Kulak ayırt ediyor, o kadar, ismi cismi ne bu lehçelerin deseniz söyleyemeyeceğim.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Bir sürü yalan dolan yer gezdikten sonra sınır kapısının hemen karşısındaki Luohu (Kantonca: Lo Wu) alışveriş merkezine girdik. Yer, Mong Kok'daki Ladies Market'in beş katlısı. Ladies Market da eski Maltepe Pazarı'nın kilometre uzunluğunda geniş bir caddede olanı sahi. Satıcı tacizi çok yoğun. Çin Halk Cumhuriyeti, WTO üyesi olana kadar taklit işi çok karlıymış. Şimdi eski tadı yokmuş diyorlar, ama mekan baya kalabalıktı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Fiyatlar, Ladies Market'dan çok da farklı diil. Alınacak tek şey, çay. En üst katta çok süper bir çay dükkanına gittik, beyaz ve yeşil çay aldık. Çay tadımı: ücretsiz.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Hong Kong'a vardığıma hiç bu kadar çok sevinmemiştim.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;(*) Dönüşte de bu pasaport işinde arıza çıkmasıyla anlaşıldı ki, grup vizesinde benim soyadım u ile yazılmış, oysa ki pasaportta ü var. U/Ü farklılığının arızaya neden olduğu bir ülkeymiş Çin. Aman dikkat.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-2455061507472974858?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/2455061507472974858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=2455061507472974858' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/2455061507472974858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/2455061507472974858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2010/05/shenzen.html' title='Shenzen'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_VAmxuE6uI/AAAAAAAABH8/5d-Evqrhmok/s72-c/Image033.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-836532811334767757</id><published>2010-05-19T13:53:00.000+03:00</published><updated>2010-05-19T13:53:05.317+03:00</updated><title type='text'>HK-19 Mayıs...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_PCuhMhUaI/AAAAAAAABHU/RAUAYEvBNo0/s1600/hk19mayis1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_PCuhMhUaI/AAAAAAAABHU/RAUAYEvBNo0/s320/hk19mayis1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Sabah gezimiz, Tuen Mun'da balık pazarı gezmesiyle başladı. Evliya çelebi çekmiyorum, gelip görmeniz lazım; adamlar hala solungaçları oynayan balık kafaları satıyorlar. National Geographic'de derin deniz belgesellerinde görebileceğiniz türde, uzun dişli ve şeffaf derili yılan formlu balıklar da var. Deniz canlısı olmasa da bir varil dolusu kara kurbağası da vardı. Demek talep var satıyorlar :).&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Şehrin turistsiz ve görece uzak yeri Tuen Mun'da İngilizce az, herkes kendi halinde yaşıyor. Yaşlı nüfus, şehir merkezine göre baya fazla.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_PC0SFmgOI/AAAAAAAABHc/9hVn0zEeWI0/s1600/hk19mayis2.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_PC0SFmgOI/AAAAAAAABHc/9hVn0zEeWI0/s320/hk19mayis2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Tuen Mun'dan dönüp Hong Kong parkındaki çay müzesine gittik. Flagstaff çay müzesinin sayesinde, küçük demliklerin nasıl kullanıldığını, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Oolong_Tea"&gt;oolong çayının&lt;/a&gt; nasıl demlendiğini öğrendik. Demlik ve fincanlar sıcak suyla ıslatılıyor, demliğin 2/3'ü çayla dolduruluyor, demlik taşana kadar suyla doldurulup hemen fincanlara dolduruluyor.. ama içilmeyip atılıyor. Çay yapraklarını yıkamak içinmiş. Sonrasında, bir daha su konuyor, bu sırada fincanların ve demliğin dışı sıcak suyla yıkanıyor, 2-3 dakika içinde bu shot bardağından ufak fincanlara servis yapılıyor. Sonuç: Ehlikeyiflik her toplumda var.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;North Point'deki dolaşmamız sırasında hediyelik aradık, kardeşime kağıttan ejderha baktık. Bu sırada, tütsü, sahte para, kağıttan altın külçeleri ve &lt;a href="http://www.mcphee.com/shop/products/Chinese-Paper-Deluxe-Men's-Clothing-and-Accessories.html"&gt;kağıttan gömlek&lt;/a&gt;-omega saat (şekildeki gibi) satan bir yere gittik. İngilizcesini anlatmakta zorlandığımız için kantoncam bir kelime daha ilerledi. '&lt;a href="http://www.nciku.com/search/zh/detail/%E9%BE%99/1309777"&gt;Ejderha&lt;/a&gt;' diyebiliyorum artık. &lt;a href="http://zh.wikipedia.org/zh/File:SCB_100note_2003.jpg"&gt;Standard Chartered&lt;/a&gt;'ın parasını gösterdik, ölülere yakmalık para anladı. Paranın üstündekini gösterince de olmadı. En son sağ kolumla alkollü eller havaya ortamında bile yapmayacağım bir figür yapıyordum. Neyse, bir süre kapatıyorum yerli halkla irtibatı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_PC9kUNd-I/AAAAAAAABHk/fL-gWkulQCE/s1600/hk19mayis3.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_PC9kUNd-I/AAAAAAAABHk/fL-gWkulQCE/s320/hk19mayis3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Monocle'ın tavsiyesi üzerine gittiğimiz &lt;a href="http://maps.google.com/maps?f=q&amp;amp;source=s_q&amp;amp;hl=en&amp;amp;geocode=&amp;amp;q=Java+Road,+88,+Hong+Kong&amp;amp;sll=22.292406,114.200504&amp;amp;sspn=0.011217,0.017552&amp;amp;ie=UTF8&amp;amp;hq=&amp;amp;hnear=88+Java+Rd,+Hong+Kong&amp;amp;ll=22.292114,114.199276&amp;amp;spn=0.011217,0.017552&amp;amp;z=16"&gt;Java Road Cooked Food Centre&lt;/a&gt;, Kantonca konuşamayan dergi okurlarının -hele ki monocle okurlarının- %99'unun sevmeyeceği bir yer; helali mekruhu geçtim öncelikle anlaşma problemi olacak :) İngilizce menü yok. Tabi, alt kattan girip önce et sonra da &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Durian"&gt;durian&lt;/a&gt;(*) kokusundan yemek katına ulaşmanın da bir etkisi var. Geçen gittiğimde o muhitte kalmıştım, tahmin etmeliydim. :D Tabi geri dönüp Causeway Bay'de yerel hamburgerciye gitmek daha iyi bir fikir miydi bilmiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Geçen gelişimde Hong Kong'u neden sevdiğimi Causeway Bay'e gidince anladım; Hong Kong'da Japon esintili (evet tuvalette sabun yok!) alışveriş merkezi gezmemiştim.&amp;nbsp;Bunlardan birkaç tane var, birine girip wii motion plus almayı başarabildim.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Öğlen çiseleyen yağmur, saat beş gibi baya hızlandı. Hava tahminlerine göre metrekareye 6 kilo yağmur bekleniyormuş. Otele erken dönüş, benim için Internet, kardeşim için müze gezme zamanı. Yağıştan karşı kıyı görünmüyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Octopus card'ların bedava kullanımı bugün sonu itibariyle bitti, kredimizi yükledik. Ancak, yarını Shenzen'le, Cumayı Macau ile geçirme planı sayesinde metrodan çok seven eleven'la kullanacağız sanırım. Rivayete göre &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Octopus_card"&gt;Octopus Card&lt;/a&gt;, Hong Kong okullarında yoklama amacıyla da kullanılıyormuş.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;(*) 'Meyvelerin kralı' durian, sadece büyüklüğünden dolayı meyvelerin kralı. Rivayete göre Singapur'da toplu taşım araçlarına durian ile binmek yasakmış. Temmuz ayında organik çöpleri iki gün çıkartmazsam çöp kutusundan gelen koku aha durian kokusu. Geçen gelişimde çok bir bağ kuramamıştım meyve ve koku ile, şimdi kurabiliyorum. Tabi böyle kokan ve böyle kocaman birşeyi satın almadık.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Pazardan &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Mangosteen"&gt;mangosteen&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Longan"&gt;longan&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Pitaya"&gt;pitaya&lt;/a&gt; aldık, özellikle longan pek de güzeldi. Meyvelerin Türkçelerini bilmiyorum, çarşıda pazarda görürsem, adlarını düzeltirim :P&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-836532811334767757?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/836532811334767757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=836532811334767757' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/836532811334767757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/836532811334767757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2010/05/hk-19-mays.html' title='HK-19 Mayıs...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_PCuhMhUaI/AAAAAAAABHU/RAUAYEvBNo0/s72-c/hk19mayis1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-3380508653233391066</id><published>2010-05-18T16:29:00.004+03:00</published><updated>2010-05-20T16:34:33.177+03:00</updated><title type='text'>HK-18 Mayıs...</title><content type='html'>&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Biraz daha erken kalkarak rush hour'ı yakalayabildik ucundan. Cafe de Coral'da iğne atacak yer yok. Yan taraftaki McDonald's açık ama tam takır.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_U6Mmuv2TI/AAAAAAAABHs/MJbiP7mw8mQ/s1600/gun21.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_U6Mmuv2TI/AAAAAAAABHs/MJbiP7mw8mQ/s320/gun21.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;WiFi hotspot işini baya bir kaptık. Mesela, Hong Kong parkının WiFi'ı var, ancak parktaki nem nedeniyle su kenarında açık hava wi-fi, bir sürü böcek ısırığı demek. Parkın en güzel özelliklerinden biri olan kuş evi geçen geldiğimde kapalıydı, doyasıya gezme fırsatımız oldu. Dev bir kafesin içine girip bol bol kuş fotosu çekme imkanı var. Ücretsiz. Daha iyi fotolar, kardeşimin makinasında kaldı.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Bugün hava güzel olduğu için Victoria Peak'e çıkmak istemiştik, geldiğimiz gün 400+ metrelik 2 IFC'nin tepesi dumanlı dağlar hesabı bulutların içindeydi. Bugün hava iyi, yağış yok, klimalardan sokağa damlayan su haricinde, ki baya büyük bir su miktarı bu :P. Ancak çok kişi bizim gibi düşünmüş olmalı ki Peak Tram'de iki seferlik kuyruk vardı. Başka bir güne bıraktık.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Buraya gelmişken, gidebildiğimiz kadarından Çin'e de gidelim dedik. Shenzen (Şen-jen gibi okunuyor) turu için Sheraton'ın içindeki bir yere gittik. Türk insanı, günlük vizeyle Shenzen'e gidebiliyormuş, acentanın dediğine göre. Hayırlısı, Perşembe günü göreceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_U6XhC8TCI/AAAAAAAABH0/QBWHnmCb69g/s1600/gun23.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_U6XhC8TCI/AAAAAAAABH0/QBWHnmCb69g/s320/gun23.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Günün son alışverişini, Stanley Road'dan tripod alarak yaptık. Kowloon'daki alışveriş modelinin tersine, buradaki dükkanlar pek efendi, az pazarlıklı ve çok özelleşmiş çeşitli. Günün sonunda Stanley Road'da gittiğimiz Vietnam lokantası da pek verimli çıktı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Bugün, yorgunluktan ağrıyan ayak tabanları nedeniyle biraz erken bitti, yine de otele döndüğümüzde saat sekizi geçmişti.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-3380508653233391066?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/3380508653233391066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=3380508653233391066' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/3380508653233391066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/3380508653233391066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2010/05/hk-18-mays.html' title='HK-18 Mayıs...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_U6Mmuv2TI/AAAAAAAABHs/MJbiP7mw8mQ/s72-c/gun21.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-2384511380108084375</id><published>2010-05-17T20:13:00.005+03:00</published><updated>2010-05-19T07:23:55.841+03:00</updated><title type='text'>HK-17 Mayıs</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Helvetica; font-size: 12px;"&gt;Sabah kalkıp otelin yakınındaki &lt;a href="http://www.cafedecoral.com/"&gt;Cafe de Coral&lt;/a&gt;'dan kahvaltımızı ettik. Süper otomatize bir yer, sistem olaraktan McDonald's ekolünden farklı. Bir kişi İngilizce siparişlerden İngilizce olmayan sipariş fişlerini hazırlıyor ve tahsilatı yapıyor. Fiş, mutfağa anons yapan birisine veriliyor. Mutfaktan gelen yemeği diğer aşamadaki personel koyarken içeceği de son eleman koyuyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_NnekJeTNI/AAAAAAAABG8/C4s1EZyAbnM/s1600/gun11.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_NnekJeTNI/AAAAAAAABG8/C4s1EZyAbnM/s320/gun11.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Yürüyüş turu broşüründeki ilk durağımız, çok güzel bir parktı. Düzen-tertip bol kontrol sinyaliyle sağlanıyor. Bu park ve sonraki tapınak konusunda ikinci bir post daha yapacağım.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_NnlBPgDtI/AAAAAAAABHE/eRF6AT4UfSk/s1600/gun13.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_NnlBPgDtI/AAAAAAAABHE/eRF6AT4UfSk/s320/gun13.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Kowloon_Walled_City"&gt;Kowloon walled city&lt;/a&gt;, hani şu seksenli yıllar karanlık karate filmlerinde geçen uyuşturuculu, mafyalı ve izbe Hong Kong mekanı-ymış. -mış, çünkü doksanların başında dümdüz edip park yapmışlar. &lt;a href="http://88bw.net/bio/hongkong-airport.jpg"&gt;Eski havaalanının &lt;/a&gt;yakınındaki bu 40000+ nüfuslu mahalle, en ortasındaki tarihi yönetim binası haricinde yıkılmış ve güzel bir park olmuş. Fikir vermesi açısından maketi yandadır. Anlayacağınız, insanlar konteyner ebatlı evlerde yaşayıp çalışıyorlarmış. Pardon, mübağla oldu, konteynerdan ufak bunlar...&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Geçen geldiğimde bağrından geçtiğim ama çok fazla ilgilenmediğim sahte saat ve çanta işine kardeşim sayesinde bulaştım bu sefer. Bir ara, anlayamadığımız bir anons oldu ve kız elindeki çantalarla kayboldu. Sonrasında, bizi peşine takıp pazarın arkasındaki koridordan bir lokantaya götürüp lokantanın da arka odasına soktu. Kardeşim, gösterilen LV çantalardan birinin çok uyduruk, diğerinin pahalı olduğunu söyledi. Kendisi için de uygun bir çanta bulamadı. Kırkbeş dakikalık uğraş boşunaymış anlayacağınız. Bu arada, saat de baktık bir miktar… Kardeşim, sipariş edilen saatten de bulamadı. Neyse, güzel bir macera oldu. Saat fiyatları: Plastik renkli saatler 3TL; markalı, mekanizmalı (otomatik) veya quartz saatler 60TL. Deri kayışlı olanlarda hep 'Genuine Leather' ibaresi de var. Marka kadar gerçek.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_NnwycPAQI/AAAAAAAABHM/FMOlb1PJEEA/s1600/gun14.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_NnwycPAQI/AAAAAAAABHM/FMOlb1PJEEA/s320/gun14.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Günün bilançosu: Bir Cartier saatim oldu. Yerseniz. İyi LV taklidi pahalı. Çanta alacaksanız da kasmayın, gidin en kral deri olanından alın bir Türk dükkanından.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Günün yemeklerini, Kowloon Walled City yakınlarındaki bir Kamboçya lokantasında ve Yau Ma Tei'deki bir Vietnam lokantasında yedik. Yenilebilirlik oranı yüksekti.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-2384511380108084375?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/2384511380108084375/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=2384511380108084375' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/2384511380108084375'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/2384511380108084375'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2010/05/hk-17-mays.html' title='HK-17 Mayıs'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_NnekJeTNI/AAAAAAAABG8/C4s1EZyAbnM/s72-c/gun11.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-99703532481760734</id><published>2010-05-15T17:47:00.001+03:00</published><updated>2010-05-18T11:53:02.100+03:00</updated><title type='text'>HK-Yeniden..</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_JVAaRuGjI/AAAAAAAABGk/E6zGIiwcZ6k/s1600/bkk1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_JVAaRuGjI/AAAAAAAABGk/E6zGIiwcZ6k/s320/bkk1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Geçen seneki iki günlük Hong Kong gezintisinin biraz daha kapsamlısını bu sene kardeşimle yapıyoruz. Kardeşim için ilginç bir gezi olacağı kesin, benim kendim için dileğim, bunun bir teletubbies programının ikinci yarısı olmaması.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Bu sefer, bir farklılık olarak duraklama işini Bangkok'a bıraktık. Dubai'de kısa bir molanın ardından bangkok'a beş saatliğine vardık. Çatışma haberlerinin çokluğu nedeniyle Bankgok'a giden uçakta yolcu sayısı pek azdı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Beş saat, uzun bir süre olduğu için dışarı çıkmayı düşündük. Çatışmalar, şehrin ticari merkezinde ama sarayın uzağında olduğu için sadece saraya gitmeye karar verdik. Duraklama işi mecburiyetten, zira non-stop uçakta sadece bussiness koltuk kalmıştı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Baharatlı yemek kokan bir uçaktan, küf kokulu&amp;nbsp; terminale, oradan da vıcık vıcık nemli bir havaya çıktık. Taksi standından, canlı pembe renkte, baharat kokulu bir taksiye bindik. Taksiciye -yürüyüp dolaşma umuduyla- kral V. Rama anıtına gitme direktifi verdik ama yağmur mevsimi kendini gösterdi. Gittiğimiz gün, nemli bir hava ve ılık bir yağmur vardı. Sanki yağmur yağıyor, buharlaşıp tekrar bulut oluyor ve tekrar yağıyordu. Coğrafya derslerindeki su çevrimi sanki çok küçük bir alanda olup bitiyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_JVLiuqmiI/AAAAAAAABGs/HPmtCXiNi28/s1600/bkk3.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_JVLiuqmiI/AAAAAAAABGs/HPmtCXiNi28/s320/bkk3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Genelde Bankgok hoş yer gibi. Her tarafta kralın resmi var. Bizdeki Atatürk bolluğunu eleştiren bir insan idim, şimdi çok abartmıyor olabiliriz diyorum. Bugünlerde, ülkenin gömlek rengi konusunda bir uzlaşı problemi var, herhalde ülkeyi bir arada tutan tek güç 80+ yaşındaki sayın Kral. Doğrudan çatışma görmedik ama şehrin yüksek binalı kısımlarından dumanlar yükseliyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Denir ki, Tayland'a insanlar Taylandlıları s..mek için geliyor. Wikitravel'ı ve çeşitli siteleri okursanız da, Tayland insanı, Tayland'a gelenleri s..yor. Birinci için bir niyet göstermesek de, Tayland insanının ikinci için gösterdiği niyeti ufaktan görme fırsatımız oldu.&amp;nbsp; Taksiye istemsiz olarak 150 baht (6 lira falan) bahşiş verdik. Taksimetre Tayland'da opsiyonel bir donanım olduğundan dolayı bu miktar çeşitli durumlarda daha da artabiliyor. Bütün bunlara rağmen, Tayland gezimiz için çok fazla baht gerekmedi, kardeşimin ıslanan ayakkabılarının yerine aldığımız ayakkabıları saymazsak 50 euroya gelenler şunlar: bir şemsiye, buzdolabı magneti,&amp;nbsp; saraya iki kişilik giriş bileti ve havaalanından saraya gidiş-dönüş-taksi beklemesi (zira uygun taksici bulur muyuz diye tırstım beklettim).&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; min-height: 14.0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_JVV0hmLyI/AAAAAAAABG0/pCBB-b-ZtQ0/s1600/bkk2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_JVV0hmLyI/AAAAAAAABG0/pCBB-b-ZtQ0/s320/bkk2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: 12.0px Helvetica; margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px;"&gt;Bir saatlik saray gezisi ve toplam bir saatlik taksi yolculuğundan sonra Suvarnabhumi'ye geri dönüp uçağımıza bindik. Save tuşuna bastığım şu an HK'a 20 dakika mesafedeyiz. Hadi hayırlısı.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-99703532481760734?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/99703532481760734/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=99703532481760734' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/99703532481760734'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/99703532481760734'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2010/05/hk-yeniden.html' title='HK-Yeniden..'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/S_JVAaRuGjI/AAAAAAAABGk/E6zGIiwcZ6k/s72-c/bkk1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-3515551793874429195</id><published>2009-11-26T19:30:00.003+02:00</published><updated>2009-11-28T22:43:34.052+02:00</updated><title type='text'>İstanbul..</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Sw68KOYQcPI/AAAAAAAABFE/3yREGp43YfM/s1600/P1060187.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Sw68KOYQcPI/AAAAAAAABFE/3yREGp43YfM/s320/P1060187.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408467086363095282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Günlerden perşembe ve Dubai'ye vardım. 6 gündür yerden yüksek yatakta yatmamıştım, aradaki saat farkını gakını gukunu saymıyorum, ikidir 'gece' olarak tanımladığım zaman dilimlerinde yatakta yatmamıştım. Tuhaf bir his. Uçak, sabah ezanıyla Dubai'ye indi, doğrudan otele transfer yaptilar. Duş almak ve temiz iç çamaşırı giymek (satıyorlar) güzel şey.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Kendime gelince kahvaltya aşağı indim. 2 saatlik Dubai şehir turu yapıyorlarmış. Az pazarlıkla cepteki küçük dolarlar ve bozuk eurolarla tura katıldım. Bozuk para yenleri kakalama çabalarım sonuçsuz kaldı. Üç Hintli, bir Bengladeşli, bir Kenyalı ve bir de ben arabaya bindik, Pakistanlı şoförümüzle yola çıktık. Tur derken de parasına göre tabi. Binaları gördük, fotoğraflarımızı çektik, arada Pakistanlı şoför bizi çekti. Bayram döneminde çalışıyor olmaktan kaynaklı bir burukluğu vardı, inceden hissettirdi bunu Hintlilerin "Etraf niye tenha, herkes nerede?" sorusunu cevaplarken.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Tur sayesinde, palmiye adasını, Burc el Arab otelini, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Palm_Jumeirah"&gt;palmiye adasının&lt;/a&gt; gudik monorail'ini ve klimalı otobüs duraklarını görme şansım da oldu. Soran olursa görmedim demicem. Burc el Arab'ın (TDK'ya göre Burj-al diil. Okunduğu gibi...) gördüğümüz fotoları pek bir rötüşluymuş. Otel kesinlikle öyle maavi bir bina değil. Aldanma olmasın.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Uçak boarding alanı, Japonya'dakinden daha heterojen, harala gürele. LV çanta yok gibi. Boarding anonsu yapıldı, sonrasındaki davranışlarımla  tren istasyonunda ikili sıra yanaşık düzen yapan Japonya halkından daha kopamadığımı gösterdim. &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Boeing_777-300ER#777-300ER"&gt;Boeing 777&lt;/a&gt;, büyük bir uçak. Boarding ve bagaj bekleme problemli, bu nedenle parti parti boarding var. "Now boarding families" diye bir tabela gösterip küçük çocuklu anneleri hedefleyen görevliler, parmağında alyansı olan bi sürü kişiyi çıkışa kümeleştirdiler. Demek ki kötü çeviri her yerde. Hemen ardından benim  içinde bulunduğum partiyi anons ettiler. Küme daha da büyüdü. Sigortalarım attı, arapların bir kısmının da mesaj alabilmesi kaygısıyla İngilizce "Burada kuyruk yok mu" diye bağırdım. Bir süre sessizlik oldu, sonrasında ortamın kaotiklik katsayısı azaldı biraz. Bu kadar saatlik yorgunluğun da etkisi vardı belki de böyle yapmamda. İyi oldu, boşverin. Şımarık yolcularla uğraşıp kariyerlerini tehlikeye atmak istemeyen expat çalışanların yapması gerekeni birinin yapması gerekiyordu.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Akşam yemeğinde çin yemeği ya da kebap istiyor canım. Kokmamak için iki gündür baharatsız Japon yemeklerinden tüketiyorum, körili pirinç hariç yani. Oysa ne de güzel kokuyordu Osaka'da. Esenler'den bir istasyon sonraki alışveriş merkezine gitim yemek için. Koca alışveriş merkezinde Çin lokantası yokmuş. Neyse. Kayseri Mutfağı gördüm, yağlamamı istedim.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Otobüse binip Bursa aktarmalı Eskişehir'e varınca hedef noktaya gecikmeli de olsa varmış oldum. Bir dahaki gezmeye kadar yazacak çok birşey yok.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-3515551793874429195?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/3515551793874429195/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=3515551793874429195' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/3515551793874429195'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/3515551793874429195'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/11/istanbul.html' title='İstanbul..'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Sw68KOYQcPI/AAAAAAAABFE/3yREGp43YfM/s72-c/P1060187.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-8371996445131025405</id><published>2009-11-25T16:30:00.002+02:00</published><updated>2009-11-26T19:28:52.575+02:00</updated><title type='text'>Oops!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Sw66lW4duLI/AAAAAAAABE8/L-QRC-xJydQ/s1600/P1060118.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Sw66lW4duLI/AAAAAAAABE8/L-QRC-xJydQ/s200/P1060118.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408465353478879410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Sevgili okur,&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Bu satırları Japon hava sahasının serhat boylarından yazıyorum. Blog yazma keyfine uçaktan Kansai bölgesini görünce vardım. Gelirken kullandığımız güney rotasındansa uçağımız kuzeyden gidecekmiş. Gelirken Hindistan ve Myanmar üzerinden gelmiştim. Şimdi Kuzey Çin ve Tibet üzerinden geliyor olacağım. Rüzgarsal nedenlerden dolayı birazcık daha az mesafe (8035 km dedi) ama 11 saat uçuş var. &lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Oturduğum yerin(40K) yan koltuğunda, ortadaki bayan başka bir yere geçti, dolayısıyla yanımdaki Japon amcayla daha fazla yerimiz var.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Gün kavramı falan karışık olduğundan ben tersten yazıyorum, aşağıdan yukarıya okuyunuz. § işareti, zamanda geri gittiğimizi gösteriyor.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;§ Son Japonca anons da yapıldı. Artık kudasai yok minna-sama yok. Ama hala hostesler eğilip konuşuyor. (*) Dubai'ye kadar idare edebilirim bu durumda. Az önce hosteslerden biri adımı 'Mr. Yüksel' andı, eski otel voucher'ını teslim aldı. Böylelikle eski voucher'ın akıbeti konusunda bir konsensüse varılmış oldu. Tahminim bunun tek nedeni Japon kalite güvence sisteminin temel bug'ı... Muhatap olduğu müşterinin dilini ya da bildiği başka bir dili kullanma konusunda çok istekli ve becerikli değiller. Yeni voucher daha kapsamlı. Bedava vize var, bedava otel var. Bir duş alıp metroya binmeli gezmeli.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;§ Emirates'i tekrar aradım, bileti eticket olarak aldım sonunda. Check-inimi online yaptım. Önümüzdeki ayın ekstresinde büyük bir Maxipuan kaynağı olarak göreceğim kendisini. Miktarı bende saklı olsun, hala anabilecek durumda diilim. En azından 450k yenle bir alakası yok. İstanbul-Bursa-Eskişehir otobüs biletim de var. Süper. Kalce çorbasını hazırlamaya Eskişehir'e yetişeceğim.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Sw66errkZCI/AAAAAAAABE0/syegFQBcNCc/s1600/P1060112.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Sw66errkZCI/AAAAAAAABE0/syegFQBcNCc/s200/P1060112.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408465238802850850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;§ Bileti terminaldeki gişeden kaça alabileceğimi sordum, zira telefonla aradığım arkadaşın bana dediği gibi şehir merkezine gidip onlardan almam çok zor. Bir daha Osaka'ya gitmek istemiyorum, en azından şu seyahatimde. Gişeden 450k yen dediler, böyle bir bilet fiyatı mı var ya? Bir şekil e-bilet alıp alamaycağımı sormalıyım. Bu arada, farkettim ki bu adamlarla uğraşacağıma 50 metre ilerideki Korean Air gişesine gitseydim ilk söylenen fiyattan daha ucuza ve (İstanbul'a kaçırdığım uçaktan daha önce varacak şekilde?) daha hızlı gidebiliyormuşum. Neyse. Gidip bir traş oldum. Japon, havaalanı tuvaletinde herşeyi düşünmüş. Amerikan priz her musluk başında. Tuvalet kabininde üstüne çıkıp üst baş değiştirilen tabla ve çocuk oturtma koltuğu (kaçmasın bi yere diye) standart donanım. Süper.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;§ Belli bir miktar saat geçtikten sonra sistem kendi kendini kapatmış, koltukta uyandığımda sanki hiç uyumamışım gibiydi, aradaki zaman kopuk. Olur ya hani, rüya bile görmez insan. Toparlandım, Emirates'i aradım, bana İstanbul'un söylediğinden çok daha fazla bir bilet farkı söylediler. Bilet sınıfı nedeniyle böyleymiş. Ya verilebilecek bir para ama tatsız.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;§ Az önce fişlendim. İki hanım polis gelip pasaportumdan birşeyleri not aldılar. Onlara bayrama yetişmek istediğimden bahsettim, 'Hani sizin O-Bon gibi önemli birşey' dedim. Sanırsam '&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0362227/"&gt;Terminal&lt;/a&gt;' filmini canlı yaşayıp yaşamayacağımı öğrenmek istiyorlar, haklilar tabi. Anladılar az çok durumu. Uyuma düzenine geçiyorum. Tuvalette iç çamaşırı ve pantolon değiştirmeli. Diğerleri de temiz değil ama en azından terli değiller. HK seyahatinde verilen gece setini atmamanın faydası, fazladan çorabım oldu. Sakla samanı gelir zamanı.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;§ Taksici amca beni bıraktı etti ama, uçağı kaçırmışım. Kyocera bıçağımı atmaya bile razıydım oysa ki. Beni n defa anons etmişler. Uçağın motor çalıştırmasına 15 dakika kala varınca almadılar haliyle. Zor konuşabiliyorum, nefes nefeseyim. Göğsümde iğne batması gibi bir ağrı var. Uçak kaçtı. Yerel havayolu ofisi gece 23:20'de tabi ki kapalı. Neyse ki sebil Internet var. Skype'dan İstanbul ofisini aradım. Dünyanın yuvarlak olması güzel şey. Bir miktar para ödemem gerektiğini söylediler, yarının uçağına yer ayırtım. Evet, artık içim daha rahat, ama o kadar da değil.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;§ Osaka loop line'da yine kaybolmak üzereydim ki taksiye binmeye karar verdim. Taksici pek İngilizce bilmiyor, sayılar dahil. iPod'umu çıkarıp ekrana yaklaşık ne kadar tutacağını yazmasını istedim. 15k yen. Pek güzel. Pek seçeneğim yok. 7-Eleven aktarmalı havaalanına gidiyorum.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;§ Shin-Osaka'ya bavul bırakmak ve içine de telefon ıvır kıvırını koymak iyi fikir değildi. Üç aktarma yapmam gerekiyor, kayboldum arada. Telefon bırakma noktası JR-Namba'dan yeraltı çarşısında koşmalı 6 dakika sürüyor, mağaza haritasında da 'Softbank' yazan birşey yok. Harita sadece kanji ve kana. Haritanın başında bir Japon görünce 'Sumimasen.. Sofutobank?'(**) diyerek yeri öğrendim. Neyse.. Kapanmış. Pembe telefonumun turşusunu kuracağım gibi görünüyor.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;(*) Japon hostesi ya da garsonu, göz hizası müşterininkinin altına gelene kadar dizden kırıp eğilir ve Japon gramerinin farklı bir kısmını kullanarak siparişi alır. Çok batılı ya da salaş bir yer değilse işler böyle sanırım.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;(**) Japon insanının ses tanımlama devresini çözemedim. 'gozaimasu' ve 'gozaimass' ile 'desu' ve 'dess' çiftleri Japon kulağı için aynı. Ama, diğer kelimeler için aralara bir yerlere sesli harflerin girmesi gerekiyor. Bunun yanında o ve ō farklı şeyler. Okuyabileceğiniz bir harita istemek için 'romanji map' yerine 'rōmanji mappu' demek daha faydalı. Nasıl perhiz nasıl lahana turşusudur bilmem ama telaffuz edemedikleri markalar kullanan bir üretim sektörü var. '&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Playstation_3"&gt;Pureisuteşon suri&lt;/a&gt;' ve '&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Roland_Corporation"&gt;Rōrando&lt;/a&gt;' hemen aklıma gelen örnekler. Bir kötü durum da sorularınıza cevabın aralara sesli harfli bir şekilde gelmesi. Anlaşılmayan birşey geliyor kısacası. HK insanından özür diliyorum şimdiden. Onlarınki anlaşılıyordu ya.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-8371996445131025405?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/8371996445131025405/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=8371996445131025405' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8371996445131025405'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8371996445131025405'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/11/oops.html' title='Oops!'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Sw66lW4duLI/AAAAAAAABE8/L-QRC-xJydQ/s72-c/P1060118.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-8184239658717485373</id><published>2009-11-24T17:00:00.004+02:00</published><updated>2009-11-28T22:33:02.033+02:00</updated><title type='text'>Himeji ve Osaka</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Sw65DpKiWFI/AAAAAAAABEc/x-ie4zNo5Aw/s1600/P1060071.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Sw65DpKiWFI/AAAAAAAABEc/x-ie4zNo5Aw/s320/P1060071.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408463674759338066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Gece banyo saati bekleyince (malum nedenle) geç yattım. Tek kat tateminin sertliği nedeniyle çok randımanlı uyuyamadım, yorgun kalktım. Daha sonrasında Emre, kendi evinde çift kat kullandığını söyledi:P Checkout sonrasında Shin-Osaka istasyonuna gidip bavulumu 400 yenlik dolaba koydum. Hafta içi olması nedeniyle bir sürü boş dolap var artık. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Shinkansen'le Himeji, kısa bir yolculuk demek. Trene binince 3-4 istasyonda varılıyor. Yolun baya bir kısmı tünel. Tünelin neden olduğu aerodinamik sıkıntıdan kaynaklanan ses haricinde çok konforlu bir yolculuk. Ben hala yorgunum. Koltuklar bizim trenlerdeki gibi, yayla hesabı ama uyumak için de kısa bir yol. Tren bomboş. Batılı iki turist dışında vagon boş.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Himeji istasyonundan kaleye bir turist caddesinden gidiliyor. Kale oldukça heybetli, güzel bir dış surun içinde. Vakit ve enerji sıkıntısı nedeniyle oraya kadar gittim ve içine girmedim. Evet. O kadar yokuşu göze alamayacak kadar yorgunum.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;İstasyona dönüşte yürüyüş yolu üstündeki bir süpermarkete girdim. Süper. Balina eti konservesi var. Kanjisini de biliyordum, kontrol ettim, evet.. Budur. Ancak kredi kartsız süpermarket imiş, konserveye ve imalı sipariş tempura mix dışında birşey almadan çıktım.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGI0Cf5iyI/AAAAAAAABFw/TIGOoo7_XKw/s1600/P1060079.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGI0Cf5iyI/AAAAAAAABFw/TIGOoo7_XKw/s200/P1060079.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5409255055053916962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Ekspres tren, Kobe'nin daha farklı bir yerinden, tünelsiz gidiyor. Deniz kıyısından &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Akashi-Kaiky%C5%8D_Bridge"&gt;Akashi Kaikyō&lt;/a&gt; köprüsü de görülebiliyor. Bizim köprülerden bariz iri ve uzun. Shin-Osaka'dan Namba'ya gidip bir High Street turu yaptım. Evet budur ya. Osaka'yı sevmiyom diyen halt etmiş. İngilizce katsayısı daha iyi. Gerçekten iyi mal var. Kendime MacOS, silikon uçlu &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Saibashi"&gt;pişirme çubuğu&lt;/a&gt; ve s&lt;a href="http://www.kyoceraadvancedceramics.com/"&gt;eramik bıçak&lt;/a&gt; aldım. Sonrasında da Shin-Osaka'ya döndüm, ama üç tren aktarmalı ve arada kaybolmalı biraz uzun sürdü bu iş. Geç kaldım.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Sw65mX8M_fI/AAAAAAAABEs/cLY0UfvzTTg/s1600/P1060105.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Sw65mX8M_fI/AAAAAAAABEs/cLY0UfvzTTg/s200/P1060105.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408464271431237106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-8184239658717485373?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/8184239658717485373/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=8184239658717485373' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8184239658717485373'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8184239658717485373'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/11/himeji-ve-osaka.html' title='Himeji ve Osaka'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Sw65DpKiWFI/AAAAAAAABEc/x-ie4zNo5Aw/s72-c/P1060071.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-6635160888884543279</id><published>2009-11-23T17:08:00.010+02:00</published><updated>2009-11-30T20:06:05.612+02:00</updated><title type='text'>japonya: genel</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwzNTUqfW7I/AAAAAAAABDc/Dj8N4ayuXsA/s1600/P1040627.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwzNTUqfW7I/AAAAAAAABDc/Dj8N4ayuXsA/s200/P1040627.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407922984413256626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Bu yazıyı farklı farklı zamanlarda yazdım. Şu cümleyi yazarken Japon yarışması izliyorum televizyonda. &lt;a href="http://vodpod.com/watch/222214-snl-japanese-gameshow"&gt;Mike Myers&lt;/a&gt; yok neyse ki :)&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Japonya bir tren ülkesi. Bunun bir (tahminen tarihsel) nedeni, bazı yerlerde evlerin arasının ancak tek yön gidilebilecek genişlikte olması. Oradan buradan geçirmişler rayları. Shinkansen, ayrı bir hattan gidiyor, hattın gri betonlarına bir bakmak bile neden bu işin anormal pahalı olduğunu anlatıyor. Etrafı demir ağlarla örmeleri ve saatte 300 yapan yolcu trenleri kullanmalarının dışında başka yöntemler de kullanmışlar bunu sağlamak için. Otoyolda -ki kendileri Ankara-Eskişehir arası yolun daha süslüsü gibi- hız limiti çok yüksek değil, kaldı ki Kansai'ye giderken kıvrım kıvrım "otoyol"da (bakın tırnak içine aldım) taksici yüzün üzerine çıkmadı. Sokakta araba yok, park yasağı default var tahminim. Need For Speed'de ya da &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Wipeout_(video_game_series)"&gt;Wipeout&lt;/a&gt;'da gördüğünüz şeyler gerçek. Yol cayır cayır işaretli, kıvrım kıvrım, yüksek duvarlarla çevrili ve dar. Foto çekemedim ama &lt;a href="http://www.flickr.com/photos/shenghunglin/241526318/"&gt;böyle&lt;/a&gt; bir şey buldum, bütünü hayal etmeyi okura bırakıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Ev arazisinin içinde ya da asfalt açıklıkta yol çizgisiyle çizili ve numaralı park yerleri var. Takanohara'ya göre Kyoto bir Kei Car cenneti, ama Takanohara kasabasında da iri araba parmakla sayılacak gibi. Honda Jazz, ortalamadan az iri kalıyor. Emre, bedavaya ikinci el araba bulunabildiğini söyledi. Oturduğu yerin çevresinde aylık 70 dolar civarı olan park ücreti nedeniyle böyle birşeye girişmemiş. Büyük şehirlerde bu miktar çok yüksek. Taksicilerin bir kısmı şapkalı, kravatlı, kol düğmeli ve beyaz eldivenli, yolcuları beyaz dantelli koltuklara oturtuyor. Taksi yeterince yol giderseniz çok pahalı birşey olabiliyor. Taksimetre 500+ yenden açtıydı galiba. Paralı yoldan gidince yolcu yol parasını da ödüyor. Taksiler, HK'daki gibi eski kasa Toyota Crown genelde.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Japon bebeleri bariz uslu . Şu satırları yazarken trende bebe zırlaması duyduğum şu an daha bir farkettim bu durumu; zırlayan 'beyaz' hintli bir ablanın bebesi. Japon bebeleri bu zırlamanın üzerine 'birini mi kesiyorlar' diye ses yönüne baktılar. Ee, kontrol kontrol sonuç böyle birşey oluyor kısa vadede ama o uslu bebelerin bir kısmı orta vadede anime saçlı sailormoon kıyafetli tuhaf insanlara dönüşüyor.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Bebeler sessiz olsa da çığırtkanlık had safhada. Müşteri gelince neşeli bir tonda tek ağızdan bağıran esnaf, çizgi film sahnesi gibi ama gerçek. Otobüs, tren, bilet otomatı, termostatik batarya, musluk suyunu arıtma cihazı.. Herşey konuşuyor. Trende otomatik anons olsa da şoför araya girmeden edemiyor. Ambulans, sessiz Japon ülkesinden midir bilmiyorum, bizdekinden çok daha gürültülü bişey. O şiddetteki sirene ek olarak o da konuşuyor. Konuşan şeyler arasında en bir fantastik geleni ise, ıssız bir sokakta duyduğumuz ilahi tandanslı yaki imo anonsu idi. 'Sadece fotoğraf makinesiyle gitmişim tüh' dedirten birşey.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Braille alfabesi de Türkiye'ye göre daha fazla yerde görülebiliyor. Tabi, genelde sayısal şeyler ve basit harf öbekleri braille ile kodlanmış, ama bir kana alternatifi olabilir mi diye düşünmeden edemedim.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  ;font-family:Georgia, serif;font-size:16px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal Helvetica; "&gt;Tüm Japon markaları neyse ki (sony, honda, teac, toto, ntt, onkyo, technics hesabı) Clarendon fontla yazılı değil ama Türkiye'de belli yerlerde gördüğünüz markalar alakasız yerlerde karşınıza çıkabiliyor. Panasonic marka &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Panasonic#National.2FPanasonic_bicycles"&gt;bisiklet&lt;/a&gt;, Toshiba marka asansör görülebiliyor. Bunun yanı sıra, yoldaki arabaların dağılımı -tabi ki- bizdekinden farklı. Sırasıyla Toyota, Nissan ve Daihatsu'nun buraya özel modelleri (&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Kei_car"&gt;kei&lt;/a&gt; olanlar mesela) yolda en çok görülenler. Honda pek yok etrafta. Lüks olanlar harici yabancı araba çok daha az, VW new beetle takıntı olmuş.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal Helvetica; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal Helvetica; "&gt;Telefon konusunda ne deniyordu.. Adamlar bizden ileride deniyordu. Biraz biraz doğrudur, 12 megapiksel kameralı telefonlar dükkanlarda. Ancak, telefon şekli bize uymaz. Dörtköşe prizma, ortadan açılan ve iri telefon kullanıyorlar. Renkte de problem görülebiliyor. Bana kiralık verdikleri telefon, şekilde görülen pembedendi.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal Helvetica; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwzNgmiVeLI/AAAAAAAABDk/gChydal4crg/s1600/P1040805.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwzNgmiVeLI/AAAAAAAABDk/gChydal4crg/s200/P1040805.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407923212549191858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Burberry ve özellikle Louis Vuitton, Japon Kızılayı'nın halka dağıttığı şeyler arasında, erkeklerde dahi var. Erkeklerin kadın çantası görünümlü şeyleri taşıdığını da gördüm. LV çantaların gerçek olma olasılıkları çok fazla diye düşünüyorum. Ülkemizin de çılgınlığı olan ugg botlar da var etrafta ama o kadar fazla değil, çünkü jp kadınının ilginç bir topuk takıntısı var. Alakalı alakasız yerlerde, parke taşlı turistik yerlerde o topuklarla yürümeye çalışıyorlar. Zor birşey. Topuksuz giyen kadınlar ya yabancı (gözlere bakıp aldanmayın) ya da kız torunlarının bile ilginizi çekemeyeceği kadar yaşlı. Bunun yanı sıra terlik de popüler bir ayak giyimi, şu gittiğim sonbahar mevsiminde. Terlik derken afilli Lafuma sandaletler gelmesin aklınıza, direk ucuz görünümlü şıpıdık terlikle gezen erkekler var. Küçük adımlarla yürümek, geleneksel ayak giyimlerinin (parmak arası takunya) teknik özellikleri kadar şehir kalabalığında hızlı ve kıvrak yürüyebilme avantajı nedeniyle bir gereklilik. Ben bile küçük adımlarla hızlı yürümeye başladım. Çarpık yürümek, sevimli olduğundan mı yapılıyor yoksa buradaki milletin kalıtsal bir ayak çarpıklığı mı var çözemedim. Terlik konusunda atlamamam gereken bir nokta da, oteldeki terliklerin simetrik olmasıydı, insan ayağı -bir tanesini düşünelim- simetrik birşey değil, ancak terlik simetrik, bu nedenle her daim ters giyilmiş hissi veriyor. Uçaktaki Japon amcada da aynı terlikten vardı, demek ki otele özgü birşey değil bu terlik modeli.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;LV, münferit bir çılgınlık değil. Japon insanı çözemediğim bir şekilde frankofon. Bir sürü '&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Boulangerie"&gt;boulangerie&lt;/a&gt;' gördüm, pastane demedim bakın. Kyoto'da -çıkmasından iki gün sonra- beaujolais vardı seyyarda.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwzN2jCwSaI/AAAAAAAABD0/F6cctNyHu60/s1600/P1060060.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwzN2jCwSaI/AAAAAAAABD0/F6cctNyHu60/s200/P1060060.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407923589568547234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwzNxh5XxvI/AAAAAAAABDs/jEA_SXdDWiQ/s1600/P1060058.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwzNxh5XxvI/AAAAAAAABDs/jEA_SXdDWiQ/s200/P1060058.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407923503361410802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Kansai yöresinin gezdiğim yerleri arasında iç huzuru Myoshin-ji'de, dil huzurunu da havaalanında buldum diyebilirim. Buranın insanı herkesin sumimasen-konniçiva Japoncasından öteye geçtiğini, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Kana"&gt;kana&lt;/a&gt; işini çözdüğünü, temel kanjilerle de arasının eh işte olduğunu varsayarak cayır cayır kendi dilinde konuşuyor. Sizden japonca tepki gelmese de böyle bu. High street mağazalarda dil sıkıntısı daha azdı ama sıfır değildi. Emirates call center da biraz dertliydi. Yazmalı ortamda ne kadar kötü oldukları konusunu &lt;a href="http://www.engrish.com/"&gt;araştırmayı&lt;/a&gt; okuyucuya bırakıyorum. Resimlerden birinde 'Drink' ve 'Tobacco' yazılarının konumunda, diğerinde ise 'tren peronda' demek için kullanılan 'The train is standing around a center location of the platform' cümlesini görebilirsiniz, alet 270 basıyor ama perona gelince bu yazıyor.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Japon bilimi, bize çok tanıtılmamış birkaç alanda çok ileri. Örneğin park etme bilimi, dar Japon park yeri ve garajlarında duvara dört parmak kala araba park edebilme sonucuna varmış. Arabalarda çizik ve vuruk az, ilginçtir. Bizim otopark değnekçileri bu diyara staja gönderilebilir. Diğer bir bilim dalı da pastacılık; hafif fransız ekolü gitseler de görünüş olarak güzel ve sadeler, terimsel olarak i&lt;a href="http://www.kirainet.com/english/japanese-aesthetic-values/"&gt;ki&lt;/a&gt; deniyor bu estetik duruma. Hamur kabartma teknolojisinde de bizim fırıncıları imrendirecek kadar ileriler. Kocaman hamurişleri tüy kadar hafifler. Sonuç: midede beklentinin karşılanmaması. Dubai'ye varınca çavdar ekmeği bakacam acilinden, özledim böyle ağır kepekli şeyler yiyebilmeyi. Lifsiz besleniyor bu Japon ulusu, markette de yok öyle yulaflı kepekli bisküvi. Neden komple kalınbağırsak kanserinden gitmediklerini anlayamıyorum.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Ülke güvenli. Sizi mal veya hizmet satarak soyabilirler;  burası pahalı bir ülke, ama aksinin olabileceğini sanmıyorum.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-6635160888884543279?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/6635160888884543279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=6635160888884543279' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/6635160888884543279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/6635160888884543279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/11/japonya-genel.html' title='japonya: genel'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwzNTUqfW7I/AAAAAAAABDc/Dj8N4ayuXsA/s72-c/P1040627.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-9064579703389703194</id><published>2009-11-23T15:59:00.012+02:00</published><updated>2009-11-30T19:41:28.054+02:00</updated><title type='text'>Nara ve biraz daha Kyoto</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwxzaZ6pTYI/AAAAAAAABCs/Gg8WzUGddb8/s1600/P1040875.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwxzaZ6pTYI/AAAAAAAABCs/Gg8WzUGddb8/s320/P1040875.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407824150035778946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Kahvaltı doyurucudan ziyadeydi. Bir tabak pirinç, miso çorbası, ispirto ocağında kombuyla beraber kaynayan tofu, turşu sebzeler, omlet ve dondurulmuş tofu vardı. Haşlama somonu da ilave etmeden geçemeyeceğim. Karşımdaki yardımsever Japon, sağolsun, neyin ne olduğunu ve pirinç kasesinin ne şekilde tutulacağını öğrendim.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swx02my-8bI/AAAAAAAABC0/8KTDcoFJvt4/s1600/P1040920.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swx02my-8bI/AAAAAAAABC0/8KTDcoFJvt4/s320/P1040920.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407825734041268658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Kahvaltıdan sonra, Mersinlerle beraber otele ilk gelişimizde içinden geçtiğimiz Myoshinji'yi biraz daha detaylı gezdim. Myoshin-ji, Myoshin-ji Zen okulunun çıktığı yermiş. Budist ya da Şinto Japon halkı için 2000 tapınma noktası içeren Kyoto'da  40 alt tapınağı olan bir yer Myoshin-ji, ben de yazılanların yalancısıyım. Bunların hepisine girilemiyor, baya bir kısmına girmel mümkün ama. Kötü haber, çok azında İngilizce açıklama var. UNESCO dünya mirası olan Kyoto'nun çoğu yeri için geçerli bu dediğim.  Bir bahçe görüp köpüklü ve serte yakın diyebileceğim çayla beraber tatlı fasulye tartı ikramlı bahçe izleme odası 500 yene mal oluyor. Kulağa komik gelebilir ama verilen paraya değen bir aktivite. Türkiye'de Türkiye fiyatıyla olsaydı ve babama ısmarlasam ikinciye tutup annemi de götürürdü. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Ortam, gerçekten çok dingin. Dikey Çin resimleri hesabı ama başka bir düşünce sistemiyle birbirinin aynısı mantıkla yapılmış bahçeler gerçekten çok güzel. Ağaçların dallarının uzanacağı yerler düşünülmüş.. e rahiplerin işi ne, bir sürü eğri büğrü dal yapmışlar. 'Doğru olmayan odun bile bu kapıdan girmeye layık değildir' diyen Yunus Emre ile yaklaşık aynı şeye gelmiş olabilirler. Hatta şunu diyecem... şu beşyüz yenlik bahçeye biri gidip videoya çekse, arkasına da bir hoca'fendi vaazı atsa hit olur ilgili çevrede. Bir hadis-i şerifte "İlim Çin'de bile olsa gidin alın" denmiş, Japonya da kapsama alanına giriyordur herhal. To-ji ya da Kinkaku-ji gibi bir UNESCO Dünya Mirası değil, ama güzel bir yer.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Nara, Kyoto'ya göre daha ufak ama hiç de tenha olmayan bir şehir. İstasyonda yürüyüş haritası edinilebiliyor. Kendine güvenen için 12, güvenemeyenler için 7 kilometrelik rotalar mevcut. Bu miktarları okumadan istasyondan çıkarken biri yaklaşıp 'İngilizce tur yapıyorum, ilgilenir misiniz?' yaptı, 2000 yene tur yapıyormuş. 3-4 saat de sürer dedi. Cimrilik ettim kendimce, 'yorulursam daha kısa bitireceğim' dedim, kendi başıma güruhu takip ettim. Bir Kinkakkuji güruhu değil ama yine de yaya sollamanın çok zor olduğu bir parkur. Belli bir noktadan sonra neyse ki tenhalaşıyor, insanlar parka dağılıyor çünkü.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swx0-zCLIxI/AAAAAAAABC8/hOIkitQ39vo/s1600/P1040997.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swx0-zCLIxI/AAAAAAAABC8/hOIkitQ39vo/s200/P1040997.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407825874765161234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Parkın içinde, Todai-ji tapınağı var. Tam ne zaman kurulduğu konusunda bir bilgiye ulaşamadım ama parktaki tabelada 'yaklaşık 1200 yıl önce...' diye başlayan bir cümle var. Yaklaşık 1200 yıl önce yerleşilen, en büyük binası da 1700lerden kalma bir alan burası. Büyük bina yapılırken bir orman katliamı olmuş, çünkü Todai-ji (herhalde kiremitleri hariç)  tamamen ahşap. Hatta, wiki diyor ki dünyanın en büyük ahşap binasıymış. İçinde biri büyük diğeri küçük iki buda heykeli var. Buda heykellerinin arkasındaki ahşap muhafız heykelleri bence daha ilginçti, belki de herhangi bir şekilde kadraja sığmayan büyük budaya kıl oldum ondandır. Kasuga'da sıradan Batılı ziyaretçi için (bendeniz) çok bi numara yoktu açıkçası, giriş için verdiğim 500 yen için pek bir üzüldüm. Yol boyu dizilmiş lamba yeri yazılı kağıtlarla örtülü taş fenerleri görmek bedava. Neyse, Nara'nın budist ekonomisine 16 liralık bir katkım oldu toplamda. Hatırlatmaya gerek yok, Todai-ji, giriş biletinin üstündeki yerden biraz farklı. Giriş biletinin üzerindeki resmi çekmek için kesin kapattırmışlardır tapınağı, yoksa öyle boş bir fotoğrafının çekilmesi kolay değil. Bir kalabalık akıyor sürekli. Kinkakuji'dekinden çok farklı değil, gördüğünüz fotoğrafı çekmek için benden önce gelen birilerinin fotoğraf işlerini bitirmesini beklemem gerekti.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swx1hydE_fI/AAAAAAAABDM/MfjwHqZmyiU/s1600/P1040958.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swx1hydE_fI/AAAAAAAABDM/MfjwHqZmyiU/s200/P1040958.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407826475904990706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swx1cxLdUVI/AAAAAAAABDE/UldZxXRRlx0/s1600/P1040984.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swx1cxLdUVI/AAAAAAAABDE/UldZxXRRlx0/s200/P1040984.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407826389663306066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Nara'da başıboş kedi köpek yok. Onların yerine geyik var. Geyik derken de kurbana sadece bir hisse olacak bir hayvanı düşünün. Bunlardan bir sürü var. Yabancılık çekmiyorlar, 150 yenlik geyik krakerleri diyetlerinin önemli bir kısmını oluşturuyor, çünkü parkın içindeki birçok ağacın gövdeleri geyik boyunda telle çevrilmiş, herhal kemirmesinler diye. Wiki diyor ki, geyikler Şinto dininde tanrıların habercileriymiş. O nedenle başlarına bir halel gelmiyor diye tahmin ediyorum.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Öğle ve akşam yemeği işi yine karıştı, yine yol boyu beslendim. Öğlen yemeği niyetine iki parça &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Onigiri"&gt;üçgen suşi&lt;/a&gt; aldım. Ambalajı, bizim üçgen peynir üreticilerinin gelmesi gereken ideal nokta. Tarif üzerine açılıp kemirilmesi mümkün, tarif dışında açılması halinde işlerin çok karışacağı duyumunu aldığım için dikkatle açtım ambalajları ve tükettim.. İç malzeme yönünden bizim poğaçaları hatırlatıyor; az yani. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swx1qfrsGrI/AAAAAAAABDU/olmT2IsAkDw/s1600/P1040989.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swx1qfrsGrI/AAAAAAAABDU/olmT2IsAkDw/s200/P1040989.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407826625484823218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Yaki-imo, turp renginde ama havuç şekil ve iriliğindeki bir sebzenin kumpir hesabı pişirilmiş hali, içinde birşey yok ama, tatlı. Ülkemizde pek bulunmayan bu sebzeye 'tatlı patates' dendiğini gördüm wiki'de. Akşam yemeğini de iki tabak suşi (somon yumurtalı ve denizkestaneli) ve miso çorbasıyla yaptım gibi.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Nara'dan döndükten sonra Gion bölgesini gezeyim dedim, bir yürüme rotası tanımlamışlar orası için. Memoirs of a Geisha'yı orada çekmemişler aman yanılma olmasın, orada geçiyor olsa da Gion'un bir sürü köprüsünün altından bir sürü su akmış. İtalyan restoranı, yeni nesil Japon restoranı, hostes bar vs bakıyosanız hepisi var. Geiko (i.e. Geyşa) görme olasılığı da gecenin bir yarısı sıfır idi, ben de yürüyerek uzaklaştım ... ta Kyoto istasyonuna kadar (mesafe uzun ya). Bunun bir nedeni, inme-binme sistemiyle barışık olmadığım Japon otobüsleriydi, biraz da etrafı göreyim istedim. Yolda süper bir maket dükkanı buldum, hobbytime tadında, ama çok basit iki şey soracaktım 'İngilizce var mı?' diince cevap olumsuz oldu. Daraldım çıktım.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-9064579703389703194?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/9064579703389703194/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=9064579703389703194' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/9064579703389703194'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/9064579703389703194'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/11/nara-ve-biraz-daha-kyoto.html' title='Nara ve biraz daha Kyoto'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwxzaZ6pTYI/AAAAAAAABCs/Gg8WzUGddb8/s72-c/P1040875.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-4183731934093510547</id><published>2009-11-23T00:45:00.006+02:00</published><updated>2009-11-30T20:23:24.460+02:00</updated><title type='text'>Yağmurlu Kyoto</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swxy5XX_sVI/AAAAAAAABCc/gUsgZ1Auhlk/s1600/P1040796.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swxy5XX_sVI/AAAAAAAABCc/gUsgZ1Auhlk/s320/P1040796.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407823582417891666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Bugün Emre'nin evinden çıktıktan sonra, Mersinlerle buluşmaya Kyoto istasyonuna gittim. Daha sonrasında beni evleri aktarmalı otelime götürdüler, otelden sonra bir ufak tur yapıp geldik. Evlerine gitmemizin nedeni, günlerden Pazar olması ve benim 'high season'da gelmem. Kyoto istasyonunda bir tek boş emanet dolabı bile yok. Japon turizmi, muson rejimi ve ağaçlardan etkileniyor. Ağaçlar çiçek açıyor, insanlar akın akın geliyor. Ağaçlar sararıyor, insanlar akın akın geliyor. Bahçe düzenlemesi konusunda da çok etkileyici şekilde iyiler. Neticede, doygun renkli bilgisayar arka fonu ya da HD televizyon demo görüntüsü çekmek için en güzel yer ve zamanlardan birisi Kyoto'da yaprak dökümü zamanı. Bu yazıdaki ağaç-göl resminde fotoşop yok.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Kinkaku-ji"&gt;Kinkaku-ji&lt;/a&gt;, oldukça popüler bir durak. O kadar popüler ki, bırakın insanı az huzur dolu fotoğraf çekmeyi, az ağaçlı çok binalı fotoğraf çekmenin mümkünatı yok, kadraja tapınağın sığdığı her yer kapılmış. Plajda boş şezlong bulamamanın verdiğine benzer bir his veriyor. Fotoğraf çekme duruşuna geçtiğiniz an birilerinin yolunu tıkıyorsunuz. &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ry%C5%8Dan-ji"&gt;Ryoan-ji&lt;/a&gt; aynı şekilde kalabalık, bir sürü insan gibi ben de 15 tane taşı (ki aynı anda hepsi görülüyor mu, hayır) yarı inşaat halindeki bir binadan görmeye 500 yen verdim. Pek dingin bir mekanı izlemeye çalışan insanlar keşmekeşi var. Etraftaki ağaçlar süper ama.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Öğlen yemeğini bir ramencide yedik. Emre uyarmıştı beni bu ramen konusunda. Yağlı olur demişti. Ben pek dinlemedim, oturduk. Ben ramenin sebzelerini bile yerken zorlandım. Çok içemedim zaten. Akşam yemeğinin yakiniku olmasıyla kesin telafi oldu. Ama ilginçtir, sabah kahvaltısı da yapmadığım bu günde acıkmadım ya ben.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Daha sonrasında &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ginkaku-ji"&gt;Ginkaku-ji&lt;/a&gt;'ye (yazım hatası yok, başka bir yer bu) gidip sonrasında da kanalın yanından (&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Philosopher%27s_Walk"&gt;filozofun yolu&lt;/a&gt;) şehir merkezine doğru gitmeyi hedefledik, ancak otelden sonra yağmur çiselemeye başlamıştı, çiseleme iyiyden iyiye yağmura da döndü. %20 yağmur olasılığı gerçek olmuştu. Yağmur çok seri değildi ama çok sürekliydi, ama buna rağmen akşam karanlığında Ginkakuji'ye vardığımızda şemsiyeli Japonlardan oluşan ve bir yerde U çeken uzun bir kuyruk gördük. Askerliği saymazsam en son ODTÜ'de caz tarihi kuyruğu görmüştüm böyle uzunundan. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Günün dersi: Yaprak izleme mevsimi ve Pazar günü, Kyoto'da keşmekeş demek. Ginkakuji'den dönerken şehir merkezine kadar bir otobüse binmemiz gerekiyordu, çok bir sprint atmadan yoldaki otobüsü sollayıp 100 metre kadar önüne geçmeyi başardık. Öyle kötüydü yani trafik. Trafik genelde hızlı işlemiyor, kasap ambulans itfaiye modeli de yok, canlı canlı gördüm. Evi yanan ben olsaydım, sirenleri bağırttıra bağırttıra elliyle giden itfaiye arabasındakileri döverdim.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwxzBYIXfnI/AAAAAAAABCk/Qy4nhyhRwOY/s1600/P1040856.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwxzBYIXfnI/AAAAAAAABCk/Qy4nhyhRwOY/s320/P1040856.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407823720059731570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Yakiniku"&gt;Yakiniku&lt;/a&gt;, Türk damak tadına göre oldukça uygun bir yemek türü. Dananın muhtelif et bölümleri bıçak pastırması inceliğinde dilimlenip geliyor. Buna ek olarak daha kalın tavuk parçaları veya sakatat da istenebiliyor. Mantar-sebze falan da var. Sonra okonomiyaki ocağının ızgaralı olanı üstünde pişiriliyor.. Deniz tarağı yakinikusu ise fantazili; deniz tarağının içine eti ve o et parçası büyüklüğünde yağ konuyor, kendi haline bırakılıyor. Ara sıra gözetilmezse ızgara alev alıyor, aman dikkat. Kalınbağırsak yakiniku'sunu Tayvanlı masa arkadaşlarımız çiğ kalamar suşisi kıvamında pişirmeyi tercih ederken, biraz daha sabırla İzmir kokoreci (çiftlik demedim dikkat) kıvamında yumuşak bir et parçası elde edilebiliyor. Sonuç: muhteşem. Yaki varsa lezzet var.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Yakiniku öncesinde 100 yen shop turu yaptık. 100 yen shop, çakması 1 lira dükkanlarıyla alakasız biçimde kaliteli görünümlü ama çok tehlikeli bir yer. En uygun hediyelik alma yeri olabilir, ama suşi sarma aletinden bıçak bileme aletine bir sürü zelzevatı toplayıp 3500 yen döktüm 100 yencilere. &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Yakiniku sonrasında bavulumu aldım, tek başıma -evet, o kadar Emre-Mersin elimden tuttu gezdirdi- otele döndüm (ki otelin binasının herhangi bir yerinde Latin harfleriyle tabela yok. Web'deki resim olmadan bulmak çok zor. Ara sokakta zaten.)&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Saat 1 olmuş, uyanınca onu da bir anlatayım.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-4183731934093510547?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/4183731934093510547/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=4183731934093510547' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/4183731934093510547'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/4183731934093510547'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/11/yagmurlu-kyoto.html' title='Yağmurlu Kyoto'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swxy5XX_sVI/AAAAAAAABCc/gUsgZ1Auhlk/s72-c/P1040796.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-6384258296908392380</id><published>2009-11-22T00:30:00.006+02:00</published><updated>2009-11-25T03:30:34.041+02:00</updated><title type='text'>Kyoto: Gün 1</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwxrwFGKOOI/AAAAAAAABCE/wmer8TLzkh0/s1600/P1040690.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwxrwFGKOOI/AAAAAAAABCE/wmer8TLzkh0/s400/P1040690.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407815726311028962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#0000EE;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:Helvetica, serif;color:#000000;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:-webkit-xxx-large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Dün Emre'nin evinde güzel bir uyku çektim. Sonrasında evin yanındaki istasyondan Kyoto'ya doğru yola çıktım. Trenleri kullanmayı öğrenmek, bir miktar öğrenmeyi gerektiriyor, öğrendikten sonrası pek kolay. En düşük fiyattan bilet alınır, gidilen yerde 'Fare Adjustment' otomatına bilet atılır, makine fiyatı söyler. Bilet makinelerinden çok, fare adjustment makinalarından az sayıda var, o nedenle hızlı gidebilmek doğru fiyatı bilmeye dayalı. Bir miktar ihtisas gerekli kısacası. JR Pass varken niye bilet alıyoruz, çünkü tek demiryolu şirketi yok. Birden fazla şirket var, Emre'nin evi başka bir şirketin hattına daha yakın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Japon milleti yardımseverliği çok karışık bir mevzu. Havaalanında pembe telefonu verirken her bir ayrıntısını tek tek anlatan hanım, yardımseverlikten değil kalite yönetiminden bunu yapıyordu tahminimce. Tabelalarda haritalarda Latin harfleri (Romanji) sık kullanmayan tren şirketi, zorunlu olmadığı birşeyi yapmamayı seçmiş.  Kyoto Turist Bilgilendirme bürosunu istasyon binasının dokuzuncu katına koyan zihniyet çok yardımsever bir zihniyet değil. Ama, doğru yönde mi gidiyorum şüphesini yüzümden görüp tahminen 'Nereye gitmek istiyordun?' sorusunu sorup çocuklarını güderken arada bana da 'Doğru yöndesin' mesajını verecek vakti ayıran iki afacan çocuklu Japon anne yardımsever bir insandı kesinlikle.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Fushimi Inari, sayısız torii'nin içinden geçerek yürünen bir park, bir UNESCO Dünya Mirası alanı. Torii'lerde birşey yok, güzel (ve gerçekten çok güzel) olan içinden geçilen yerler, etraf..  Japon insanının çok iyi bildiği şeylerden birisi de bahçe düzenlemek. Bahçenin dinginliği dışında turizm tam gaz. Torii'siz versiyonunu yapsın sayın belediye başkanım, herşeye rağmen geberene kadar başkan kalması için oy veririm :P&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Fushimi Inari'de tepeye çıktıktan sonra 'başka bir yol izleyerek' aşağı inmem, kaybolmamla sonuçlandı. Bir istasyon öteye çıktım bir şekil. Az ürkütücü, karanlık ve nemliydi, hatta yolda ara bir noktada bir yığın Şinto ibadet yeri (zargan'ın shrine için çevirisi) vardı. Tam yolu bilmiyorum ama güzel bir yürüyüş yolu olarak tavsiye ederim. Kyoto istasyonuna giden trene bindim, zira Kyoto haritalarım tam değildi. Turist bilgilendirme bürosu, istasyonun kenarındaki alışveriş merkezinin dokuzuncu katında öööle bir koridordan dolana dolana gidildikten sonra varılan bir büro. Haritalarımı aldım, yoluma devam ettim. Rivayete göre, tavında olursa süper davranıyormuş oradaki arkadaşlar.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Sonrasında gittiğim &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/To-ji"&gt;To-ji&lt;/a&gt;'de bir bit pazarı vardı. Bit pazarı desem de kullanılmış şey miktarı az, basit incik boncuk ve Çin malı vardı.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwxvU84HSEI/AAAAAAAABCM/_Xh5m1Xe8b0/s1600/P1040740.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwxvU84HSEI/AAAAAAAABCM/_Xh5m1Xe8b0/s200/P1040740.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407819658294675522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;To-ji'ye giderken ilginç bir yapı vardı. Ankara'da Kocatepe'ye çıkarken böyle dörtlü bir üstgeçit var ya. Ben dahil birçok insanın 'Dünyanın neresinde böyle birşey var ya' dediği bir yapı. Dünyanın başka bir yerinde varmış, günahını almışız adamın.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swxw-PeGK7I/AAAAAAAABCU/R_YlNyJVqXE/s1600/P1040780.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swxw-PeGK7I/AAAAAAAABCU/R_YlNyJVqXE/s200/P1040780.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407821467172088754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Finali, Nara'da suşi barda yaptık. Format güzel, fiyatlar Türkiye'den ucuz. Hatta daha da ucuzu, kadehi 100 yene içtiğimiz &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Beaujolais_nouveau"&gt;Beaujolais Nouveau&lt;/a&gt; oldu. Kyoto istasyonunun önünde tezgah açıp satıyorlardı. Kasım ayının üçüncü perşembesi daha yeni olmuş, üstünden iki gün geçmiş. Aynı uçakla gelmiş olmamız bile olası. Suşi barın tuvaleti, gördüğüm en başarılı tuvalet cihazıydı. Isıtmalı koltuk, ayrıntılı kontrol paneli standart şeyler. Tuvaletten kalkınca &lt;span style="font-style:italic;"&gt;yeterli&lt;/span&gt; suyu otomatik akıtmak ve tuhaf bir vakum yapmak ise bu cihazın farklı yönüydü. Öyle işte.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-6384258296908392380?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/6384258296908392380/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=6384258296908392380' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/6384258296908392380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/6384258296908392380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/11/kyoto-gun-1.html' title='Kyoto: Gün 1'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SwxrwFGKOOI/AAAAAAAABCE/wmer8TLzkh0/s72-c/P1040690.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-8768067284244606872</id><published>2009-11-20T17:08:00.006+02:00</published><updated>2009-11-21T16:41:14.649+02:00</updated><title type='text'>Seyahat ve Ōsaka</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swa50nRdR-I/AAAAAAAABBs/ziwhJhpwjhs/s1600/ramen-dukkani.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swa50nRdR-I/AAAAAAAABBs/ziwhJhpwjhs/s400/ramen-dukkani.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5406212716251400162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Arkadan esen rüzgarın sayesinde 1100 km/saat yer hızıyla Osaka'ya vardım, ama bu hız bile Dubai-Osaka arasındaki 8000+ km'lik mesafeyi çok kısaltmıyor. Uçakta yanıma takma altın rengi simli cadı tırnaklı bi kızcağız ve kahvaltıda şarap içtiği gözümden kaçmayan annesi oturdu. Uçağın %99.9'u gibi onlar da Japondu. Japonun, Japon olmayanla pek işi olmuyor galiba. Bu durum kendisini bir sıkıntı olarak gümrükte belli etti, uğraşacak çok yabancı bulamayınca gümrüktekiler beni ayakkabı tabanlarına kadar (ayakkabıyı çıkartıp, tabanlığın altında uyuşturucu ya da sansürsüz porno içeren usb bellek bulma ümidiyle) aradılar.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Herhangi bir ülkeye ilk gidiş demek oranın kullanıcı arayüzleriyle arıza yaşamak demek. Bir saat içinde bu arızalardan iki tane yaşadım hemencecik. Bir gidişe bir JR pass veriyolarmış, o nedenle 5 günlük pass alamadım, otomattan bilet almaya çalışırken yanlışlıkla return ticket aldım. Bavul emanet dolabına 100 yen kaptırdım (çünkü atacak başka para yoktu, iade yeri de yoktu) İngilizce menülü bu otomatik sistemlerle anlaşamamam sanırım kültür farklılığından. Japon toplumu pek homojen bir toplum (i.e. mozayik değil, mermer). Çok başarılı elektromekanik şeyler yapmışlar, ama Batılı (ben) sezgisine hitap etmiyor, kendi homojen toplumlarında problem çıkarmıyor sanırsam.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Osaka insanının genci ilginç. Çizgi filmlerdeki görünümlerin aynıları var. Başka bişey demiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Resim: Emre beni bir ramenciye götürdü. Dükkan süper, koro halinde bağırmalı haberleşme var. Tezgahın arkası ıslak zemin, rameni süzecekleri zaman yere süzüyorlar :P Tahminim elemanlar takunyalı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-8768067284244606872?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/8768067284244606872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=8768067284244606872' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8768067284244606872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8768067284244606872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/11/seyahat-ve-osaka.html' title='Seyahat ve Ōsaka'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Swa50nRdR-I/AAAAAAAABBs/ziwhJhpwjhs/s72-c/ramen-dukkani.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-1332017438716524639</id><published>2009-11-19T18:03:00.003+02:00</published><updated>2009-11-19T18:23:26.046+02:00</updated><title type='text'>Japonya: Preliminary work</title><content type='html'>&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Bu seyahate çıkışımın temel nedeni, promosyon aptalığı. Evet, öyle. Anjin San, Toranaga, Kill Bill, Samuray'ın İntikamı, Origamici Teyze ve &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Monocle_(2007_magazine)"&gt;Monocle&lt;/a&gt;(*) katkıda bulundu belki de. Belki de 'Erkut ve Aykut neler gördü, bir de ben göreyim' dedim. Belki de 'Oğuz gelmiyor ama ben gidiyorum' yaptım. 100 euro indirimli bileti bulunca atladım aldım bileti. Başka bir yere bilet alınabilir miydi, evet. Bi daha HK görülebilirdi, benzer bir fiyata Seul'e gidilebilirdi. Başka sefere artık.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Bu seyahat için HK'a gitmemde harcadığıma oranla çok daha fazla ön çalışma enerjisi harcadım. Bunun iki nedeni var. Birincisi Japon web sitelerinin &lt;b&gt;çok kötü&lt;/b&gt; tasarımlı olması ve web'den birşeylerin halledilemiyor olması. İki gecelik tapınak külliyesi konaklaması ayarlayana kadar bi sürü İngilizcesi kıt adama 'moşi moşi' yaptım sabahın köründe. Diğer iki gece için Emre -sağolsun- himayesine aldı beni. İkinci neden ise seçenek çokluğuydu. Örneğin, 450 lira daha verip Japan Railpass alıp Tokyo görme olasılığı da vardı, ama o kadar geniş olamayacağım. Yani, Japonya gezim aslında bir &lt;a href="http://wikitravel.org/en/Kansai"&gt;Kansai&lt;/a&gt; gezisi. &lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Sıkı bir seyahat planı çıkardım. Uyabilecek miyim bilmiyorum. Neyse, bakacağız. Dönüşte yine 8 saat Dubai var, ama bu sefer Emirates vize promosyonu yapmadı. 185 AED verirsin girersin dedi. Düşüneceğim. Dönüşte 11 saat uçtuktan sonra daralırsam vize alırım.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Giderken kardeşim hastaydı hafiften, umarım iyileşir kısa zamanda. Gözüm arkada kaldı.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Gideceğim yerde saat 01:30 olmuş. 18 saat sonra oradayım.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;(*) Monocle yazarları, bir şekil Japonya takıntılılar. JR Railpass cimriliği yaptığım için pek methettikleri Fukuoka'yı göremeyeceğim, Kayseri'ye denk geldiği söylenen Osaka'ya gidiyorum. Göreceğiz bakalım.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-1332017438716524639?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/1332017438716524639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=1332017438716524639' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/1332017438716524639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/1332017438716524639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/11/japonya-preliminary-work.html' title='Japonya: Preliminary work'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-924246928662418034</id><published>2009-07-31T17:51:00.006+03:00</published><updated>2009-08-01T22:56:39.969+03:00</updated><title type='text'>kaş</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SnMFYiYobvI/AAAAAAAAA_8/DK4wk-OCv-I/s1600-h/ka%C5%9F-manzara.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 160px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SnMFYiYobvI/AAAAAAAAA_8/DK4wk-OCv-I/s400/ka%C5%9F-manzara.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5364637500233510642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Geçen hafta Kaş'a gitmiştim, doyamadım, bir daha gittim.  Deniz suyunda dört gün art arda yüzmeyeli dört yıl olmuş. Yazılası birşeyler çıktı.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Şu ana kadar hep yurt dışı nereyi gezdiysem yazdım, yurt içine çok değinmedim. Belki Türkiye içinde gezdiğim yerlerin çok azından memnun olmamdan böyle oldu. Belki de Türkiye profilinden pek farklı gördüm ki uzak bir diyarmış gibi yazıyorum. Halkın üçte biri dövmeli (yalandan tatil dövmesi diil), parmağında yüzüksüz çift sayısı Türkiye ortalamasıyla alakasız. Yazlık bir yer olmasına rağmen bir haftadır Demet Akalın, Serdar Ortaç ya da muadili dinlemedim. Rus turist yok, Ortabatı Avrupalı turistin kıroluk katsayısı daha düşük, ama yok demedim ;). Türkiye'nin diğer illerindekinden farklı olarak "Karadeniz Ekmek Fırını"nın kasiyeri başörtülü bayan, çember sakallı bay ya da at hırsızı genç erkek değil hafif gotik bir kızcağız.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Otobüsle gidilen Kaş, uçakla gidilen Hong Kong'dan -süre olarak- daha uzun bir yol demek, en azından İstanbullu için bu böyle. Bu nedenle de dış dünyanın kirliliklerinden -şimdilik- uzak kalmış. Çukurbağ'ın kuzeyindeki koyu geçen gelişimde pek hoş bulmuştum, şimdi marinalık olmuş. En yakın havaalanına 2,5 saatlik mesafesi kısalsın diye Demre'ye (caanım seraların narenciye bahçelerinin üzerine?) havaalanı yapılacakmış. Buraya gelenin dillendirmesi nedeniyle merak eden ama gelemeyeni çok. Tabi onlar da gelsin görsün ama herşey dahil Türkçe poplu muamele beklemesin.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Kaş, kısıtlı bir kitleye hitap ediyor. Öncelikle, plaj yok. Plaj olarak adı geçen yerlerden birisi, sonradan çakıl dökülmüş, üstünde bu satırları yazdığım (Meis manzaralı!!) verandanın 1,5 katı genişliğinde ve çabuk derinleşen bir yer. Yüzme bilmiyorsanız, ve deniz istiyorsanız unutun burayı. Su sıcaklığı konusunda hassasiyeti olanlar için de iyi bir yer değil Kaş. Kıyı boyunca hemen her yerden denize tatlı (ve buz gibi soğuk) su karışıyor.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SnMJhz3V79I/AAAAAAAABAE/JFgIfLtm1uE/s1600-h/test.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 301px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SnMJhz3V79I/AAAAAAAABAE/JFgIfLtm1uE/s400/test.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5364642057591058386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Kayalık deniz, 10 metreden derin yerlerin kolayca görülebilmesini sağlıyor. Yapılabilecek en güzel deniz aktivitesi, tabi ki scuba. Deniz berrak, balık çok. Scuba için lisans ya da lisans için kursa başlamak şart. Kendi çapında tehlikeleri olduğu için kayıt ve kontrolü bol bir alan. Kursa vakti olmayanlar için keşif dalışı gibi birşey var, arkasından tutulan bisiklete bindirilen küçük çocuk hesabı gezdiriyorlar, kısa bir eğitim sonrası, ama bu kontrollü ortam da işin ciddiyetini değiştirmiyor. İşin içine tüpü katmazsanız işler daha kolay, köşe başındaki gazete bayiinden alınan şnorkel ve paletle (plaj havlusundan daha kolay bulunabiliyor) tanesi bir porsiyon büyüklükte balıkların arasında yüzmek mümkün.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Dört yıl önceki İki günlük gidişimde, iki haftalık daraldığım bir yerdi Kaş, tek başıma gitmiş olmam, o dönemki çeşitli problemlerim vs nedeniyle. Bu seferki pek bir hareketli oldu, Serdar sağolsun.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;b&gt;İkinci gidiş&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Ankara'dan Kalkan'a arabayla gitmek, Afyon ve &lt;a href="http://maps.google.com/maps?q=37.534232,29.653473&amp;amp;t=h&amp;amp;sll=37.557487,29.684681&amp;amp;sspn=0.141594,0.256119&amp;amp;ie=UTF8&amp;amp;ll=37.562269,29.667206&amp;amp;spn=0.136074,0.212517&amp;amp;z=12"&gt;Salda Gölü&lt;/a&gt;'ndeki büyük, Sivrihisar ve &lt;a href="http://maps.google.com/maps?q=36.525846,29.686861&amp;amp;t=h&amp;amp;sll=36.550869,29.66323&amp;amp;sspn=0.006295,0.016974&amp;amp;ie=UTF8&amp;amp;ll=36.522191,29.67905&amp;amp;spn=0.068976,0.106258&amp;amp;z=13"&gt;Gömbe&lt;/a&gt;'deki küçük molalarla 11 saat sürdü. Elmalı'dan sonra yol hareketleniyor, çam ormanları sedire dönüyor-ki doğal ortamında lübnan sediri görmek için en iyi yer Lübnan değil buraları. Sonrasında orman sırasıyla çama, makiye, çama ve tekrar sedire çeviriyor. Bu sırada yol kıvrım kıvrım gidiyor, beklenmeyen şeyler görünebiliyor arada sırada. Bir yerde, heyelan nedeniyle yolun yarısı kırılıp düşmüştü, tek şeride inmişti. &lt;a href="http://maps.google.com/maps?q=36.440843,29.60794&amp;amp;t=h&amp;amp;sll=36.525502,29.687033&amp;amp;sspn=0.034486,0.053129&amp;amp;ie=UTF8&amp;amp;ll=36.44061,29.609839&amp;amp;spn=0.008631,0.013282&amp;amp;z=16"&gt;Başka bir yerde&lt;/a&gt; köy içinde dönen yol bir kahvehanenin içinden geçiyordu, çay ocağı bir tarafta sandalyeler bir tarafta. Yorucu. Yolu bilmiyorsanız Gömbe'den sonrasını gece gitmeyin.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Kalkan, Türk turiste hitap etmeyen bir yer. Türkçe tabela pek yok. Orta yaşlı yeni emekli İngiliz (ve çocuğu torunu), hedef kitleyi oluşturuyor. Fiyat olarak biraz pahalı. "Yabancılar için x yazdık ama size y olur" bir Kalkan klişesi. Kimse levrek satmıyor, herkes sea bass satıyor, yanında bream ve salmon var. Anlayacağınız herşey çiftlik.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Dönüş için Kaş-Demre-Finike-Elmalı yolunu kullandım. Atlas'ın bir sayısında pek güzel resmedilen Çığlıkara'yı görecektim kendimce, ama yolda bir iz işaret göremedim. Neyse.. başka bir sefere.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-924246928662418034?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/924246928662418034/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=924246928662418034' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/924246928662418034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/924246928662418034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/07/kas.html' title='kaş'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SnMFYiYobvI/AAAAAAAAA_8/DK4wk-OCv-I/s72-c/ka%C5%9F-manzara.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-8724878950614330465</id><published>2009-05-24T23:14:00.012+03:00</published><updated>2009-11-11T20:25:29.585+02:00</updated><title type='text'>misafir umduğunu değil bulduğunu yer</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Shmrd8v9CNI/AAAAAAAAA9o/7WKtLMImIwE/s1600-h/%C3%A7ib%C3%B6rek.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Shmrd8v9CNI/AAAAAAAAA9o/7WKtLMImIwE/s400/%C3%A7ib%C3%B6rek.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5339487364236249298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gitmeden önce yaptığım ikinci hata (ilki Rusça idi) yemek konusunda beklentiye girmekti. "Memlekete gidiyoz süper çibörek vardır, kalakay vardır" diye bir cümleyi kurmayın, düşünmeyin bile.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Özeti geçiyorum. Çibörek var. Etini sorpasını beğenmeyebilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Herşeyden önce hizmet sektörü -istisnaları saymazsak- pek bir kötü. Yüzü değil de g.tü dönükken menüyü bırakan, siparişi eksik ya da fazla alan, siparişi masanın ortasına bırakıp kaçan garson gördüm. Sipariş, öngördüğünüzden daha geç alınıp daha geç getirilebiliyor. Garson, büyük olasılıkla Gorbaçov'un Komünist Parti Genel Sekreteri olduğu günlerde bebek bezi giyiyordu ama yine de kapitalist ekonomi konusunda eğitilmesi gerekiyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;80 ila 150 yıl önce(*) bağlantıyı kopardığınız, son altmışbeş yılının ellisinden fazlasını Asya'nın alakasız yerlerinde geçirip dönmüş bir toplumun yemeklerinin sizinle aynı olmasını beklememeli.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/ShmucHSkBNI/AAAAAAAAA9w/erq3UyptmjE/s1600-h/lagman.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/ShmucHSkBNI/AAAAAAAAA9w/erq3UyptmjE/s400/lagman.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5339490631240910034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Lagman (zh: &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Lamian"&gt;拉麵&lt;/a&gt;), Özbekistan'dan öğrenilmiş bir noodle çorbası. Havuçlu ve patatesli, kuşbaşı etli. Akmescit'de dışarıda nizami bir şekilde yapılmışını bulması zor, ama herhangi bir yemek yenen yerde var bir şekil. Lagman varsa Özbek pilavı da var. Havuçlu, baharatlı, tane tane pirinçli (çünkü dehşet yağlı) ve kuşbaşı etli. "Mantı" dediğinizde Kayseri mantısı gelmiyor tabi ki :) Orta Asya mantısı ebadında, katlaması daha düzensiz (ve tabi içi çok yağlı) bir mantı bekleyin. Bildiğimiz büyüklükte birşey için "tataraş" istemek gerekiyor, ancak sulu tataraş yiyebildim. Türkiye'den farklı olarak duru bir çorba şeklinde geliyor. Duru çorba şeklinde gelmesi bizim Türkiye'ye gitmemizden ya da oradakilerin sürgüne gitmesinden kaynaklanıyor olabilir. Bilemeyiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Shmy4b0yJjI/AAAAAAAAA-A/DJUp9zImYpY/s1600-h/%C3%B6zbeka%C5%9F%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Shmy4b0yJjI/AAAAAAAAA-A/DJUp9zImYpY/s400/%C3%B6zbeka%C5%9F%C4%B1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5339495515835999794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/ShmveJneZ6I/AAAAAAAAA94/k7ZRXeGp7ec/s1600-h/hawaiian+sarma.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/ShmveJneZ6I/AAAAAAAAA94/k7ZRXeGp7ec/s400/hawaiian+sarma.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5339491765736859554" /&gt;&lt;/a&gt;Akmescit'in güneyi, ormanlık bölge dışında Manisa-İzmir bölgesiyle karşılaştırılabilir şekilde bağlık. İçip tattığımız -ve bu satırları yazarken de içtiğim kadarıyla- &lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;çok lezzetli şarap&lt;/span&gt; ve brandy üreten bağlara sahip. Teorik kurmadım bu cümleyi, tekrarlıyorum. Çok güzel tatlı kırmızı şarap var; Türkiye'de neden tatlı kırmızı yapmıyorlar çözemiyorum zaten.&lt;div&gt;Wikitravel'da "Kırım'da sarma var" şeklinde bir cümle var. Şarap yapan asmaların da bir sürü yaprağı var evet. Teorik olarak çok güzel sarma da olabilir. Fekat gerçek şu ki, lokanta sarması kart üzüm yaprağına  ve üstü mayonezli gelebiliyor. Hawaiian dürüm (ananaslı döner) görmüş biri olarak bunu korkunç bulmuyorum. Wikitravel'daki cümleyi de dünya görmemiş bir Anglosakson yazmıştır. olur böyle şeyler. Hizmet sektörü bilinci gelişince eldeki imkanları daha randımanlı kullanabilirler.&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunun dışında, umduğum dışında neler buldum sıralayayım:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Bira ve votka çok ucuz. 1.5 litre Nemiroff votka 6 TL gibi bir fiyata satılıyor. Süt daha pahalı olabilir. Nüfusun öğleden önce ortalıkta olmayan, saat 16 gibi çıkan kesimi bu imkanı değerlendiriyor. Gençlik sürekli içiyor, saat 16'dan sonra elinde içki şişesi olmayan genç yok. Ne gördüysem söylüyorum, abartı yok, Evliya Çelebi işi sallamıyorum. Bu durum sokak demografisini de değiştiriyor. Öğleden önce sokakta daha çok Tatar var, içen tayfa ayılamadığı için olabilir.&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Markette (Сильпо) mükellef bir balık reyonu var, on çeşit balık vardı herhal. Ufak bir ayrıntı, balıkların hepsi füme. Kardeşim hamsiden denedi (..ki Trabzon hamsisi Azak'da doğar) ve başarılı buldu. Hemen ilmihalimizi açıyoruz bakıyoruz, sudan ölü çıkmadıysa balık sakıncalı bir ürün değilmiş. Yemeye uygun et ürünü bulması zor bir ülkede nimet bunlar.&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;"Çay" istediğinizde gelen çay, yarı mayalanmış bir yeşil çay. Bir Tatar lokantasında/cafesinde "bir çay" istediğinizde önünüze bir demlik dolusu çay, kişi adedi kadar çay tasıyla (kupa demedim) ve konya şekerinin küçüğü ebadında şekerlerle geliyor. Siyah çay istiyorsanız özellikle belirtmeniz gerekiyor. Porselen demlikte yeşil çay lezzetli ve çok ucuz birşey.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kvas, lezzetli ve besleyici bir içecek. Açıkta satılan kvas, iki grivnaya alınabiliyor. (20 kuruş) Türkiye'de o fiyata su içilemiyor. Musluktan akan suyu içmemek gerekiyor btw, şişeli su sıhhi ama bizim standartlarımıza göre lezzetsiz. Susadıysanız kvas iyidir.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Shm4w6OZXcI/AAAAAAAAA-I/QXx-iu_6jeo/s1600-h/kvas.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Shm4w6OZXcI/AAAAAAAAA-I/QXx-iu_6jeo/s400/kvas.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5339501983627304386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kısacası... Çok beklentiye girmeyin. Umduğunuzu değil bulduğunuzu yiyin. Oradakinin mi Türkiye'dekinin mi daha iyi Tatar yemeği yaptığı konusunda tartışmaya girmeyin. Anın tadını çıkarın. Turistik ağırlama konusunda Tatar servis kalitesi katsayısı daha iyiydi (ikisini de denedik), umarız daha da iyi olur gelecekte.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-8724878950614330465?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/8724878950614330465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=8724878950614330465' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8724878950614330465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8724878950614330465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/05/misafir-umdugunu-degil-buldugunu-yer.html' title='misafir umduğunu değil bulduğunu yer'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Shmrd8v9CNI/AAAAAAAAA9o/7WKtLMImIwE/s72-c/%C3%A7ib%C3%B6rek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-4974381451223987516</id><published>2009-05-24T19:57:00.004+03:00</published><updated>2009-05-24T23:13:24.337+03:00</updated><title type='text'>Kimlik</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Shl83kpHskI/AAAAAAAAA9g/KnZZJhOnang/s1600-h/lenin.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Shl83kpHskI/AAAAAAAAA9g/KnZZJhOnang/s400/lenin.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5339436127395230274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kırım, yüzölçüm ve nüfus olarak orantısız bir şekilde Ukrayna'daki Lenin anıtlarının üçte birini barındırıyor. Rus ve Ukrayn nüfusun dünya görüşünde bunun önemli bir payı var; kendilerini (Sovyet) Rusya'ya daha bir ait hissediyorlar.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gittiğimiz şehirlerde, 2. Dünya savaşı anısına da anıtlar vardı. "Rus" anıtların dibinde yapma çiçeklerden kontrast yapan renklerde çelenkler var.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yol tabelalarında kuzey istikameti belirten tabelalarda Kiev yazarken birkaç diğer krokide kuzeye giden yol istikametinde Moskova yazıyor. Kırım Özerk Cumhuriyeti bayrağı ile Rusya bayrağının renklerinin aynı olması bir tesadüf değil.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kısacası, Rus ya da Ukrayn ve "&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Orange_revolution"&gt;turuncu&lt;/a&gt;" insan sayısı az. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tatar nüfus, hala anavatanlarında bir azınlık, ama durumları günden güne iyileşiyor. 1990'ların başında ortalık yerde konuşulmazken şimdi Kırımtatarca radyo ve televizyon var. Üç vakte Latin alfabesine geçiş de tamamlanacak. Kasabaların dışında boz renkli briketten, yaklaşık 4x4 metre büyüklüğünde -evet daha büyük değiller- sıvasız kulübelerden mahalleler hala var, (sanırsam) az da olsa bu kulübelerde hala yaşayanlar da var; göçüp gelen insanların ne şartlara geldiği az çok anlaşılabiliyor. Türkiye'de öyle gecekondu yok, bizim gecekondular bile daha büyük ve yapılılar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sosyalist sistemin tek faydası, sanat konusunda eğitimli çok kişi çıkarmış olması. Sadece Eskişehir'de Kırım'dakinden fazla Tatar vardır herhal, ama topluluk önünde çalabilen iki kişi çıkar ya da çıkmaz. Gördüğüm bildiğim kadarıyla radyoya televizyona çıkacak kıratta bir düzineden fazla böyle ses sanatçısı var, çalgı takımlarını falan saymıyorum. Bunların 5-6 tanesi Türkiye'de de beğenilecek kişiler; &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=TiI3IyCPZ30"&gt;Dilaver Osmanov&lt;/a&gt; Polatlı'da bir buçuk Serdar Ortaç gücünde olabilir. Türkiye'deki çingene olmayan toplum için çalgı çengi kaka meslek, ama sürgüne, yasağa, kültür emperyalizmine rağmen kültürü korumak için gerekliler.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-4974381451223987516?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/4974381451223987516/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=4974381451223987516' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/4974381451223987516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/4974381451223987516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/05/kimlik.html' title='Kimlik'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/Shl83kpHskI/AAAAAAAAA9g/KnZZJhOnang/s72-c/lenin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-6757634656292255607</id><published>2009-05-24T19:01:00.005+03:00</published><updated>2009-05-24T23:13:52.904+03:00</updated><title type='text'>17-23 Mayıs, Kırım</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/ShlwW0kNhwI/AAAAAAAAA9Y/FDSHkamB97s/s1600-h/s%C3%BCrg%C3%BCnl%C3%BCk.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/ShlwW0kNhwI/AAAAAAAAA9Y/FDSHkamB97s/s400/s%C3%BCrg%C3%BCnl%C3%BCk.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5339422370594391810" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.surgun.org/"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;18 Mayıs 2009&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCrg%C3%BCn"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Sürgün&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;'ün 65. yıldönümüydü. Bu vesileyle Kırım'a giden arkadaşlarım, bana ve kardeşime gitmek isteyip istemediğimizi sordu, biz de biraz turist biraz Tatar yanımızla evet dedik. Akmescit (Simferopol), Eski Kırım (Staryi Krım), Sudak ve Kefe (Feodosiya)'yi görme fırsatımız oldu. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Anma mitingi ve kongreyi yazma işini, olan bitenleri daha iyi anlayanlara bırakıp bir turist olarak neler gördüğümü özetleyeceğim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Gitmeden önce, bir büyük hata yaptım, dersime çok çalışmadım. Hong Kong'a gitmeden önce hazırladığım Kantonca kartının aynısını Rusça hazırlamam gerekiyormuş, ama yapmadım. Kırım, İngilizce'nin &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;havaalanında bile&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt; çalışmadığı bir yer. Kırımtatarca şansınız biraz daha fazla, doğru kişileri denerseniz; bu kişileri bulduktan sonra (doğru kelimelerle) Türkiye Türkçesi de çalışabiliyor. Dil probleminden dolayı, biraz da etkinlik nedeniyle gezme işi randımansız oldu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-6757634656292255607?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/6757634656292255607/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=6757634656292255607' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/6757634656292255607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/6757634656292255607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/05/17-23-mays-krm.html' title='17-23 Mayıs, Kırım'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/ShlwW0kNhwI/AAAAAAAAA9Y/FDSHkamB97s/s72-c/s%C3%BCrg%C3%BCnl%C3%BCk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-1525396781674514668</id><published>2009-05-04T19:00:00.001+03:00</published><updated>2009-05-29T13:08:47.833+03:00</updated><title type='text'>dubayy</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgMGuoejRNI/AAAAAAAAA5s/4z9Cp25WVg4/s1600-h/dubai.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 91px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgMGuoejRNI/AAAAAAAAA5s/4z9Cp25WVg4/s400/dubai.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5333113781946107090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Evet böyle yazıyor, harfleri okursanız.(&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold; line-height: 19px;font-size:13;" &gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;دبيّ&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; line-height: normal;font-size:12;" &gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;) Söylerken de -bizim dediğimiz gibi- Duba-i demiyorlar. İstanbul'dan, Dubai'den, Bangkok'dan ve Hong Kong'dan kalkışlardaki Dayyaran-al İmarat (&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:16;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;طائرة الامارات&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:12;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;) güvenlik filmlerinden ezberledim artık.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; min-height: 14px;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Dubai, geceleyin iz iz ışıklı yollar, yolların çevresinde ayakları parlak kare kare entegrelerden bir anakart gibi. Deniz suyunu arıtıp bahçe sulamalarının maliyetine empati kuramayan ama açık bırakılan lambaya demediğini bırakmayan halkım için uçaktan üstünde tek tük araç görünen uzun yolların ışıl ışıl olduğunu söyleyeyim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; min-height: 14px;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Uzun ışıklı yollar dışında yürüyerek Dubai bir ütopya. Nereden biliyorum, denedim de ondan. Otobüsten inip &lt;/span&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Dubai_Mall"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Dubai Mall&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;'a (ki kendisi upuzun Burj Dubai inşaatının yanındaki  kocaman ötesi bir mall) yürüyerek gitme denemem oldu. Dubai Creek'e kadar yürüdüm, birşeyler görme ümidiyle, ancak pek karşılayamadım beklentilerimi. Eski şehir baya bir içerideymiş, oraya kadar yürümek için baya bir engeli aşmak gerekiyor. Öncelikle dev yollar var. Dubai'de tek şerit yol az. Bu yollar az yerde yayaya geçit veriyor. Yolların kenarındaki yerler, yayayı farklı yerlerden yürümeye mecbur edebiliyor. Yol nereden geçerse artık. Çok yerde petunyalar var, hoş kokulu, kuma dikilmiş. Çim ile bu petunyalar süslenmiş, büyük olasılıkla normal toprağa ekilip halı yapılmış çim bunlar. Çevrede bakım yapan işçiler dışında, şu iş gününde kaldırımdan yürüyen 1-2 kişi görebildim sadece. Akıllı işi değilmiş. İrem de arayınca taksiye binmek şart oldu. Taksiler, otobüs durağı dışında asla durmuyor. Otobüs durağı da çok bulunur birşey değil.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; min-height: 14px;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Kendi arabasıyla Abu Dabi'den gelen İrem'in anlattığına ve benim yaya olarak gördüklerime göre Dubai'de araba kullanmak da çok basit değil. Yol hızlı akıyor, herhangi bir an şerit değiştirmek için çok geç olabiliyor. Korna sesi bol bol duyuluyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; min-height: 14px;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;"Ya okur, Dubayy'da üç dürlü insan vardır" diyeyim ilmihal dilinde. Birincisi, üstün ırk Emirlik kökenli olanlar. Genelde beyaz giyimli. Gümrükte ya da anormal durumlar dışında muhatap olmazsınız. İkinci tür turistlerdir, bunlar geçer gider. Üçüncüsü ise dışarıdan gelip burada çalışan insanlardır ki bunlar çeşit çeşittir. Geneli müslüman dünyadandır. Geldikleri yere, yeteneklerine ve çaresizlik katsayılarına bağlı olarak parya da olurlar, orta halli özel sektör çalışanı da. Bu arada, ticaret sektöründe de mal sahibi Emirati olsa da satıcı dışarıdan gelme adam olabiliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;-edit-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Dubai Mall büyük bir yer. Küçük parmakları su toplamış ayaklarıma daha bir büyük geldi. Herşey lüks değil, Dockers mağazası da var mesela. Kuyumcular çarşısında ufak bir kaybolma krizi yaşadık. Mall'dan havaalanına Pakistanlı şoförü olan Lexus bir taksiyle gittim. Her cümleye "this holy..." diye başlayanından. Yol uzun olduğu için bu şekilde çok cümle kurabildi, istatistiksel veri oluşturabilecek kadar çok.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;-edit-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Bir kriz olarak uzdolabı magneti&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgMKULHRVoI/AAAAAAAAA50/4Kg_QqPe-nI/s1600-h/dubai+duty+free.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgMKULHRVoI/AAAAAAAAA50/4Kg_QqPe-nI/s400/dubai+duty+free.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5333117725433747074" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p face="Helvetica" size="12px" style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;Hong Kong'da güzel magnet bulmak için zorlanmıştım, zira adamların bir şekil benimsedikleri, dünyaya beğendirdikleri bir "şey"leri yok Causeway Bay-Admiralty muhitlerinin görüntüsü dışında. Ama neyse oldu, bulundu. Mong Kok ebadına yakın olan Dubai Duty Free'sinde bir yerde buzdolabı magneti var. Orada da yalandan birşeyler var, efemine deve figürleri falan, başka birşey diyemedim. E, düşününce doğal bunlar. Yok adamların bi numarası. Dışarıdan birilerini tutup izole binalar yaptırmışlar. Yan yana koyunca hakkat korkunç duruyor o binalar. Balık istifi Hong Kong'un bir uyumu vardı ya. Neyse almıyorum buzdolabı magneti. &lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;Buzdolabı magneti konusunda Dubai benim için artık bitmiştir. Bir daha da aramam.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0px; font-family: Helvetica; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 12px; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;İşin bizim toplum için zor olan kısmı, aram&lt;/span&gt;ızda burayı bir örnek bir model sanan zavallıların bulunması. Gitsinler yerleşsinler Dubai'ye. Bizden uzak olsunlar.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0px; font-family: Helvetica; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 12px; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;Yandaki resim: Dubai Terminal 3 Duty free'si. Norman Foster tasarımı Terminal 3, bu eksende 1 km kadar uzanıyor. Diğer terminallerle beraber 2-2.5 km kadar sürüyor. Bina büyük, büyük olduğunu su toplamış ayaklarım çok iyi hissetti. Hong Kong'un havaalanı da oldukça iri, ancak insana zulmetmiyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-1525396781674514668?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/1525396781674514668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=1525396781674514668' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/1525396781674514668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/1525396781674514668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/05/dubayy.html' title='dubayy'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgMGuoejRNI/AAAAAAAAA5s/4z9Cp25WVg4/s72-c/dubai.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-4907020369262528249</id><published>2009-05-03T23:38:00.000+03:00</published><updated>2009-05-07T19:00:14.017+03:00</updated><title type='text'>Hong Kong sineması</title><content type='html'>&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Hong Kong sineması var yaşıtlarımız ve bizden az yaşlı olanlarda çok yer etmiş, ama Hong Kong'da avenue of stars -ki o da çok çakma- dışında bir şey yok görünürde. Hani &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Golden_Harvest"&gt;Golden Harvest&lt;/a&gt; dükkanı kapatmış, sinemacılığa girmiş tamam, ama günde üç seans Bruce Lee-Jackie Chan oynatsa tav olacak çok çıkar. O bildiğimiz (karatelisinden) Hong Kong sinemasından pek bir eser yok, her ne kadar yerli (Kantonca) yapımlar sinemalarda oynasa da. Evet, Hong Kong o filmlerden gördüğümüz üzere belalı bir yer olmaktan uzak, ama geri kalan sinema sanatını etkilemiş bir janr. Cüneyt Arkın'ın ninjalı filmi varsa bunu Burus abiye borçluyuz. Avenue of stars'da sadece iki dükkanda var Bruce Lee. Başka bir yercikte yok. Oralarda da iki poster üç anahtarlık.. .o kadar. Jackie Chan'ın hali ise daha içler acısı. &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Edit: Müze gezisinden, etrafta dolaşmaktan edindiğim izlenim der ki, büyük olasılıkla Çin Halk Cumhuriyeti, koloni döneminde oluşmuş kültürü bir kenara koyup, Hong Kong halkını anakara Çin kültürü kazanına karıştırıp eritmek istiyor. Bilemeyiz tabi. Uzak Doğu uzmanı biri çıksa da anlatsa.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-4907020369262528249?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/4907020369262528249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=4907020369262528249' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/4907020369262528249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/4907020369262528249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/05/hong-kong-sinemas.html' title='Hong Kong sineması'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-4225624351886386896</id><published>2009-05-03T23:36:00.000+03:00</published><updated>2009-05-07T18:49:23.948+03:00</updated><title type='text'>Çin tıbbı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgH1C8Kw9hI/AAAAAAAAA5c/xba3nj__g2E/s1600-h/golden+pain.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 92px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgH1C8Kw9hI/AAAAAAAAA5c/xba3nj__g2E/s400/golden+pain.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332812864643200530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;İlaçlar ve Reklamları&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Hong kong'da da off-the-shelf ilaç sistemi var. Bakkallar ilaç satabiliyor. Parasetamol, strepsils, kafurulu yağlı ilaçlar gani. Hatta, metroda zayıflama ilacı reklamı bile vardı, baya kimyasal formüllü falan. Marka adları problemli olabilir ama. Ben-Gay türü bir kremin üstünde "Golden Pain" diye bir marka vardı. Türkiye'de olsa hayatta satmaz.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgH2ozXMTFI/AAAAAAAAA5k/IaR-NlXpZ1Y/s1600-h/kertenkele.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 249px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgH2ozXMTFI/AAAAAAAAA5k/IaR-NlXpZ1Y/s400/kertenkele.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332814614626061394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;Alternatif ilaçlar&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Hong Kong'da tıp doktoru ve hastane tabelasından fazla kurutulmuş hede satan aktar tabelası vardı. Hede derken herşey giriyor, özellikle erkek cinsel organını çağrıştıran şeylelr bol miktarda satılıyor. Bu dükkanlardaki bazı şeyler biraz kötü kokuyor. Kırlangıç yuvası, kurutulmuş balık ve diğer deniz mahsulleri, sürüngenler bol bol var. Bu dükkanlar turistik amaçlı mı tam çözemedim, ama bana hitap etmedikleri pek belliydi. Hatta bir tanesinde fotoğraf çekerken eleman eliyle nazikçe çektirip gitmemi de işaret etti.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-4225624351886386896?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/4225624351886386896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=4225624351886386896' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/4225624351886386896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/4225624351886386896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/05/cin-tbb.html' title='Çin tıbbı'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgH1C8Kw9hI/AAAAAAAAA5c/xba3nj__g2E/s72-c/golden+pain.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-7247406126715976290</id><published>2009-05-03T23:00:00.003+03:00</published><updated>2009-05-07T23:16:42.515+03:00</updated><title type='text'>3  Mayıs: Hong Kong'da bol bol yürüyüş</title><content type='html'>&lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Gece uyumakta biraz zorlandım. Jet lag kendini ufaktan belli ediyor. Arada amcam aradı, birşeyler mırıldanıp telefonu yüzüne kapattım sanırım. Sabah saat 6 gibi uyandım. Otelli kahvaltılı aldıysam kahvaltısını kullanırım dedim, gittim yedim, ama çok randımanlı olmadı. Avrupai kahvaltı demek kahvaltıda bol bol domuz demek, Hong Kong'da.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; min-height: 14px;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHr8RBDSQI/AAAAAAAAA40/bQ69GgH5_J8/s1600-h/sabah+taichisi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHr8RBDSQI/AAAAAAAAA40/bQ69GgH5_J8/s400/sabah+taichisi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332802854375868674" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Victoria Peak ve Hong Kong yolları&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Sabahtan -yine şanslıydım- hava bozmamıştı. Admiralty istasyonunda inip Victoria Peak'li yürüyüş yoluna başladım. Haritadan bakınca çok küçük bir alanda yürünüyor, Hong Kong, hem gerçek hem de mecazi anlamda bir orman.  Metro istasyonları binalarla entegre, öyle ki bizde ya da başka yerlerde açıklık alanda ayrıca bina/kulübe olarak görünen istasyon girişleri burada yok. Bina düşünün, bi tarafta dükkan var, diğer taraf iki basamak eşikten sonra metro girişi. Hızlı yürüyünce kaçabiliyor. Metro girişinden girdiniz, çıkışından çıktınız diyelim, bir blok ötedeki yan caddeye geçmek kolay olmayabiliyor. Yol boyu ve yol aralarında parmaklıklar var, çok yerde geri dönüp başka bir nokta aramak gerekiyor. Yol diye gördüğünüz yerlerin bazıları "Private Road", gelme geçme bir arkadaşa bakıp çıkma yok. Neyse, Admiralty'den parka ulaşmak için metro çıkışının olduğu binanın içine girip köprüden karşı binaya geçmek, karşı binanın içindeki yürüyen merdivenden iki kat çıkıp soldaki kapıdan dışarı çıkmak gerekiyor. Yaa... Mekan dağlık olduğu için kot farkı da bol bol var, adamlar bunu n katlı binaları balık istifi dizip örtmüşler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; min-height: 14px;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHsZdmZNYI/AAAAAAAAA48/iqiT6QZZqaY/s1600-h/hong+kong+park%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHsZdmZNYI/AAAAAAAAA48/iqiT6QZZqaY/s400/hong+kong+park%C4%B1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332803355969926530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Parkın içinden geçince Victoria Peak'e giden tramvaya ulaşılıyor. Park derken... İklim müsait olunca evde salon bitkisi yapıp el bebek gül bebek bakılan türlerin bazıları burada kendinden bitiyor. Parkta çok çeşit bitki var, meraklısı ağaçların boynundaki ya da otların yanındaki Latince ve İngilizce adları olan plakalardan ihtiyacını giderebiliyor. Bir de büyük kuş kafesi (Cage diil, Aviary) var ama kapalıydı, bakamadım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; min-height: 14px;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHuJ6SQJaI/AAAAAAAAA5E/gYV13bxp8Y4/s1600-h/victoria+peak.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHuJ6SQJaI/AAAAAAAAA5E/gYV13bxp8Y4/s400/victoria+peak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332805287815423394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Peak tram ile 45 derece rampalı bir yolculuk yapıp -hemen hemen- en tepedeki ...mall'a... ulaşabiliyorsunuz. Dik kadraja sığmayan binalar birden tamamen görünür oluyor. Ama Tsim Sha Tsui'den gece görünüşleri daha bir güzel. Teknosa vitrini gibi oluyorlar, hepsinin üstünde bir elektronik markası.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; min-height: 14px;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;Çarşı pazar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Otelden çıkmadan önce bir de hızlıdan Mong Kok(&lt;span class="Apple-style-span"  style="line-height: 19px;font-family:-webkit-sans-serif;"&gt;旺角&lt;span class="Apple-style-span"  style="line-height: normal;font-family:georgia;"&gt;) dolaşayım dedim. Günün pazar ve saatin erken olmasından mütevellit, çok açık dükkan yoktu. Yerel halka da hitap eden yerler açıktı, oralardan gezme şansım oldu biraz biraz. Domuz satan yerler -kokusuna alışkın olmadığımdan olabilir- kötü kokuyor. Kurutulmuş balık kadar değil, neyse ki. Pişmiş et satılıyor. Ne eti olduğunu tam çıkaramadım, dışı hafif yanık, içi de başka bir nedenle kahverengiydi. Ördek ve tavuk, -karışmasın diye olabilir- kafasıyla gagasıyla, bir sosa batırılmış ve dışı hafif susamlı satılıyor. Tropik meyve çeşit çeşit. Üç dört çeşit muz gördüm, papaya falan da var ama gerisini bilemeyiz. Nasıl yenir bilemediğimden almadım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; min-height: 14px;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Mong Kok gezisini akşam tamamladım. Mong Kok ve Türkiye'deki karşılığı pazar ortamı için konuşayım, Hong Kong'da giyim TR fiyatından az pahalı. Ama alınır mı derseniz hayır. Hello Kitty ve arkadaşlarına özel bir ilginiz varsa bilemicem. Kirainet'in "&lt;a href="http://www.kirainet.com/english/category/otaku/"&gt;otaku&lt;/a&gt;" olarak adlandırdığı tarzda, Mong Kok malı. Bir miktar yürüdükten sonra tezgahlar tekrar etmeye başlıyor, aynı malı benzer konfigürasyonda tekrar tekrar görülüyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Mong Kok'dan yürüyerek 15 dakika mesafede harbi Cartier-Gucci mağazaları var. Ama arada Dockers falan yok. Hong Kong'da görünen insanlar -başka bi yere gidip almıyorsa- ya Hello Kitty kılıklı birşey ya da bizim normalde giymediğimiz pahalı markalardan giyiyor. Bunların çakma olma olasılığı çok fazla ya da Louis Vuitton Hong Kong Kızılayı'na hayrat yapmış.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; min-height: 14px;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHw21LiFCI/AAAAAAAAA5M/MelsiQaVTAw/s1600-h/noodle.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHw21LiFCI/AAAAAAAAA5M/MelsiQaVTAw/s400/noodle.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332808258562429986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p   style="margin: 0px; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Öğlen yemeğini Wan Chai (&lt;span class="Apple-style-span"   style="line-height: 19px;font-family:-webkit-sans-serif;font-size:12;"&gt;灣仔&lt;span class="Apple-style-span"   style="line-height: normal;font-family:georgia;font-size:13;"&gt;) tarafında esnaf lokantası görünümlü bir yerde yedim. Hani Eskişehir'deki Bolkepçe ya da Birlik lokantası formatında, girişte sıcak yemekler var. Arkadan soğuklar geliyor. Geçen seferden akıllanıp sadece karides noodle çorbası istedim. Sonrasında da sagolu (böyle nişastalı birşey..) ve mangolu puding. Geçen sefer biraz hızlı davrandım ya da servis kötüydü herhal, garson ara ara gelip plastik sürahiden çayı da tazeledi bir güzel.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHxJCKY2wI/AAAAAAAAA5U/yx-3WLBTJAQ/s1600-h/pudding.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHxJCKY2wI/AAAAAAAAA5U/yx-3WLBTJAQ/s400/pudding.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332808571284937474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;-edit-&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Wan Chai'de biraz gezip bilgisayar malzemesi satan labirentimsi iş hanında bir tur attım. Prosumer ev kullanıcısının ihtiyaç duyabileceği herşey orada vardı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Wan Chai'den Causeway Bay istasyonuna kadar yürüdükten sonra Sheung Wan(&lt;span class="Apple-style-span"   style="  line-height: 19px; font-family:-webkit-sans-serif;font-size:13px;"&gt;上環&lt;span class="Apple-style-span"   style="  line-height: normal; font-family:Georgia;font-size:16px;"&gt;)'a gidip oradaki &lt;a href="http://travel.nationalgeographic.com/places/places-of-a-lifetime/hongkong-walking-tour-3.html"&gt;yürüyüş turu etabına&lt;/a&gt; başladım. Günlerden pazar olması nedeniyle dükkanların çoğu kapalıydı, ama fikir verecek kadar çok dükkan görme imkanım oldu. Bol bol kurutulmuş deniz ürünü, biraz sürüngen ve iki dükkanda da kırlangıç yuvası vardı. Çin antikası bayınca acıktığıma karar verdim, Sheung Wan istasyonunun çıkışındaki Vietnam lokantasına gidesim geldi. E, görmediğim kuş bir leylek kalmıştı ya. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgNAsiVNCoI/AAAAAAAAA58/dTKXaR7Xkmk/s1600-h/vietnamese.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgNAsiVNCoI/AAAAAAAAA58/dTKXaR7Xkmk/s400/vietnamese.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5333177517610961538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Vietnam lokantası benim için duble fiyasko oldu. Öncelikle tabelanın altındaki yere girdim. Mekan biraz cafeye benziyordu, menüye bakınca pek orijinal birşey göremedim. Sadece girip yemiş olmak için küçük bir tabak kızarmış tofu istedim. Çıkışta, yanda bir kapı daha olduğunu ve yukarı çıkıldığını gördüm. Evet, Çin yemeği gibi olmayan bir menü vardı ama biraz şık, -belki de- yemekleri uyarlama bir yerdi.  Neyse.. Sonrasında tedbiren &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Nifuroxazide"&gt;ilaç&lt;/a&gt; almaya gerek yoktu ama 24 saat yol gidip Quick China'ya varmış gibi hissettim kendimi. En azından tek kullanımlık kağıt zarftaki bambu çubuklardan vermiyorlar... di mi Polyanna.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yemekten sonra, Mong Kok turunu tamamladım, yeşim satan dükkanların -kapalı hallerini- görüp bavulumu aldım, havaalanına gittim.&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;-edit-&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-7247406126715976290?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/7247406126715976290/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=7247406126715976290' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/7247406126715976290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/7247406126715976290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/05/3-mays-hong-kongda-bol-bol-yuruyus.html' title='3  Mayıs: Hong Kong&apos;da bol bol yürüyüş'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHr8RBDSQI/AAAAAAAAA40/bQ69GgH5_J8/s72-c/sabah+taichisi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-6355255789173292221</id><published>2009-05-03T09:00:00.001+03:00</published><updated>2009-05-07T22:09:51.349+03:00</updated><title type='text'>2 Mayıs: Biraz Hong Kong, biraz Makao</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHBMSizn7I/AAAAAAAAA4c/Hi5WXpEKF8o/s1600-h/burusli.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 283px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHBMSizn7I/AAAAAAAAA4c/Hi5WXpEKF8o/s400/burusli.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332755850663796658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Bugün otel değiştirip Makao'ya gitmeyi hedefliyorum. Otel değiştirme çok randımanlı bir fikir değildi, sineğin yağını çıkarma amaçlı yaptım böyle birşey, ama iyi olmadı. Neyse, bi dahaki seyahatlerimde yapmam böyle bir hareket.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Süper düşeş bir durum oldu, kaç gündür kapalı görünen -ve yol boyu bulutlu- gökyüzü açtı. Bugün bir bulut bile yok. Makao ve Victoria Peak için güzel bir gün.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;-edit-&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Sabahtan Hong Kong sanat müzesini ve yanda görülen "Avenue of Stars"ı gezdim. Hong Kong sanat müzesi, genel Çin (Halk Cumhuriyeti) sanatı konusunda çok bilgilendirici. Ancak, Hong Kong'a özel pek birşey yok maalesef. Uzak ara daha iyi müzeler gezmiştim(&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Gemäldegalerie_Alte_Meister"&gt;*&lt;/a&gt;).&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Avenue of stars, Hong Kong sinemasına emek vermiş sanatçıları anma adına yapılmış, boğaz manzaralı bir kaldırım. Yıldızlardaki isimlerden Bruce Lee, Jackie Chan ve Chow Yun Fat dışında kimseyi bilmiyordum. Kaldırımın iki ucundaki kiosklarda en uyduruğundan Bruce Lee ve Jackie Chan ıvır kıvırı alınabiliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;-edit-&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Çin yemeği kartımı, format olarak Kıtır'a benzeyen .. oo pardon daha salaş.. bir yerde kullandım, dünkü Malezya lokantasını ararken (o da benzer salaşlıktaydı). İçerideki tek batılı bendim, İngilizce menü olmasına rağmen. Fiyatlara baktım, bir sakatat çorbası bir de noodle söyledim. Noodle konusunda anlaşamadım, istediğim noodle gelmedi ama güzeldi. Sakatat çorbası ise... şirden böyle pişirilmeli.. evet. Ama içindeki kokoreçler biraz kart ve yağlıydı. Toplam 100 doların altında ödediğim yemek (20 kaat falan) 3 kişiyi doyuracak ebattaydı. Çorba deyince bizdeki Çin restoranlarındaki gibi minik bir çorba gelir diye sandım. Çorba ve noodle 1.5 porsiyondu. Bir de ilginç şey, girişte yasemin çayı veriyorlar. Su bardağında, paşa çayı kıvamında ve sıcaklığında. Ücretsiz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHB602gr_I/AAAAAAAAA4k/pP8be03OBZM/s1600-h/%C3%A7orba.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHB602gr_I/AAAAAAAAA4k/pP8be03OBZM/s400/%C3%A7orba.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332756650147229682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Otel değiştirmenin maliyeti, Victoria Peak'i kaçırmak oldu, bugünlük.. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Makao, hızlı feribotla gidilebilen bir yer. Sheung Wan istasyonunun hemen üstünde terminal var, hızlı teknelerle bir saat kadar sürüyor. Giderken, gişe nerede diye bakınırken Çinli bir amca, fazla bileti olduğunu ve 120 dolara satabileceğini söyledi. Tereddüt ederek aldım, zira buraların insanı pek "şark" kurnazı. Bilet sahte değilmiş, bindim pek güzel.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Hesaba katamadığım gelişme, feribot biniş/inişlerindeki "vize" işlemiydi. Uzun kuyruklar oluyor, kuyruğu geçmek 15 dakika kadar sürüyor. Makao gezmek için az vaktim kaldı sonuçta. Kısa zamanda (2 saat kadar) ne gördüm özetleyeyim:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Makao bir kumar cenneti. MGM gibi Las Vegas kumarhaneleri buraya şube açmış. Hemen terminal çıkışında kumarhane servisleri bekliyor, kumarhane broşürleri dağıtılıyor. Bunların arasında iki teyze daha vardı, biri bana üstünde bikinili bir kız olan ve "18-28" dışında anlayabildiğim bir harfi olmayan bir broşür tutuşturdu. Herhal böyle bir sektör de var. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;-edit-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;nası' oldu bilmiyorum, unutmuşum yazmayı. Makao, bir Portekiz sömürgesiymiş. Bu nedenle yabancılara da hitap eden tabelalar Hong Kong'daki gibi çift dilliydi, ama diğer dil Portekizceydi. Kısacası, Makao'daki kısa zamanımda Kantoncamı ilerletmek için çok fırsatım oldu :) M'hsai.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;-edit-&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Makao'da yumurtalı puding yedim, önceki restoran deneyiminden cesaretle. Kalabalık ve yabancısız -en azından herkes çekik gözlüydü- bir restoranda iki kızın yanında bir yer buldum. Genel müşteri puding yiyordu, ben de bir tane istedim, Yumurtalı puding yapmışlar.. Ama çok pişmiş haşlama yumurta aromalı ve şekerli birşey. Sonrasında içtiğim limonata (onun da formatı bize gayri konvansiyonel) durumu düzeltti neyse. Bu sırada garsonla konuştuk biraz, Nereli olduğumu sordu, sonrasında "aa futbol" falan dedi, bildiği oymuş demek. Sonrasında benim masadaki kızlarla bir iki konuştu. Sıfırın altındaki Çincemden ve el hareketlerinden anladığım kadarıyla "Allah allah, orada da çekik göz oluyomuş demek" gibi bir cümle geçti arada. Neyse.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHDlm4EtWI/AAAAAAAAA4s/hGc4p0SCrX8/s1600-h/Senado+Meydan%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHDlm4EtWI/AAAAAAAAA4s/hGc4p0SCrX8/s400/Senado+Meydan%C4%B1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332758484641690978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Ben dönene kadar saat 9:30 oldu, feribot terminalinin dükkanları kapanıyordu. Dolayısıyle günün gezisi de bitmiş sayıldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Otele gelince.. İsmi komik falan da olsa YMCA süpermiş. Kendimi bu gudik otel seçiminde bir daha kınıyorum. Tamam, burası direk boğaz manzaralı ama daha kötü.. belki daha laik tamam :)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;-edit-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;a href="http://maps.google.com/maps?f=q&amp;amp;source=s_q&amp;amp;hl=en&amp;amp;geocode=&amp;amp;q=ibis+hotel+hong+kong&amp;amp;sll=37.0625,-95.677068&amp;amp;sspn=31.28862,56.601563&amp;amp;ie=UTF8&amp;amp;ll=22.307282,114.199705&amp;amp;spn=0.035654,0.055275&amp;amp;z=14"&gt;26. kattaki odamdan&lt;/a&gt; boğaz süper görünüyordu ama tam karşıdaki boşluğa bir anlam verememiştim. Hong Kong'un efsanevi &lt;a href="http://88bw.net/bio/hongkong-airport.html"&gt;eski havaalanı&lt;/a&gt;ymış.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;-edit-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;Fotoğraflar:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Avenue of stars'ın ucundaki Bruce Lee heykeli, arkada Wan Chai - Causeway Bay bölgesi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Günün çorbası. Yau Ma Tei istasyonu civarındaki bir lokantaydı sanırsam.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Senado Meydanı, Makao&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-6355255789173292221?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/6355255789173292221/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=6355255789173292221' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/6355255789173292221'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/6355255789173292221'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/05/2-mays-biraz-hong-kong-biraz-makao.html' title='2 Mayıs: Biraz Hong Kong, biraz Makao'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgHBMSizn7I/AAAAAAAAA4c/Hi5WXpEKF8o/s72-c/burusli.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-5389983024020274790</id><published>2009-05-02T09:30:00.004+03:00</published><updated>2009-05-07T23:23:39.518+03:00</updated><title type='text'>30 Nisan, 1 Mayıs: Gidiş</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgG9ForUncI/AAAAAAAAA4M/4aOBJVdIUxU/s1600-h/bkk.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 46px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgG9ForUncI/AAAAAAAAA4M/4aOBJVdIUxU/s400/bkk.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332751338299497922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgG6DkadwKI/AAAAAAAAA38/cKlFm7wS4Wc/s1600-h/kowloon-konutlar.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgG6DkadwKI/AAAAAAAAA38/cKlFm7wS4Wc/s320/kowloon-konutlar.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332748004260429986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Aşağıdaki yazıyı 2 Mayıs sabahı (HK saatiyle 09:00 gibi) yazdım.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Uçak yolculuğu biraz yıpratıcı oldu. Dubai'den sonraki kısımdan bahsediyorum. Dubai'den Bankgok'a, oradan da Hong Kong'a uçtum. Umman Körfezini geçtikten sonra hep bulut vardı, o nedenle Hindistan, Myanmar, Tayland, Laos ve Vietnam'ın bulutlarından başka birşey göremedim. Uçak yolcularına gelince.. Dubai'den sonra uçakta yetmiş iki buçuk millet vardı. Emirat insanı hosteslikle iştigale tenezzül etmediği içindir herhal, hostesler de çeşit çeşitti.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Hong Kong'a giriş için pasaport boyutundaki ufak bir formun doldurulmasından başka birşey gerekmiyor. Bu aralar domuz gribi salgını var, tüm havaalanları gibi Hong Kong havaalanı da paranoid moda geçmişti. Ona ilişkin formu da doldurup termal kameranın önünden geçince Hong Kong'la aramda birşey kalmadı.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Hong Kong'un çok iyi çalışan bir metro sistemi var. Çok karışık değil, ama bu keşmekeş şehir için ilaç gibi. Havaalanından üç gün limitsiz metro ve otobüslü, gidiş dönüş havalimanı biletli kartı 300 HKD (40 dolar kadar) almak mümkün. Havaalanı treninde kartı inerken basmak gibi bir sistem yapmışlar, girişte ceza mı yiyorum diye panik oldum.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Binalar ince uzun, uzanıyor gidiyor. Havaalanından şehir merkezine gelirken böyle ince uzun binalardan görmeye başlıyorsunuz. Şehire geldikçe daha da artıyor bunlar.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;Otele yerleştikten sonra Nathan Road'dan kuzeye doğru bir yürüyüş yapıp geri döndüm. &lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;Hong Kong (&lt;span class="Apple-style-span"   style="  line-height: 19px; font-family:-webkit-sans-serif;font-size:13px;"&gt;香港&lt;span class="Apple-style-span"   style="  line-height: normal; font-family:Helvetica;font-size:12px;"&gt;) adının İngilizce tercümesi "fragrant harbour" imiş. Evet Hong Kong kokuyor. Buram buram et suyuna sarmısaklı ve baharatlı Çin yemeği kokuyor. &lt;a href="http://maps.google.com/maps?f=q&amp;amp;source=s_q&amp;amp;hl=en&amp;amp;geocode=&amp;amp;q=bestekar+sokak+88+ankara&amp;amp;sll=37.0625,-95.677068&amp;amp;sspn=31.28862,56.601563&amp;amp;ie=UTF8&amp;amp;ll=39.906806,32.86015&amp;amp;spn=0.007391,0.013819&amp;amp;z=16&amp;amp;iwloc=A"&gt;Guangzhou Wuyang&lt;/a&gt;'ın acılı ekşili çorbası gibi. Turist mekanı yerlerin yarısı kokuyor, abartmıyorum. Çin yemeğiyle aranız iyi değilse gelmeyin. Aman.  Bir yandan düşününce de... Sizin eviniz de kereviz-karnabahar kokmuyor mu :P Bu da onun gibi birşey.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Çin yemeği derken, Çin yemeği de çeşit çeşit burada. Malezya Çin lokantası gördüm, Nathan Road'u kesen sokaklardan birinin üstünde, bir denemekte fayda var.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;YMCA (şarkıdaki gibi) oteli Kowloon'un en güneyinde pek stratejik bir yerde. Kalmak için güzel bir yer, ucuza oda da var. Yıldızlı mı bi fikrim yok, ama Levent'in anlattığı NY oteli gibi değil, iyice. Odada incil var. Tuvalet Amerikan sistem (bkz:&lt;a href="http://www.lrb.co.uk/v26/n17/print/zize01_.html"&gt;Slavoj Žižek&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Jet lag diyorduk.. Herhal yol çok yorucu geçince bünye kendini ayrıca bir sıfırladı. Şu an saat Türkiye'de 4, ama bende bir uyku emaresi yok. Gece uyumaya çalışırken zorlanmıştım ama vaktinde uyuyabildim. &lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Edit: Bu sırada oda kapısının altında gazetemi farkettim. Film işi bi sahne oldu:&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgG-8uo-cII/AAAAAAAAA4U/arU6GG-YHxA/s1600-h/swineflu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgG-8uo-cII/AAAAAAAAA4U/arU6GG-YHxA/s400/swineflu.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332753384304701570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Üstteki resim: Bangkok havaalanından bir tabela. Soldaki resim: Kowloon istasyonundan çıkınca görülen &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_Arch_(Hong_Kong)"&gt;apartmanlar&lt;/a&gt;. İstanbul'a göç eden köylünün Haydarpaşa garı'ndan gördüğü şeyin benim için Hong Kong karşılığı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-5389983024020274790?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/5389983024020274790/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=5389983024020274790' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/5389983024020274790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/5389983024020274790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/05/30-nisan-1-mays-gidis.html' title='30 Nisan, 1 Mayıs: Gidiş'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgG9ForUncI/AAAAAAAAA4M/4aOBJVdIUxU/s72-c/bkk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-2430369371845000190</id><published>2009-04-30T12:00:00.001+03:00</published><updated>2009-05-06T19:43:04.681+03:00</updated><title type='text'>29 Nisan akşamı, 30 Nisan sabahı: Hazırlık...</title><content type='html'>&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Hala bavulumu hazırlamadım. Tuhaf şeylerle uğraşıyorum. Kol saatimi ayarladım. Akrep ve yelkovan Hong Kong zamanını gösteriyor. Ufaktan saatin 02:45 olduğunu kendime yedirmeye çalışıyorum, ama saat daha 21:44. Laptopumun işletim sistemini değiştirdim, iBook'um 10.4 ile daha az disk hareketi yapıyor (ve daha az pil yiyor ;)) Checklist tamam. Online check-in yapıldı, online boarding pass alındı ama pek bir anlamı yok tabi, gidip boarding pass'i normal insanlar gibi alacağım. Hayırlısı artık.  &lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica; min-height: 14.0px"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;Çanta konusu biraz kriz oldu. Eski laptop çantası ve kardeşimin bavulu var, daha çok gözlü bir sırt çantası daha iyi olabilir miydi diye düşünüyorum. Bakalım, belki başka bir ayarlama yapacağım.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: italic;"&gt;-sabah-&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 12.0px Helvetica"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  ;font-family:Georgia;font-size:16px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal Helvetica; "&gt;Bilgisayarın kurulumu ve güvenlik yamaları tamam. Açılıp kapanma daha randımanalı oldu.. Açılıp kapanma derken de standby'dan yani. Bavulda karar kıldım sonunda. Ama yanımda taşımak için büyük biraz. Çanta da ufak kalıyor. Neyse, artık oradan bir  bavul-çanta bakılacak.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal Helvetica; min-height: 14px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font: normal normal normal 12px/normal Helvetica; "&gt;İki ayrı otele rezervasyon yaptırmanın problemlerini yaşayacağım ufaktan. Hong Kong'a ayarlı kol saati evde kaldı. 10:30'daki otobüse binmeme az kaldı. Orada saat 15:15. 24 saat 30 dakika asgari yolculuk yapıyor olacağım. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-2430369371845000190?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/2430369371845000190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=2430369371845000190' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/2430369371845000190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/2430369371845000190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/04/29-nisan-aksam-30-nisan-sabah-hazrlk.html' title='29 Nisan akşamı, 30 Nisan sabahı: Hazırlık...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-8117616137125663252</id><published>2009-04-30T00:00:00.001+03:00</published><updated>2009-05-06T19:50:00.471+03:00</updated><title type='text'>30 Nisan-4 Mayıs: Hong Kong, Macau ve Dubai</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgGySdj58ZI/AAAAAAAAA30/7flM3k-ZW1c/s1600-h/pasaport.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 278px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgGySdj58ZI/AAAAAAAAA30/7flM3k-ZW1c/s320/pasaport.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332739464025993618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar kısa bir zamanda 24 saat gidip 30 saat dönmeyi birçok kişi pek deli buldu, ama oldu. Emeğime parama değdiğini de düşünüyorum. Bu sürede aldığım notları ve döndükten sonraki eklemelerimi sırayla ekliyorum, bundan sonra gelen yazılarımda.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bundan sonraki post tarihleri -ve bu post'un tarihi- içeriğin ait olduğu tarih, ama çok sonra yazıldılar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Resim: Pasaporttaki giriş çıkış damgaları. Arlanda (İsveç) damgası haricindekiler üç günde basıldı.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-8117616137125663252?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/8117616137125663252/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=8117616137125663252' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8117616137125663252'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/8117616137125663252'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2009/05/30-nisan-4-mays-hong-kong-macau-ve.html' title='30 Nisan-4 Mayıs: Hong Kong, Macau ve Dubai'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SgGySdj58ZI/AAAAAAAAA30/7flM3k-ZW1c/s72-c/pasaport.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115235261238786794</id><published>2006-07-08T12:52:00.000+03:00</published><updated>2006-07-08T20:01:34.536+03:00</updated><title type='text'>That's all folks</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/avrupa%20haritas%3F%3F.png.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/avrupa%20haritas%3F%3F.png.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;8 Temmuz, 12:00&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Uçak halkının çoğu "gurbetçi" olarak nitelendirilen vatandaşlarımızdı, bu vatandaşlarımız Kulu'ya gidiyor, check-in'lerini İsveç pasaportlarıyla yapıyor ve Kırmançi konuşuyor. Benimle konuşacakları zaman Türkçe'ye geçiyorlar tabi. Böyle ilginç bir konfigürasyonda 3.5 saat yol gittim, en azından yarısını uyuma şansım oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pasaport kontrolünden gece yarısına çeyrek kala geçtim, pasaport görevlileri de durumu anlayışla karşıladılar tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;An itibariyle evdeyim, annemler önceden gelip bir çeki düzen vermiş. Halam çiçekleri bir defa sulamış. Benim sulama düzeneği bir miktar problem yaşamış sanırsam; bazı çiçeklerim ölmüş. Cycas'ım yaprak çıkarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bavuluma daha ulaşamadım, o nedenle kalan resimleri alma işini başka bir zamana bırakıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edit: Yapımda emeği geçen tüm arkadaşlara (Rıdvan Abi, Alper, Serdar, Zeki, Barış, Kathrin, İrem, Gökçen ve Ayşe) buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Birini atladıysam affola. Yorumlarıyla yön veren arkadaşlara da ayrıca teşekkür tabi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115235261238786794?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115235261238786794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115235261238786794' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115235261238786794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115235261238786794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/07/thats-all-folks.html' title='That&apos;s all folks'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115235050982776667</id><published>2006-07-08T12:13:00.000+03:00</published><updated>2006-07-08T12:21:50.146+03:00</updated><title type='text'>Stockholm Sendromu...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/alternatif%20necefli%20masrapa.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/alternatif%20necefli%20masrapa.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki yazı 7 Temmuz günü boyunca yazıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stockholm, adına eklenen bir "sendrom" kelimesiyle de anılıyor. Suç oranının düşük olduğu bu yerde bir banka soymalı rehine krizi olmuş, krizle ilgili bir psikiyatrik durum oluşmuş, hemen adı takmışlar. Böylelikle uzun gece ya da gündüzlerin neden olduğu dertlere başka ad verilmek zorunda kalınmış, şehrin adı kirlenmemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bugün yaşadığım ise bambaşka bir sendrom. Dün anlamadığım bir şekilde gemi kaçırdım, bugün ise havaalanlarında süründüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;11:10 Arlanda&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dün uçağı kaçırmamak için iyi bir planlama yaptım. Saat 9'da İrem'in evinden ayrılıp T-centralen'de Arlanda express'e binip 10:55 uçağı kalkmadan bir saat önce havaalanına varacağım. Kendi evime saat 22'de varacağımı düşünüyorum, dolayısıyla tam 12 saat yollarda olacağım. Ayşe'yle dünkü ayrılma merasimini bir daha tekrarladık, komik oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arlanda'ya varana kadar herşey iyiydi. Saatte 205 basan tren tam 9:55'e beni terminal binasına yetiştirdi. Ancak terminalde ilginç uzun kuyruklar vardı. Yeterince gişe açık değildi. Nefret ettiğim q-maticleri o kuyruklarda beklerken özledim ya. Kuyrukta önümdekiler İsveçli değildi, dolayısıyla sosyalleşerek kuyruk derdini bastırma şansı edindim. Boarding pass aşamasını tamamlamam tam bir saat sürdü, neyse ki uçağım tehirli. Helsinki'de istediğimden daha az zamanım olacak, dolayısıyla çantamı Ankara'ya kadar bağlattım, içinde Tax Free yapmayı o kadar istediğimiz Stockmann hedeleri de vardı. Neyse, 4 eurodan oldum, şu ana kadar kaçırdığım/gidemediğim biletlerin yüz euroyu bulan maliyetiyle karşılaştırınca devede kulak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeği burada atıştırıp kendimi Vantaa'da ren geyiği ve Moomi alışverişine vermek istiyorum, zaten sadece bir post alacak kadar vaktim olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;12:23 Arlanda&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Uçak biraz daha gecikti. Sanırsam diğer uçağa ucu ucuna yetişeceğim. Avrupa'da Helsinki ile alakalı uçuşlarımın üçüne de birşeyler oldu ya. Nedir bu. Pasaport kontrollü taraftan çıktım, inşallah Helsinki'de Türkiye'ye götürmelik birşeyler alabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;21:28 Arlanda&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;An itibariyle Türkiye'de olabilirdim. Ama değilim. Finnair uçağı saat 15:45'de Helsinki-Vantaa havaalanına vardı. Dolayısıyla benim İstanbul uçağı kaçtı gitti. Çenem titreye titreye yardım masasına gittim, yanıma da benimle benzer durumdaki ama Riga'ya gitmek isteyen bir nineyi taktılar, gittik. Masadaki kadın, bedavaya muadil bir bilet verilebileceğini söyledi, daha sonra da bilet alternatiflerini taramaya başladı. Sanırsam uluslararası anlaşmalarda böyle şeyler ayarlanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spielberg filmindeki adam gibi yıllarca burada kalacakmışım hissi oldu. Çok daraldığımda etraftaki bebeklere nanik yapıp eğlenmeye çalıştım, kuzeyli bebekleri çok şeker ve -ekonomik krizlerden mütevellit- sayıları çok, bir "baby boom" olmuş gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Helsinki'den Londra, Hannover, Budapeşte ya da Moskova üzerinden yollayabileceğini söyledi, bir de gecenin bir saatinde Arlanda'dan geri uçak olduğunu söyledi. Moskova ya da Budapeşte düşüncesi transit vize istemeyen yer arayışıyla çıktı, teknik olarak bu gece benim vizem doluyor. Pasaport kontrolünden geceyarısından önce geçip "no man's land" bölgeye ulaşıp vize aşımının neden olacağı dertlerden kurtulmam gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyi çözüm gece 01:15 Arlanda-Esenboğa uçuşu olarak belirdi. Yardım masasındaki ablaya teşekkür ettim, herhalde karşılaştığı en zor durumlardan biriydi. Gerisin geri Arlanda'ya gittim, kırk dakikada uçak varıyor. Buradaki THY bürosuna Finnair'in yazdığı mücbir sebep belirtir belgeyi verip bilet almak için gittim. Bürodaki Nursel ablanın bir teknik arıza nedeniyle 24 saati aşkın üniformalı olmasından dolayı biraz uzun sürdü derdimi anlatmam. Bilete gerek yokmuş, check-in'deki kişiyle de durum doğrudan konuşularak iş bağlandı. Saat 10:30'da check-in açılıyor, dolayısıyla pasaport işini halledebiliyorum sanırsam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 22 oldu ve havaalanını galiba kapattılar. Restoranların akşam yemeğinden önce kapanabildiği bir diyarda normal tabi böyle şeyler. Falcon içecek yerler kapanmadan bir bira atıp gevşeyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resim: An itibariyle bavulum ve içindeki kamera-bilgisayar kablosu yok. Dolayısıyla &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=necefli+masrapa"&gt;necefli maşrapa&lt;/a&gt; gibi alakasız bir resim işte; Gamla Stan'daki Alman kilisesinden bir vitray.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115235050982776667?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115235050982776667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115235050982776667' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115235050982776667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115235050982776667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/07/stockholm-sendromu.html' title='Stockholm Sendromu...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115221483609887258</id><published>2006-07-06T22:40:00.000+03:00</published><updated>2006-07-06T22:40:36.636+03:00</updated><title type='text'>Kaçan gemi büyük olur...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/stockholm%20gunesi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/stockholm%20gunesi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Buradaki her sabahım gibi bugün de martı sesleriyle uyandım. Sabahın çok erken olması nedeniyle jaluziler hep kapalı. Diğer günlerden farklı olarak bugün şehir gezmedik, kahvaltı sonrası Ayşe'yle güneşlenmeye gittik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Girdiğimiz yerde deniz soğuk ve yosunluydu. Yine de Oulu'nun çamurlu kahverengi denizinden iyiydi. Deniz dediysem de çok tuzlu değil, hatta tatlı su; Stockholm adaları arasından akan su, Mälaren gölünün denize dökülen ayağı.  Gireceğimiz yere sandaletle gittiğimizden dolayı da çok açılamadık. O nedenle yüzme keyfi yapmadık pek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş kendini çok belli etmese de yakıcı. Göz kapaklarım biraz tahriş olmuş, bacaklarım da şimdi tatlı tatlı kaşınıyor. Bir günlük güneşlenme sayesinde, Schönbrunn'da yaptığım amele yanığı izlerini kapattım galiba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradaki insanlar boş vakitlerinde çoluk çocuk köpek gidip çimlere yayılmayı ve yakınındaki suya çimmeyi seviyor. Erkek milleti "çatal" görünmesini dert etmeden yayılıyor. Çocuklar iyice kremleniyor, köpekler ise bir yere bağlanıyor. Açık alanda bağlı bırakılma ve sonrasında suya girmeye zorlanma gördüğümüz bir köpeği baya huysuzlaştırmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk, insan ırkçılığı yapmasa da buradaki köpek ırkçılığı -diğer diğer Avrupa yerlerindeki gibi- en üst düzeyde. Bir haftadan kısa bir sürede iki &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Borzoi"&gt;borzoy&lt;/a&gt;, bir &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Samoyed_%28dog%29"&gt;samoyed&lt;/a&gt;, bol bol &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Golden_retriever"&gt;golden retriever&lt;/a&gt; ve daha da bol faremsi köpek gördüm. Kırma köpek yok herhalde bu ülkelerde. Kedi de yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve dönüp duş alıp bavulumu hazır etmem saat dördü buldu. Feribot bileti ise saat 16:45'e idi. 25 kiloluk bavul ve 5 kiloluk omuz askılı çantayla ne kadar koşulabiliyorsa koşarak saat tam 16:45'de vardım ama ortada gemi yoktu. Geminin kalktığını söylediler. İlginçtir, etrafta gemi de bulamadım. Hemen kalkan gemi ufukta görünür ya, ufak şeyler de değiller bunlar, Stockholm içinde U çekmek için kendi etraflarında dönmeleri gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın Finnair ile -yaklaşık gemi fiyatına- gideceğim. Tabi az vergili alkol ve kumar ortamı kaçtı :) İrem ve Ayşe'nin dediklerine göre kışın gemiyle Helsinki'ye git-gel yapıp yolda zom olmak buranın yaygın eğlencelerindenmiş. Geminin bar/tekno disko ortamında piyasa da yapılabiliyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnşallah yarın uçaklarımı kaçırmam.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115221483609887258?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115221483609887258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115221483609887258' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115221483609887258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115221483609887258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/07/kaan-gemi-byk-olur.html' title='Kaçan gemi büyük olur...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115221251294601893</id><published>2006-07-06T22:01:00.000+03:00</published><updated>2006-07-06T23:20:03.366+03:00</updated><title type='text'>Stockholm müzeleri...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/aga.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/aga.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Aşağıdaki gün, 5 Temmuz Çarşamba günü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün uzun bir kahvaltıdan sonra müze müze gezmek için yola çıktım. Öncelikle, metroyla uygun durağa kadar gittim. Daha önce gittiğim yerlerle karşılaştırıldığında, İsveç&lt;br /&gt;metrosu biraz tuhaf. Aynı doğrultuda giden ve gelen trenler ortak platform kullanmıyor, birisi üst kattan diğeri alt kattan gidiyor. Metronun çıkışları arasında iki blok mesafe olması burada normal, çıkışları bilmeyen ben için biraz spor demek bu. Benim bu sporum bir yanlış yolla beraber yarım saatimi aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolda gördüğüm dikkate değer şeylerden birisi, İsveç insanının çok uzun yaşaması nedeniyle yaşlı İsveçlilerin çokluğuydu. Bunun iyiliği ya da kötülüğü tartışılabilir, "Batı toplumu kendine bakıyor, doksanına kadar yaşıyor" diyebilirsiniz. Ancak, benim gördüğüm kadarıyla belli bir yaştan sonra çoğu dört tekerlekli ve sepetli baston-araba kullanıyor ve -herkes gibi- yalnız geziyorlar. Ancak, bizim ülkemizde "sosyal millet" varlığından mütevellit yalnız gezen yaşlı olmadığından dolayı tuhaf geliyor bu. Kendilerini ancak sürükleyebilen, yalnız ve hayatını sürdürmek için yapacak çok şeyi olan bir sürü insan. Kısacası, dinç olmayan yaşlı çokluğu ve bunların yalnızlığı kötü bir durum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vasa müzesi, denize indirilir indirilmez batan 17. yy gemisi Vasa odaklı. Gemi 1960'larda çıkarılmış, bir müzenin içine konmuş. Geminin yanı sıra geminin yapımıyla ilgili bilgiler yer alıyor. Gezmesi uzun sürmeyen, dar konulu bir müze. Giderseniz Stockholm'e gezin, içinizde kalmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra, aynı adadaki diğer iki müzeyi gezdim, Nordiska ve Biologiska. Nordiska, İrem'in anlattığından da bayık bir yerdi. Kuzey kültürü müzesi olarak tanımlamış kendini, ancak sergilenen çoğu şey bizim "Batı Kültürü" olarak bildiğimiz şeyin içinde. Kuzey kültürü müzesinde iki adet de &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=posu"&gt;poşu&lt;/a&gt; gördüm, nasıl geldiyse. Çok orijinal birşey yoktu, fotoğraf çekmek de yasaktı nedense. Sadece girişteki tuhaf görünümlü bir heykel çekilebiliyor, yasak bana bir tabelayla değil de "yassah hemşerim" biçiminde tebliğ edildiği için gıcık oldum çekmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Skanska'nın hemen yanındaki diğer müzede de bir sürü hayvanlı diorama var. Çocuk götürmek için güzel bir yer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırsam yanlış yerleri gezdim. Sourtimes'a da baktım çıkarken, ancak yakın ve gezilebilir bir tek bunları bulabildim. Doğa tarihi müzesi ya da çocuk müzesi (a.k.a. &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Pippi_Longstocking"&gt;Pippi&lt;/a&gt; müzesi) de gezilebilirdi bir şekil, bunlar yerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında da ev arkadaşımla buluşup onun arkadaşı Gökçe'nin evine gittik. Üç Türk, bir İrlandalı, bir Hintli, bir Arap, bir Norveçli ve bir miktar İsveçliyle beraber yarı finali izledik. Gökçe'nin erkek olması nedeniyle evde projeksiyon tv ve xbox vardı, devre arası yapılan dörtlü PES maçında Portekiz 1-0 yense de gerçek maçta Fransa'nın finale çıkışını üzülerek izledik. Hintli arkadaş ofsaytı öğrendi. Duraklayan anlarda yabancı arkadaşlara Türk usulü hareket çekme dersi verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resim: AGA dükkanından bir görüntü. Drotningsgatan'ın yan sokaklarından birinde burası. İsveç'de yapılmasa da mucidi Nobel ödüllü Gustav Dalen İsveçli. Orta-üst sınıf İngilizlere hitap ediyor. Tarihi göründüğü kadar da teknolojik ve fonksiyonel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acar kuzine AGA ve soğuk görünümlü IKEA yemek takımları haricinde İsveç'in dünya mutfağına bir faydası olmamış. Germen uluslarınınki gibi "bäckerei" kültürü yok. Ekmek işi bizdekinden de kalitesiz, Finlandiya'dakilerle kıyas bile olmaz. Sadece kabartma tozuyla ekmek yapıyorlar. Kan  sucuğu ve salmiakki, burada farklı olarak göze çarpan ve tüyleri diken diken eden şeyler. Benim görmediğim ama wikipedia'dan gördüğüm &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Lutfisk"&gt;kostiğe yatırılmış&lt;/a&gt; sudak ve özellikle bombe yapacak kadar &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Surstr%C3%B6mming"&gt;bozulmaya bırakılan&lt;/a&gt; ringa balığı konservesi de var. Ekmeksiz köfteden Oulu'da yemiştik zaten, bize uygun birşey değil. Bu nedenle de her taraf pizzacı, kebapçı, çin yemekçi ve -Avrupa'nın yeni trendi- Mongolian Barbecue. İrem, İsveç restoranı da olduğunu ama fiyatların ucuz olmadığını söylemişti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115221251294601893?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115221251294601893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115221251294601893' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115221251294601893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115221251294601893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/07/stockholm-mzeleri.html' title='Stockholm müzeleri...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115217233660347614</id><published>2006-07-06T10:23:00.000+03:00</published><updated>2006-07-06T10:53:30.306+03:00</updated><title type='text'>eski şehri de gezdim...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/asansorden.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/asansorden.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki ileti 4 Temmuz'u anlatıyor, ancak 6'sında yazıldı. Olduğu gibi anlatabilmişimdir umarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah uyandığımda İremler alel acele gidiyordu, ancak bay bay yapabildik. Daha sonra evde olanlarla bir kahvaltı yapıp kendimi Gamla Stan'a -eski şehrin bulunduğu adaya- attım. Gamla Stan'da tüm yollar daracık, binalar eski görünümlü ama bir Viyana eskisi değil. Ortamda İsveçli sayısı çok az, sadece dükkan tezgahtarlarının bir kısmıyla kraliyet muhafızları İsveçli. Tamamen turistik bir yer. Bu nedenle de o kadar rahatsız edici. Hayat yok, böyle bir theme park'a gidilmiş de gezilmiş gibi. Muhafızlar bando çalıyor, millet çekiyor. Orada burada hediyelik eşyacı. Eski şehirden Drottningsgatan (İsveç vurgusuyla: Drootningsgootan) izlenilip şehir merkezine varılınca aynı tarihilikte ama daha insani bir yere varılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkan tezgahtarlarının çoğu İsveçli değil. İsveçli, H&amp;amp;M, Ikea ya da Ericsson gibi bir yerde yönetici. Kafasına eserse bir sene ücretli izin alabiliyor. Yazın üstü açık arabayla geziyor, tahminen kışın da koltukları ısıtmalı başka birşeyle. Şehrin merkezindeki pazar yerindeki pazarcılar Türk. Dün gittiğimiz restoran insanları Asyalıydı. Beni şehre getiren otobüsün şoförü Müslüman Afrikalı. İsveçli, ülkesiyle problemi olan ya da olduğunu iddia eden herkesi bağrına basıp alt sınıf işlere vermiş. Duyduğum kadarıyla bizim malum terör örgütü de vakti zamanında üyelik sertifikaları basmış, İsveç'e siyasi sığınma adı altında gitmek isteyen vatandaşlarımıza parayla satmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle yemeğini tiyatronun yanındaki çarşıda yedim. Çeşitli etnik yemek ve içki bulunabilen bir yer. Kululu bir işletmecinin kadınbudu köftelerinden alıp geze geze yedim. İçki işi de komik, milletin dengesizliğinden mütevellit İsveç alkolü -Finlandiya gibi- tek elden son kullanıcıya ulaşıyor. Systembolaget (kısaca system) denen devlet tekelinin Fin Alko'su gibi her yerde dükkanı var. Bunların bir kısmı gezilebilen, bir kısmı da gişeden alkol alınan yerler. Erken kapanıyorlar, pazarları açmıyorlar. Bizim siyah tekel bayisi poşeti gibi belirgin renkli poşetler veriyorlar. Vergi hayvan, Absolut 245 kron, neredeyse 60 milyon. Gişeden verenlerde de Q-matic var, İsveç'de hiçbir yerde sıraya girilmiyor, numara alınıyor. İnsanlar, diğer insanlarla sıradaki önde-arkada ilişkisini bile kurmak istemiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğleden sonra, Gamla Stan tadımı aldığım bir sırada yeni ev arkadaşım geldiğini söyledi, onu otobüs terminalinden aldım. Önceki gün keşfedemediğim kocaman marketi bulup alışverişe başladım. Viyana'da severek yediğim ezmelerin Stockholm versiyonları hep domuzluymuş, Viyana ekibine sözüm şu: İçimde kaldı, Türkiye'ye gelirken ezme getirin ya.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115217233660347614?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115217233660347614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115217233660347614' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115217233660347614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115217233660347614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/07/eski-ehri-de-gezdim.html' title='eski şehri de gezdim...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115199970791857896</id><published>2006-07-04T10:22:00.000+03:00</published><updated>2006-07-10T17:06:56.166+03:00</updated><title type='text'>bir gün daha dinlenmek</title><content type='html'>Dün yine bir dinlenme günü oldu, kendimde çok birşey gezecek enerjiyi bulamadım. Sadece Helsinki'ye feribot bileti aldım, yata yata gideceğim. Onun dışında bir miktar şehir merkezi gezdim, bir miktar alışveriş yapmaya çalıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışveriş işi problemli oldu.  Metro duraklarının birisinde  kocaman bir süpermarket var.  O durakta indim ama nasıl olduysa daha ufak başka bir yere girdim.  Füme somon, peynir ve ciğer ezmesi alacaktım, üçünü de aradım aradım bulamadım. Somonun her türlüsü vardı da fümesi yoktu. Peynirde de aradığım çeşit yoktu, fakat AB sınırları içinde olmanın sağladığı bir peynir bolluğu vardı tabi. Ciğer ezmelerinin hepsi de domuzluydu, birşeyin içinde "fläsk" yazıyorsa uzak duruluyor. Tabi başka şeylere dikkat etmeden karambolde ayı eti yiyorsam yiyeyim ya, eksik kalmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsveç insanının birkaç ilginç özelliğini de öğrendim, İrem'den dinlemeli ve doğrudan görmeli olarak. Almanya'da ve özellikle Avusturya'da küçük bir fiziksel alanda bir insanla karşılaşıldığında -bizim büyükşehirlerimiz haricindeki gibi- selamlaşma geleneği var sanırsam. Burada insanlar kafalarını direk çeviriyorlar. Kimse kimseyle çok yüz göz olmak istemiyor. Batı hakkındaki bir mitimiz de böylelikle çürüyor: "Batı okuyor efenim, biniyorsunuz metroya, herkes kitabını gazetesini çıkarıyor. Bizde öyle mi?" ifadesi sadece bir yanlış anlama. İnsanlar başkalarıyla yüz göz olmamak için yapıyor bunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim kabullenmekte zorlandığımız "de facto birliktelik" (Türkçesi: dost hayatı) kavramı kamu hayatındaki formlarda "Evli" ve "Bekar"ın yanında yerini almış, ama bizim toplumun hiç anlayamayacağı başka bir seçenekle beraber. "biz de facto birlikteyiz ama ayrı yaşıyoruz, arada da öyle takılıyoruz. Kamusal bir durum olursa diğer arkadaş ilgilenebilir." anlamında. An itibariyle İrem Estonya'da, o nedenle İsveççesini söyleyemeyeceğim. Bunu İrem'in bana anlatması on dakika kadar sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsveçli kadınların dikkate değer ama büyük olmayan bir oranı tornadan çıkmış gibi. Sadece gövde olarak değil, yüz hatları olarak da öyleler. Güzel insan oranı Viyana'dan biraz daha düşük. Üstte anlattığım İsveç suratsızlığı nedeniyle güzel olsalar da birşeyleri eksik gibi duruyorlar. İsveç erkeği ise her gün kuzu tandır yiyip tandırdan bıkan insan misali bıkmışlıktan ya da bu "eksik" olan şeylerden dolayı başka arayışlarda. Orta yaşlıya yakın bir İsveçlinin yanında çıtı pıtı bir uzakdoğulu ender bir manzara değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün yine foto yok, dün kamerayı yanıma almamışım. Özür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115199970791857896?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115199970791857896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115199970791857896' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115199970791857896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115199970791857896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/07/bir-gn-daha-dinlenmek.html' title='bir gün daha dinlenmek'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115191523130287945</id><published>2006-07-03T11:21:00.000+03:00</published><updated>2006-07-03T11:30:53.136+03:00</updated><title type='text'>yine düştük yollara...</title><content type='html'>Aşağıdaki satırlar dünkü yorucu ulaşımımı anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört saatlik bir uykudan sonra saat 3:55'de karganın aklına akşam yemeğinin tokluğundan kahvaltı düşüncesi bile gelmemişken uyandım. Herhangi bir aksiliğe karşı Barış tramvay durağına kadar geldi. Vaktinden önce gelen otobüse binip ara bir durakta indim. Ancak o noktada otobüsün vekalet ettiği tramvaya binmem gerekiyordu, ben o kısmı anlamamışım, oysa ki şoför en güzel Almancasıyla anlatmıştı bunu. Bunu anlamamamın karşılığı olarak  &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Paul_von_Hindenburg"&gt;Hindenburg&lt;/a&gt;'unki gibi bıyıklı bir şoförle beş euroluk bir Mercedes taksi seyahati kazandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama asıl ödülü iki aktarmalı üç vasıtalı tren yolculuğumun üçüncü vasıtasının durduğu durağı kaçırarak kazandım; &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/SXF"&gt;Schönefeld&lt;/a&gt;'e kadar Lübnanlı taksi şoförüyle yirmi euroluk bir sohbet. En azından bizim köy istasyonları gibi bir durak, bir platform bekliyordum ki göremedim, karşıdan geleni bekliyoruzdur dedim. Öyle değilmiş, orada inmem gerekiyormuş. Dağın başında. Daha sonra Berlin'in içine doğru ilerlemeye başladık, şehirleşme belirtili ilk durakta inip bahsi geçen Lübnanlı taksicinin arabasına bindim. Adam hep aynı doğrultuda götürdü, herhalde takside kazıklama Berlin geleneği değil. Ancak uzuun bir yol gittikten sonra Eskişehir otobüs terminali binasından dört tane yan yana duran bir yere vardık. Schönefeld havaalanı böyle bir yer işte, dört tane kutu terminal  var. Eskişehir otobüs terminaline haksızlık ettim şimdi, oranın en azından bir şekli, formu var. Bu kutu terminallere uçaklar yanaşıyor. Direk önünden yürüyüp biniliyor. Daha çok ucuz havayollarının uçakları kalkıyor. İstanbul havaalanından beri gördüğüm en pahalı havaalanı, buna Helsinki de dahil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Germanwings'le olan uçuşum sırasında safi ucuz havayolu nasıl olur anladım. Finnair'de dizkapağı-koltuk mesafesi neredeyse bir karıştı. Air Berlin ve THY'de üç parmak. Germanwings'de bacakları ODTÜ-Kızılay dolmuşundaki gibi iki yana hafif açmak gerekiyor. Schönefeld'den kalkıyor olması da ayrı bir özellik. Tabi akıllı hareketleri de var. Küçük ekranlardan acil durum tedbiri gösterisi yapmamak, bir buçuk saatlik uçuşta yemek vermemek bunlardan ikisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stockholm'e varınca havaalanının neden şehirden 40 km uzakta olduğunu anladım. İnecek yer yok. Her yer ada. Uçaktan Gamla Stan çok güzel görünüyor. Ankara-İstanbul uçuşunda gördüğüm boğaz manzarasından sonra uzak ara ikinci sıraya koyuyorum. Havaalanı-şehir arası otoyol, ama özel bir yol değil, Stockholm-Uppsala otoyolu. Otobüsün son durağından İrem beni aldı, metroyla eve gittik. Stockholm sulak olsa da zeminin kayalık olması nedeniyle metro yapılabilmiş. Bavulu bıraktıktan sonra da minik bir şehir merkezi gezintisi yaptık, ancak saat dörtte uyanmanın da etkisiyle çok birşey hatırlamıyorum. Gördüğüm kadarıyla İsveç de ucuz bir memleket değil, hatta Finlandiya'dan az pahalı olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115191523130287945?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115191523130287945/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115191523130287945' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115191523130287945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115191523130287945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/07/yine-dtk-yollara.html' title='yine düştük yollara...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115191461108108148</id><published>2006-07-03T11:13:00.000+03:00</published><updated>2006-07-03T11:19:40.756+03:00</updated><title type='text'>tekteker</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/bar%3F%3F%3F%3F-tekteker.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/bar%3F%3F%3F%3F-tekteker.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;(edit: "bugün" kelimesi 1 Temmuz anlamında.)&lt;br /&gt;Bugün kahvaltıdan sonra Elbe kenarındaki bitpazarına gittik. Belli bir tezgah kirası ödeyen herkes burada eşyasını satabiliyor. Kullanılmış giysiler, eski eşyalar, ikinci dünya savaşı öncesi ya da DDR işaretli askeri şeyler hep burada. Avrupa çapında Nazi amblemini alenen göstermek suç olduğu için Nazi rozetlerinin hepsinin üstünde birer ufak beyaz çıkartma var. DDR işaretleri için böyle bir sakınca yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VW fabrikasından cevap gelmedi ama bitpazarına yakın bir yer olduğu için dışarıdan görme şansım oldu. Adamlar tamamen şöv amaçlı bir yer yapmışlar, şehrin oldukça içindeki bu yerde Phaeton'ların son birleştirmeleri yapılıyor. İşin kirli kısımları ise yakındaki bir kasabada (Pirna)  hallediliyor. Daha sonra kent içi tramvay rayları üstünden parçalar bu yere taşınıyor. Yol işaretlerinde de semt adlarının üstünde altında bir yerlerde "Glasserne Manufaktur" olarak özellikle belirtilen bir yer, bu fabrika. Dresden yakınlarında bir de AMD fabrikası var, havaalanına yakın bir yerlerdeymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kathrin'in bir arkadaşı için depodan eşya çıkarırken Barış'ın tektekerleri gördüm. Bunların, Barış'ın verdiği bu addan başka bir Türkçe adı var mı bilmiyorum, adam üşenmemiş &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Tekteker"&gt;Wikipedia maddesini&lt;/a&gt; de Türkçe yazmış. Evin önünde bana da bir tekteker demosu yaptı. Sağ-sol dengesi tekeri bacak hareketleriyle hareket ettirilerek sağlanıyor, ancak ön arka dengesi nasıl oluyor tam anlamadım. El memleketinde kafayı gözü yarmamak için de denemedim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115191461108108148?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115191461108108148/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115191461108108148' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115191461108108148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115191461108108148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/07/tekteker.html' title='tekteker'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115191439067774401</id><published>2006-07-03T11:10:00.000+03:00</published><updated>2006-07-03T11:13:11.510+03:00</updated><title type='text'>30 Haziran Cuma</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/durak%20tabelasi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/durak%20tabelasi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün sabah yağmur sesiyle uyandım. Oda havasız kalmasın diye pencereleri açık bırakmıştım, tabi bu nedenle de hafif üşüttüm.  Yağmur, ben uyandıktan sonra arada devir düşürerek kesintisiz dört-beş saat yağdı. Çamaşırları yıkamak için en kötü ikinci günü seçmişim, umarım yarına kururlar. Dün gece yıkasaydım sabaha kuru değil astığım zamankinden daha ıslak olacaklardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VW fabrikasından dün mail gelmemiş. Dolayısıyla o iş yattı. Saksonya İsviçresi için de uygun hava yoktu. Dün Frauenkirche'nin arkasındaki dükkandan gördüğüm kadarıyla Meissen porseleni pahalı birşey, dolayısıyla orası için de çok istekli değilimdim.  Barış'ın da makalesini yollaması için son gün bugündü, dolayısıyla bugün için alışveriş merkezlerinden başka gezecek bir yer yoktu sanırsam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihi Altstadt'ın güneyi alışveriş yerleriyle dolu. Karstadt diye kıyafetten elektronik eşyaya kadar birçok şeyi satan bir büyük mağazaya gittim. Finlandiya ve Avusturya'ya göre fiyatlar daha uygun. Elektronik eşya Türkiye ile aynı fiyatlarda. Playstation 2 oyunları daha ucuz, ancak Almanca. Alkol neredeyse duty free fiyatlarında. Kahve, Türkiye'dekinin yarı fiyatına. Giyim eşyaları -Avrupa'nın gördüğüm diğer yerlerindeki gibi- Türkiye'den pahalı. Barış'ı şaşırtacak kadar ucuz Dinamo Dresden tişörtüm 20 YTL'ye maloldu. Oulu'daki Stockmann'ın Fince, İsveççe, İngilizce ve Almanca bilen kasiyerleri yok. Tarzan Almancasıyla kredi kartıyla ödemek istediğimi söyledim ve bir poşet istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanayileşmiş Almanya, çevre sorunlarından yılmış olmalı ki insanlarda doğru ya da yanlış bir çevre bilinci var. Çöpler üç-dört ayrı sınıfta toplanıyor. Depozitolu cam ve pet şişeler bize göre çok yaygın. Marketler poşetleri parasıyla veriyor. Ekolojik/organik ürünler geniş yerler tutuyor, ben ikisi arasındaki farkı bile bilmiyorum. Tabi bunlar çeşitli adlar altında tüketiciden daha çok para alma yöntemleri de olabilir, zira ekolojik/organik  ürünler oldukça pahalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kathrin'in söylediğine göre "adil ticaret" (fair trade) dükkanları da varmış, üreticinin daha çok karı olduğu söyleniyormuş, ancak bu neye ve kime göre, bilmiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115191439067774401?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115191439067774401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115191439067774401' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115191439067774401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115191439067774401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/07/30-haziran-cuma.html' title='30 Haziran Cuma'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115168120712835951</id><published>2006-06-30T18:22:00.000+03:00</published><updated>2006-06-30T18:26:52.090+03:00</updated><title type='text'>yenidze</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/yenidze.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/yenidze.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki not 29 Haziran'a ait.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün uzun bir kahvaltıdan sonra fotoları panoramik birleştirmeye çalıştım. Bazıları oluyor kolaylıkla, ancak bazı diğerleri için de uzun süre çalışmam lazım. Özellikle dün çektiğim Augustusstraße duvar resmini panoramik yapmak istiyorum ancak pek mümkün değil galiba, parasıyla kağıt halindeki alınabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında Kathrin'le gidip somon (lachs) aldık, tavada somon yaptık. Eğlenceli bir yemek yapma aktivitesi oldu. Sonrasında yola çıkıp dün gezemediğim Frauenkirche'ye gittim. Yolda, Barış'ın daha önce bahsettiği eski sigara fabrikası'na gittim. Barış'ın anlattığına göre, DDR yönetimi doğu yardımlı (Baas Partisi?) yaptıkları sigara fabrikası'na "YENIDZE" adını vermeyi uygun görüp oryantalist bir şekil yapmış. Binanın kubbesi ve minareleri "Turkish and American Blend" eski Camel paketinin arkasını hatırlatıyor. Şu anda içerisi -duyulana göre- themepark/restoran arası birşeymiş, bilmiyorum ben de çok vakit harcamak istemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün içimde kalan Frauenkirche gezisini bugün yapıp kilisenin içine girdim. Kilisenin içini açık renk mermerlerle ve altın yaldızla bezemişler, çok ferah bir ortam olmuş. Bombalanmadan önceki hali nasıldı, o konuda bir fikrim yok. Fotoğraf makinası yasak işareti olsa da içeride insanlar şakır şakır flaşlı fotoğraflarf çekiyordu. Ben de neyim eksik diyip sıralara oturdum, bir miktar fotoğraf çektim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barış'ın okuluna giderken yolu biraz kaybettim, DDR zamanından kalma bir meydana vardım. Çeşitli anlamsız geçit törenleri için kocaman yollara ihtiyaç duyan DDR ulusu kimsenin karşıdan karşıya geçemeyeceği bir kavşak yapmış. Nedense Ankara'nın Kızılay meydanını hatırlattı. Işık işaret dinlemedim karşıya geçtim. Daha sonrasında devam ettiğim yolda da kaldırım ve işaret eksiği vardı, o nedenle -Finlandiya-Avusturya-Almanya standartlarına göre- bolca trafik kuralı ihlalinde bulundum.  Almanya da DDR döneminin izlerini silememiş, hala bazı yerlerin işaretlerini düzenleyememiş. Bazı yerlerde de tek tarafta kaldırım var. Anlaşılıyor ki kimsenin karşı çıkamayacağı kadar doğal trafik kuralları tanımlanırsa trafik kurallarını ihlal eden çıkmıyor; Türkiye'de yeşil ışıkta karşıya geçmezdim, burada ise aksatmıyorum hep yeşilde geçiyorum. Bu durumda yüksek cezalar kadar yol hakkını kendisine ait gördüğünde yayların üstüne doğru gaza basan sürücülerin de etkisi var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115168120712835951?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115168120712835951/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115168120712835951' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115168120712835951'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115168120712835951'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/yenidze.html' title='yenidze'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115168088452101540</id><published>2006-06-30T18:15:00.000+03:00</published><updated>2006-06-30T18:21:24.866+03:00</updated><title type='text'>alternatif dresden</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/edili%20duvar.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/edili%20duvar.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki notu 29 Haziran gecesi yazıyorum. Birşeyler kaymış gitmiş olabilir. Bağlamdaki bugün kelimesi 28 Haziran'a karşılık geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, dünden kalan yerleri gezdim bir miktar. Yeni ustalar sergisi'ne gitmeyi hedefliyordum, serginin yerini bulamadım. Barış'la daha sonra konuştuğumda zaten bulamayacağımı söyledi; Maya (oda arkadaşı) serginin geçici bir süre kapalı olduğunu söylemiş. Bunun yerine şehirdeki Rodin sergisini gezdim. Rodin sergisi, sanatçının müsveddelerini, prototiplerini ya da az bilinen çalışmalarını içerse de oldukça verimliydi, yorulana kadar sergi gezdim kısacası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rodin sergisinden önce gördüğüm ilginç bir yer de Augustusstraße. Cadde boyunca Saksonya'nın 19. yüzyıl sonuna kadarki yöneticilerini arka arkaya gösteren bir duvar resmi var. Şehrin geri kalanı gibi bu resim de meşhur Dresden bombalanmasından nasibini almış, Meissen seramiğinden bu görüntüyü tekrar yerine koymuşlar. Şehir -Zwinger'daki gibi- bombalanma hiç olmamışçasına ayakta, ancak Augustusstraße'deki duvar resminin kitabesindeki gibi de &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Bombing_of_dresden"&gt;Anglo-Amerikan bombardımanını&lt;/a&gt; unutmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün eski şehirde gördüğüm diğer bir yer de Frauenkirche, Türkçesiyle "Hanımın Kilisesi". Dresden'in bombalanması sırasında herşeyler beraber kilise de yerle bir olmuş. DDR zamanında da dinle imanla ilgilenen pek olmamış; o nedenle bir yıkıntı halinde kalakalmış. Geçen sene kilisenin yeniden inşası tamamlanış. Dresden'deki diğer tarihi binalar gibi kumtaşından ama daha açık bir renkte, çunkü kumtaşı isle kirle kararan bir malzeme çeşidi. Açık renkli yüzeyin arasında koyu renk eski taşlar da var. Kathrin bu taşların eski oldukları yerlerde olduğunu söyledi. İlk açıldığı zamanda önünde inanılmaz uzun kuyruklar olurmuş, bugün de turist grupları girişinde uzun bir kuyruk vardı. Kiliseye vardığımda bireysel giriş için kapalıydı, sanırsam yarın tekrar deneyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frauenkirche'den sonra Elbe'nin karşı kıyısına çıkıp Neustadt'a yani yeni şehre gittim. Yeni şehir de çok yeni bir yer değil, yanılma olmasın aman. Elbe kıyısında oldukça tarihi binalar var. Tarihi binalar bandının sonrasında da Güçlü Augustus'un altın yaldızlı bir heykeli var. Augustus, burası için Aşağı Saksonya Atatürk'ü diyebileceğimiz kadar değerli bir şahıs, sanırsam. Daha kuzeyde ise -şimdiki anlamıyla- Neustadt başlıyor. Neustdadt, tam genç işi, alternatif bir yer. Nüfus, görece genç. Punk nüfus oldukça fazla. Bir miktar içeri ilerledikten sonra -köpekli, tuhaf giyimli insanlara doyup- yeter dedim ve Barış'ın yanına gittim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barış'la beraber tekrar Neustadt'a gittim. Barış, ortamın güvenli olduğunu söyledi, Punkçılar sadece bira parası istermiş, Neo-Nazileri de sevmezmiş. Bilmiyorum, bana göre üç vakte göre o adamlar patlayacak. Punkçıların dışında da Neustadt çok alternatif. Bazı binaların ön yüzleri sanat eseri sayılacak graffitilerle bezeli. İlginç şeyler satan dükkanlar var. Hatta şehrin en büyük döner-lahmacuncusu olan ve daha önce tramvayların üstünde reklamlarını gördüğüm Dürüm Kebap Haus da burada. Dresden, adım başı Türk görülen Berlin olmadığı için anlatılası bir lokanta. Kathrin, Barış ve ben orada bir akşam yemeği yedik. Fiyat olarak ucuz, ancak yediğimiz lahmacun pek Türkiye'dekine benzemiyor. Marullu ve creme fraîche soslu lahmacunu biraz zor benimsedim, ne de olsa lahmacunun üstüne sıkılan limonun tartışıldığı bir ülkeden geliyorum. Ne satsalar satsınlar adamlar çok popüler. Barış'ın (ve ona eski ev arkadaşı Jana'nın) anlattığı kadarıyla adamlar ufak bir odacık olarak başlayıp Neustadt'da komple bir bina sahibi olmuşlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz yemek yerken de yan masaya iki Alman erkek oturdu. İki Efes ısmarladılar, -Germen adetleri uyarınca- birbirlerinin gözlerinin içine baktılar ve büyük bir iştahla Efes'leri diktiler. Bunu gördükten sonra bir sonraki durağıma kadar "Avrupa'da Türk İzleri" temalı birşey söylemek istemiyorum. Adamların memleketine kadar gidip bulanık Häffenweißer içerken bu durumu bir daha düşündüm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115168088452101540?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115168088452101540/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115168088452101540' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115168088452101540'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115168088452101540'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/alternatif-dresden.html' title='alternatif dresden'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115150502149330762</id><published>2006-06-28T17:01:00.000+03:00</published><updated>2006-06-28T17:44:26.060+03:00</updated><title type='text'>dresden'de dün..</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/sistine%20madonna%20detay.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/sistine%20madonna%20detay.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı da asenkron olarak hazırlandı. Sanırsam bundan sonra hep böyle, zaten asıl amaç gezmek :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün Kathrin ve Barış sordu: "Ee, Dresden'de nereleri gezeceksin?". Ben de bugün için Altstadt'ı (Eski Şehir) gezeceğimi hatta becerebilirsem gezmeyi bitireceğimi söyledim. Tabi bu hesapta müze gezmek yoktu, bugün Kathrin'le &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Gem%C3%A4ldegalerie_Alte_Meister"&gt;Eski Ustalar&lt;/a&gt; resim galerisine gittik. Dresden'de gerçekten büyük bir kolleksiyon olduğu için eserleri Eski Ustalar ve Yeni Ustalar olmak üzere iki galeriye pay etmeyi uygun görmüşler. Klimalı ve aralarda dinlenme koltuklu olması nedeniyle müze hem benim hem de 8.5 aylık hamile Kathrin için iyi bir yer oldu. Yorulduğu için Kathrin bir süre sonra gitti, gerisini yalnız gezdim. Galerinin çoğunu bitirdim sanırsam, ancak bu benim üçbuçuk saatimi aldı, üstelik çıktığımda yürümekten yorulmuştum, herhalde bina içinde kilometrenin üstünde bir mesafeyi gittim. Eğer &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Hermitage_Museum"&gt;Ermitaj&lt;/a&gt;, Louvre ya da British Museum gibi büyük müzeler arasında adı geçmeyen Dresden müzesinin bir kısmı böyleyse ben onları düşünmek bile istemiyorum. Eser sayısı gerçekten çok, bazıları da çok ünlü şeyler. Müze, Rafaello'nun &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Sistine_Madonna_%28Raphael%29"&gt;Sistine Madonna&lt;/a&gt;'sıyla övünüyor, ama bunun dışında bir sürü Rembrandt, Rubens, Botticelli, Tiziano resmi var. En üst katta -geçici mi kalıcı mı olduğunu anlayamadığım bir Cranach sergisi vardı. Bütün bunların maliyeti bana 6 euro oldu. Fotoğraf çekme izni olan 5 euro'yu vermektense 12 euro'ya bir kitap almayı tercih ettim. Viyana'da hem gezme zamanı olmadığı hem de maliyetli olduğu için Schönbrunn'un içini, İspanyol binicilik okulunu ya da benzeri bir yeri gezmemiştik. Burada hem zamanım bol hem de gezi hesaplı gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada diğer gezilecek yerler olarak Yeni Ustalar galerisi, tamiratı bu sene içinde bitmiş olan Frauenkirche, Neustadt, &lt;a href="http://www.glaesernemanufaktur.de/"&gt;VW Phaeton fabrikası&lt;/a&gt; ve Saksonya İsviçresi var. Bunların hangilerini gezebileceğimi ilerleyen günler gösterecek. Doğru zaman dilimini ayırdıktan sonra gitmek zor değil, Viyana'nınki kadar olmasa da Dresden'in de iyi organize edilmiş bir toplu taşıma ağı var. Elbe nehri merkezli bir şehir olması sebebiyle metro yerine tramvayı tercih etmişler. Tramvay vagonları sanki Eskişehir tramvayına göre daha geniş iç hacim sunuyor. Bilet kontrol sistemi Viyana'daki gibi şeref üstüne kurulu, biletin tipine göre ilk kullanım öncesi ya da sefer başına bir kez damgalatmak gerekiyor. Kontrol eden yok, ancak kontrole takılırsa kaçak yolcuyu -buradaki adıyla Schwarzfahrer- yüklü bir ceza bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi günde Finlandiya'da bir "Huomena" (günaydın) bir de "Kiitos" (teşekkür) öğrenmiştim, geçen cumadan beri Almancayı baya ilerlettim. Almanca isim tamlamalarını alt kelimelere ayırabiliyorum, bazılarının anlamlarını da tahmin edebiliyorum. Bunu &lt;span style="font-style: italic;"&gt;İngilizce'yi kendi ana dili gibi konuşan&lt;/span&gt; Germen halkına borçluyum; adamlarda zaten İngilizce vurgusunu tutturma kaygısı yok, bir de araya kendi kelimelerini sokuşturuveriyorlar. Bir de şunu öğrendim; üstünde dar Helvetica fontla "Achtung: ..... verbotten" yazan bir tabela varsa topluluktan farklı hareket etmemek gerekiyor. Başka bir fontla olmuyor bu tabelalar, Fin halkının &lt;a href="http://www.iltasanomat.fi/"&gt;Ilta-Sanomat&lt;/a&gt;'ın başlığındaki fonta olan sevgilerinin aynısı Germen halkında bu dar Helvetica'yı uyarı levhalarında kullanmak şeklinde var. Bizde olsa restoran menüsünü de teknik raporu da nükleer serpinti uyarısını da Comic Sans MS ile yazardık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dresden de kuzeyde olduğunu belli ediyor, saat 21:45 ve cami olsaydı akşam ezanını az önce okumuş olurdu. Sabah da erken oluyor, bu sabah yine erkenden bir uyandım saat 5 gibi, etraf çok aydınlıktı. Neyse, bu demektir ki giderken çok problem olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buranın mahalli birası &lt;a href="http://www.radeberger.de/"&gt;Radeberger&lt;/a&gt;, bir Pilsen. Ancak içimi Efes'e oranla daha rahat, çok aromatik değil, Miller'ın Pilsen ekolü olanı gibi. Burada bulanık -ve lezzetli, besleyici!!- bira ekolü var mı yarın Barış'a bir soracağım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115150502149330762?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115150502149330762/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115150502149330762' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115150502149330762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115150502149330762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/dresdende-dn.html' title='dresden&apos;de dün..'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115142151396881608</id><published>2006-06-27T17:44:00.000+03:00</published><updated>2006-06-27T18:18:34.016+03:00</updated><title type='text'>berlin-viyana-dresden</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/viyana%20hatirasi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/viyana%20hatirasi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dün Viyana'dan City-Airport Train ile Schwechat havaalanına gittim. Geldiğim trenin yolunu bulamadığımdan bunu yaptım, ama çok terlemiştim klimalı tren iyi oldu zira şehir -Antalya'yı aratmayacak şekilde nem içinde yüzüyordu. Bu durumu uçakla seyir yüksekliğine çıkınca daha iyi farkettim. Belli bir yüksekliğe kadar yeryüzünü bir pus kabuğu kaplıyordu. Berlin'e kısa sürede ulaştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otelden çıkarken sıcaktan bunalmıştım, hemen arka caddedeki Hür-Paş Süpermarkt'dan (-market değil aman) bir ufak Gazi ayran aldım. Bu sayede gurbetteki ortam neye benziyor, bir bakarım dedim. Ayranıyla bulguruyla Türk işi gıdalar satılıyordu, ama o da ne... Markette Por-Çöz, Ace çamaşır suyu gibi bir sürü Türkiye kaynaklı temizlik malzemesi var. Herhalde kadınlar ya Türkçe bilmiyor ya da gavurun malına güvenmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Viyana'daki Türk nüfus çokluğunun benzer bir şekli Berlin'de de varmış, Viyana'da anlatılan efsaneler Berlin'de gerçek oldu; otobüs bileti alma otomatında Türkçe menü var. Otobüse bindikten sonra -ki otobüs &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Kreuzberg"&gt;Kreuzberg'&lt;/a&gt;den geçmiyormuş bile- etrafa bakına bakına gittiğimde bol bol Türk dükkanı gördüm, dönercisinden marketine kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berlin'den Dresden'e giden tren &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Berlin_Hauptbahnhof"&gt;Berlin Hauptbahnhof&lt;/a&gt;'dan kalkıyordu, otobüs yolu boyunca kaçıracak mıyım istasyonu diye diken üstünde gittim. Vardığımda farkettim ki bina kaçırılamayacak boyutlarda. Binada &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;beş&lt;/span&gt; kat tren rayı var, gerisi tamamen alışveriş merkezi. Girince kendi kendime "Alman yapmış yaaa" dedim. Ancak binayı Kanadalı Bombardier yapmış, global ekonomi işte. Yerin altındaki peronlardan birinde 15:42 Prag trenine bindim (ki tren denen saatte gelip kalktı) ve Dresden istasyonunda indim,, iki saat sonrasında. Bu durumun darısı memleketimin başına. Hızlı-tren-şovların arasında memleketi demir ağlarla ören birisi çıkarsa ölene kadar her şeçimde oy basacağım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115142151396881608?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115142151396881608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115142151396881608' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115142151396881608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115142151396881608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/berlin-viyana-dresden.html' title='berlin-viyana-dresden'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115132428031128085</id><published>2006-06-26T15:16:00.000+03:00</published><updated>2006-06-26T15:18:00.313+03:00</updated><title type='text'>cumartesi akşama ek...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/hiscore.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/hiscore.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yandaki görüntüyü Alper gördükten hemen sonra bize de gösterdi, gördük güldük. Yer: Millenium Center'daki oyun salonu, Viyana.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115132428031128085?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115132428031128085/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115132428031128085' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115132428031128085'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115132428031128085'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/cumartesi-akama-ek.html' title='cumartesi akşama ek...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115132416793838660</id><published>2006-06-26T15:10:00.000+03:00</published><updated>2006-06-26T15:16:07.946+03:00</updated><title type='text'>çevrimdışı (yine)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/labirent.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/labirent.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki not dün gece yazıldı. Yorgunluk had safhada değil, zira üçüncü defa ilk U6 ile uyanınca daha uç noktalarda da dayanabildiğimi öğrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün de otelden onda çıkıp onda dönmeyi başardım, Viyana gez gez bitmiyor. Bugün için az para çok emek ile Schönbrunn sarayını gezmeyi hedeflemiştik, zira tam tur uzuun bir süre alıyor ve 35 eurodan fazla tutuyor, bir euro 2.10 YTL olmuşken bunlar çok akıllı hareketler değil. Ne ekibi de dağıtmak istedik, ne de Alper'in maaşını Schönbrunn sarayına yatırmasını, zira giden herkesi gezdirmiş durumda. Kendisine şu satır arasından teşekkür ediyorum tekrar. Çok yorucu bir hafta sonu geçirdim, o da dinlenilesi hafta sonu tatilinin neredeyse tamamını benimle beraber geçirdi, sağolsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Schönbrunn Sarayı gezmekle bitmeyecek bir yer. Habsburg ailesi, bir aile için biraz fazla bir alana, birkaç futbol sahası olarak kestirip atabileceğim ölçüde bir yere ev yapmış. Evin  büyük bir ön bahçesi, büyük bahçeden aşağı kalmayacak bir arka bahçesi var. Arka bahçesinde de büyük sarayın çocuk eğlencesi labirentleri var. Görece cüzi bir paraya labirentlerde yol bulma oynanabiliyor. Labirentin şurasında da şu var demeyeceğim, aramızda labirente gidecekler olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarayın yerinde duruyor olması, Avusturya hükümeti için büyük rakamlı faturalar demek olmalı. Çünkü sarayın bahçelerinin ehil bahçıvanlarca bakımı bile bir bahçıvanlar ordusu gerektirir; ağaçların kemer şeklinde budanaması, labirentler, çitler ve  onlarca metre uzanan gül çardakları, mevsimlik dikilen çiçeklere ek olarak görebildiğimiz bakım kalemleri. Saray binasıyla etraftaki bir sürü heykel de eklenince daha uzun bir bakım listesi çıkıyor. Saray o kadar büyük ki insanoğluna böyle altyapı sorunlarını düşündürtüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saray'dan sonra bir şehir manzarası görebilmek için Kahlenberg'e gittik. Kahlenberg tarafı, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın Viyana'yı görüşü için konuşlandığı yer imiş. İlgili bir anıt var, ancak Almancasından çok birşey anlayamadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek için Grinzig'de bir restorana oturduk. Alper, restoranın daha önce denenmiş, yiyeceğiyle içeceğiyle başarılı bir yer oldupunu söyledi. Restoranın muskat şaraplarını hatırlatan aromatik bir beyaz şarabı var. Hindi schnitzel ve kebap çeşitleri yendi, uzun uzun konuşuldu. Daha sonra da herkes kendi oteline döndü. Restorandaki garsondan da görüp dikkat ettiğim şey, Avusturya'da her yaştan kişilerin çalışıyor olması. Ya sosyal devlet sistemi bizim hayal ettiğimiz gibi çalışmıyor ya da sosyal devlete veya bir sosyal varlık olarak millete güven çok az.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Viyana'yı iki günde bitirmeye çalışmanın bilançosu cumartesi akşamı otele apış arası pişikle, pazar günü de amele yanığıyla dönmek oldu. Tabi ben bitsem de Viyana bitmedi, çok emek harcamak lazım çook. Yarın erkenden kalkıp hesabı kapatacağım, metroyla havaalanı treninin kalktığı yere gideceğim. Havaalanına erken varıp Berlin Hauptbahnof'un eskisi mi yenisi mi olduğunu öğrenmem lazım, Tegel'e geri döndüğümde insanlara mantıklı sorular sorup Dresden trenine giden otobüsü bulmalıyım. Tabi bir de Internet erişimi bulup bu yazıları kopyala-yapıştır yapmam gerekli, eğer Pazartesi okuyabiliyorsanız bir şekilde bunu başarabilmişim demektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115132416793838660?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115132416793838660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115132416793838660' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115132416793838660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115132416793838660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/evrimd-yine.html' title='çevrimdışı (yine)'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115132368583273604</id><published>2006-06-26T15:02:00.000+03:00</published><updated>2006-06-26T15:08:05.836+03:00</updated><title type='text'>çevrimdışı 3</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/stephansdom.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/stephansdom.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki not geçen Cumartesi gecesi yoğun bir fiziksel yorgunluk altında yazıldı. Yazım ve gramer hataları için affınıza sığınıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayarı almamam isabet olmuş zira şu an saat 23:56 ve otele girdikten sonra sadece banyo yapıp bilgisayarı açtım. Onun haricinde bugün saat 10'dan şu ana kadar gezdik. Çok sağlam yürüdüğümüzü düşünüyorum. Haritadan kestirebildiğim kadarıyla beş kilometrenin üzerinde. Öncelikle iç halkayı tavaf ettik, Stephansdom, Hofburg Sarayı külliyesi, Opera binası, Volksgarten, Maria Theresia meydanı, belediye binası ve meclis binası görüldü, tarihi/turistik bölüm "tavaf" edildi. Daha sonra Mariahilfer Strasse turlandı, U6 ile doğru Donauinsel'e (Tuna adası) gidildi. Tuna adası civarında uzun bir süre eğlenildikten sonra dönüldü. Gün boyunca 140 fotoğraf çekildi. Yorumsuzdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alper'le saat 10:30'da Stephansdom'da buluştuk, ama oraya saat 10'da gittim, böylelikle yarım saat etrafı izleme fırsatım oldu. Turistiyle beraber Viyana gerçekten kozmopolit bir yer, İstanbul yanında saf Türk kalır. Finlandiya'daki para üstlerinde salt Fin aslanlı bozukluklar geliyordu, burada ise Avrupa'nın her yerinden bozukluk veriyorlar. Bu kozmopolitliğin bir sonucu da kızların güzel olması. Mariahilfer'de yürürken her milletten kendine dikkat edeninden, bakımlısından kızlar görüyorsunuz; istatistiksel olarak Viyana'nın Oulu'dan bu nedenle bir başarısı var diyebiliriz. Diğer bir başarısı da lokanta/pastane/otel yemek takımlarında. Tabak ve bardaklar görece ince porselen, çatal bıçak ise kibar görünümlü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü bir deneysel sonucum da şu oldu; şehrin Türk mahallesi dışında avam yerlerinde bir Türkçe ses duyma periyodunuz 15 dakikanın altında. Yandan geçip de "evet bu da bizden" denenleri tartışmalı sonuç verebileceği için ihmal ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Viyanalılar bu sene kafayı Mozart'la bozmuş, oysa şehirde Beethoven, Haydn, Verdi, Berg, Mahler, Baba ve Oğul Strauss ve Richard Strauss da yaşamış, Mozart sevmez biri olarak onların neleri eksik diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuna adası bir festival ortamı olmuş, her yerde standlar açılmış paralel konserler var. Tabi Avrupa'da lunaparkçılığın pîri Avusturyalılar lunapark eğlencelerini de ihmal etmemiş. Memleketin -gördüğüm iki Corona şişesi dışındaki- tek ithal birası Efes'i satan ve hiç şüphesiz yanında döner de yapan standlar zıp zıp eğlenen gençliği doyuruyor. Biz de Türk solistli bir etnik caz konserine gittik. Halaybaşı olmasam da konser alanının halay başlatıcısı oldum, kendimle gurur duyuyorum. Konserin sonu havai fişek gösterilerine meze oldu, ama konser çok güzeldi. Havai fişek gösterileri de muhteşemdi, hatta Türk büyükşehir belediye başkanları tarafından görülesi ve ders alınasıydı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115132368583273604?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115132368583273604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115132368583273604' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115132368583273604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115132368583273604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/evrimd-3.html' title='çevrimdışı 3'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115132317441812988</id><published>2006-06-26T14:56:00.000+03:00</published><updated>2006-06-26T14:59:34.423+03:00</updated><title type='text'>çevrimdışı 2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/kent%20restoran%20miydi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/kent%20restoran%20miydi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki günlük yazısı da 24 Haziran sabahın köründe ilk U6'yla uyanılıp yazıldı, ancak bugün Berlin-Tegel'den gönderilebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah 6:30 öncesi uyandım, zira burası işlek bir bulvara bakıyor, bulvara paralel de metro U6 geçiyor. Metronun ve bulvarın karşısı, Kanuni'nin surlarla çevrili şekilde gördüğü yer sanırsam, Viyana'nın eski şehri. Burası merkezi görünse de kenar bir mahalle görünümünde; Viyana'nın Türk mahallesi. Trabzon vakfıkebir ekmeği fırını var. Hatta dün Alper ve Serdar ile yemeğe gittiğimiz yerde Türkiye'de kahvelerde kullanılan türde bir çay ocağı vardı (Serdar'ın çok hoşuna giden tabirimle "enterprise edition" çay ocağı). Viyana'da kaldığım 12 saatlik bu süre zarfında gördüğüm kadarıyla Viyana'yı bir daha kuşatmaya gerek kalmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer bir durum Berlin-Tegel havaalanında vardı, -en azından bizim gözümüzle- Alman'a benzemeyen insanlar çoğunlukta olmasa da oldukça çoktu. Havaalanları genelde şehirden daha kozmopolittir ve Berlin'de Dünya Kupası havası var, bu nedenle de yanılmış olabilirim. Berlin ilk zaman dilimi atladığım yer olduğu için ufak bir sorun da yaşadım. Uçaktan indiğimde cep telefonu 18:40 gösteriyordu. Viyana biletimde ise 18:55'de boarding başlıyor diye yazıyordu. Ben koşturarak gösterilen kapıya gittim, ama kapıda Air Berlin yerine başka bir havayolu vardı. Gişedeki kıza İngilizce sordum birşeyler, bir süre karşılıklı İngilizce'den sonra "Türk müsünüz?" sorusu soruldu ve normal bir biçimde problem çözüldü. Saatimi bir saat geri almayı unutmuşum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otel sıhhi görünüyor, ancak -aynı fiyata ayarladığım- Oulu'daki otelle kıyaslanamayacak kadar konforsuz. "Ay hızlı Interneti de yok" demedim, hakikaten konforsuz. Öncelikle katta tuvaletler ortak. Klima benzeri bir sistem yok ve tahminimce burası Ankara kadar sıcak. (edit: İzmir-Antalya arası diyelim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Viyana'da Internet'e gerek yok zaten, her yerde bir sürü aktivite var. Fin halkı yapacak birşeyleri olmadığı için Internet bağımlısı olmuş. Bugün akşama kadar gezeceğimiz için bilgisayarı almıyorum, zira 2.8 kilo 2.8 kilodur. Alper ve Serdarla Stephansdom'da buluşmadan önce de bir Mariahilfer yapmam gerekecek Özge'nin ufak bir değiştirme işi için.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115132317441812988?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115132317441812988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115132317441812988' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115132317441812988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115132317441812988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/evrimd-2.html' title='çevrimdışı 2'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115132272979825247</id><published>2006-06-26T14:46:00.000+03:00</published><updated>2006-06-26T14:52:09.803+03:00</updated><title type='text'>Çevrimdışı log 1</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/lembas.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/lembas.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki günlük yazısı 23 Haziran'da Helsinki Vantaa havaalanında yazıldı. Ancak hafta sonundaki erişimsizlik nedeniyle bugüne sarktı. Takip edenlerden özür diliyor, Berlin-Tegel havaalanından okurlara selam ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahleyin otelden çıktık, önce bir Stockmann yapıp sonrasında da 19 numaralı otobüsle havaalanına gittik. Finlandiya'da alkollü içki satılmıyormuş markette, o nedenle Stockmann'ın hemen yanındaki Alko'ya gidip bir şişe &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Salmiakki_Koskenkorva"&gt;Salmiakki&lt;/a&gt; aldım. Salmiakki'nin neden %35 olduğunu da sonunda anladım, zira %40 alkollüler %50 vergi ekiyle beraber satılıyor; duty free'de eu içi ve eu dışı fiyatları görünce aklım başıma geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Helsinki Vantaa havalimanındayım. Burada önce Rıdvan abiyle bir miktar gezindik, duty free'leri dolaştık. Şişe suyun dışarıda 25 kuruş, İstanbul havalimanında  2 YTL olduğu Türkiye'nin tersine Finlandiya'da herşey her yerde aynı fiyata; şişe su her yerde 1 euro, bir kutu Fazer mint her yerde 5 euro. Muhteşem birşey. İnsanlar hiçbir yere gizli gizli yiyecek taşımıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barış'a telefon numarası atacak kadar bir Internet bağlantısı aldım, bağlantının saati 4, günlüğü 8 euro. Bilseydim günlük alırdım, bir süre daha buradayım. Air Berlin uçağı yarım saat rötarlı, başka birkaç uçak da rötarlı. Wikipedia'ya bakarsanız da Vantaa AB'deki en dakik havalimanı seçilmiş. Pehhh. Internet de bitince bir daha almak istemedim, nasıl olsa böyle bir çevrimdışı gereksinimi olacak dedim, başladım yazmaya. Uygun zamanda yazıyı yerine atacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bileti almak için de bir miktar macera yaşadım. Bu uçak dünyasındaki iki biletliliği anlayabilmiş değilim (bilet ve boarding pass denen şeyler), havaalanından çıkıp tekrar boarding pass almam gerekti, bunu da biraz geç farkettim. Neyse ki herşey pürüzsüzce halloldu, sanırsam bagaj için de ekstra fiyat almadılar. Konferans proceeding'lerini de koyunca 20 kilo üstü oldu, bunun için para alacakları yazıyor, Ankara'da bavulum 15 kilonun altındaydı. Tuhaf.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçakta yemek olmadığı için Stockmann'dan yiyecek birşeyler bakındım, bir balıklı ekmek aldım. Finliler &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Lembas"&gt;lembas&lt;/a&gt; yapmış ya, içinde dün yediğimiz hamsinin ufağı tatlı su balıklarından var, dışı da çavdar ekmeği. Bunlar közde pişmiş. İki sene önce Türkiye'ye geldiğinde Kathrin bizim ekmeklerin biraz kof olduğunu söylemişti, buranın ekmekleriyle karşılaştırınca bizim en kutsal gıdamız ekmeğimiz çok zayıf kalıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115132272979825247?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115132272979825247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115132272979825247' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115132272979825247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115132272979825247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/evrimd-log-1.html' title='Çevrimdışı log 1'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115100654502841066</id><published>2006-06-22T23:02:00.000+03:00</published><updated>2006-06-22T23:04:39.003+03:00</updated><title type='text'>test</title><content type='html'>blog denen şeyi kullanım modeli dışında kullanınca saçmaladı. bu iletiyi yoksayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115100654502841066?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115100654502841066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115100654502841066' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115100654502841066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115100654502841066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/test.html' title='test'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115100554638587959</id><published>2006-06-22T22:01:00.000+03:00</published><updated>2006-06-22T22:45:46.433+03:00</updated><title type='text'>aktivitesiz gün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/botni%20korfezi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/botni%20korfezi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Rovaniemi'ye yer olmaması nedeniyle bugün kendimizi şehre verdik, zaten merkezini gezmiştik ama daha dışını da gezelim, plajına gidelim dedik. Kapalı perdelerin ve yorgunluğun da etkisiyle beklediğimden 1.5 saat sonra uyandım, sanırsam biyolojik saati yalama ettim.&lt;br /&gt;Oulu şehir merkezi adalara bakıyor, adalar da öbür yüzleriyle Botni Körfezi'ne. Buranın plajı Nallikari diye bir adada, Nallikari 2 km uzaklığıyla bisiklet mesafesinde bir yer. Hava kapalı olduğu için bisiklet kiralamayı göze alamadık, mayomuzu havlumuzu alıp otobüsle gidip yürüyerek döndük. Oulu'da denize girmek uygun hava ve sıradışı mekan nedeniyle kolay yapılır radikal bir hareket gibi görünmüştü ama denizi görünce beklediğimden zor olduğunu farkettim. Deniz -Helsinki'deki gibi- kahverengi, bunun nedeni de kahverengi yosunlu zemin, nehirlerin taşıdığı mil ve insan kaynaklı kirlilik. Heryerin denizi Antalya denizi değil tabi. Plaja vardık, etrafa baktık, fotoğraflarımızı çektik ve geri döndük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Utku'dan gelen özel istek nedeniyle bugün bir miktar macera yaşadım: Nallikari'den dönüş yolunda aralarında İsveççe konuşan orta yaşlıya yakın güney İsveçli bir çifte rastladık, ikisinin elinde de birer çocuk arabası. Adam, üstümdeki &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/DDR"&gt;DDR&lt;/a&gt; tişörtü nedeniyle bir seslenme ihtiyacı hissetmiş, çocukları beklemekten huysuzlanmalarını İsveççe dile getirene kadar sosyal(ist?) devlet üzerine konuşmak durumunda kaldık. Nallikari yolu üzerinde ahşap evler var, evler biraz ufak, kaba, iç karartıcı renklerde ama buranın eski mimarisi gibi, o nedenle insan görünce diğer evlere göre içi &lt;span style="font-style: italic;"&gt;daha çok&lt;/span&gt; ısınıyor. Çift, bu evlerin bir vakıf (ya da benzeri birşey) tarafından kiralandığını ve genelde sanatçıların oturduğunu söyledi. Yakın zamanda da bu vakfın, evleri yeni zenginlere sattığını anlattılar; bu alıcılar tahminen bilişim insanları. Sosyal devlet nedenli olarak Oulu halkı tek sınıf, üstü yok, altı yok, herkes hemen hemen aynı şekilde geziniyor. Fiyatlar her yerde aynı, giyimlerin kalitesi her yerde aynı. Birilerinin kazancının diğerlerinin kaybı olması bu insanları rahatsız etmiş, zira birden fazla sınıf olması onlar için yabancı ve rahatsız edici birşey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olay DDR tişörtünün ilk çekiciliği değil bu, ikinci dünya savaşı'nı görmüş olduğu bariz bir amca şehir merkezinde yanaşıp benimle Almanca konuşmaya çalışmıştı, bugün de kasabanın delisi tipli biri tişörte bakıp Fince birşeyler söyledi, Rıdvan abi para istediğini söyledi. Bulunduğum ülke sakinlerinden olur alana kadar DDR tişörtünü AB sınırları içinde giymeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonlar az önce Brezilya tribünlerini üzen birşey yaptı, durum 1-0 oldu. Burada da dünya kupası var, ama birinci yarı bir kanalda, ikinci yarı diğer kanalda. İşin tuhafı aynı kuruluş (YLE) maçları yayınlıyor. Devre arasında dikkatli olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın inşallah Oulu-Helsinki Vantaa-Berlin Tegel-Viyana aktarmalarını yaparak Viyana'da olacağım. Viyana'daki otel Am Lehrchenfeld'in şehir merkezine yakın olmak dışında çok bir artısı yok, buradaki Sokos Arina'daki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;hızlı&lt;/span&gt; (öyle böyle değil) Internet'den orada olmayacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115100554638587959?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115100554638587959/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115100554638587959' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115100554638587959'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115100554638587959'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/aktivitesiz-gn.html' title='aktivitesiz gün'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115090238467796933</id><published>2006-06-21T17:26:00.000+03:00</published><updated>2006-06-21T18:06:24.686+03:00</updated><title type='text'>buranın neleri meşhur?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/salmiakki%20dondurma.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/salmiakki%20dondurma.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugünümüzün konferansı kapattıktan sonrası alışverişle geçti. Finlandiya'nın bir alışveriş memleketi olmadığından birkaç yazı önce bahsetmiştim. Bugün bunu biraz daha açmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tahta&lt;/span&gt;: Fin ülkesi dört temel elementten mürekkep:  toprak, su, hava ve tahta. Ülkenin gördüğümüz kısmının çoğu yeri -abartmıyorum, su terazisiyle ayarlanmış gibi- aynı yükseklikteki sık iğneyapraklı ağaçlar tarafından kaplandığı için tahta bol. Ne kadar işçilik geçirdiğine göre fiyatı çok değişen birşey; çok düzgün tahtadan fabrikasyon şeyler çok ucuzken tahtadan el işi şeyler inanılmayacak kadar pahalı. Örneğin, konferans konuşmacılarına da verdikleri el oyması motifsiz kupalar kırk euro civarında. Kupaları görseniz içinizde birşeyler cızz eder. Finlandiya herhalde PVC doğrama konusunda dünyanın en geri ülkelerinden birisi; her yerde istisnasız ağaç doğrama var, ancak bu doğramalar fabrikasyon ve Türkiye'de çok az yerde görebileceğimiz hassasiyette üretilmiş şeyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ren geyiği boynuzu&lt;/span&gt;: Finlandiya'da sudan sonra en ucuz şey. Ren geyikleri yılda bir kez boynuz döktükleri için bol bulunabiliyor. Doğrudan boynuzdan yapılan şeylerin fiyatları oldukça ucuz, bu şeyler iyi birer Finlandiya hatırası da oluyorlar. Bunun dışındaki Fin hatırası olarak alınabilirler arasında tilkiden yapılma Davy Crockett şapkası, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Muumi"&gt;Muumi&lt;/a&gt; logolu eşyalar, yünlü şeyler de olduğunu gördük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Patates&lt;/span&gt;: Eskimo dilinde karı belirten 24 ayrı kelime olduğu gibi bir şehir efsanesi vardır ya, Türkiye'deki marketlerde tazesi ve taze olmayanı olmak üzere en fazla iki çeşit olan patates burada 5-6 grup olarak satılıyor. Yemeklerde çok patates yediğimden midir bilmiyorum, cinsleri farklı mı diye sormak bile istemedim, uzaklaştım hemen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gıda&lt;/span&gt;: Domuz ucuz ama bize pek hitap etmiyor. İlk sabah yarı deneysel yarı yanlışlıkla yediğim az miktarı midemi çok kötü bozdu, sanırsam proteinlerine alışık değilim. Domuzun yanı sıra &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ayı&lt;/span&gt; ve elk (&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Moose"&gt;moose&lt;/a&gt;) eti de satılıyor konserve olarak. Ren geyiğinde böyle bir problem yok, abur cuburla aynı fiyata yüz gramlık paketlerde fümesini satıyorlar, muhteşem. Dünya kupasının yanında iyi gidiyor. Tabi bu bir Fin geleneği değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Deniz ürünleri&lt;/span&gt;: İlginç bir biçimde pahalı. Somonun kilosu Türkiye'dekinin iki katı. Tahminen ringa ve somon dışında hemen herşey dış kaynaklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Elektronik eşya&lt;/span&gt;: Herkesin tahminine uygun olarak buradaki herkeste -Fin kızılayı dağıtmış gibi- Nokia telefon var. Ancak, Türkiye ile fiyat farkı çok yok. Genelde fiyatlar Türkiye'den pahalı ya da Türkiye ile aynı. LCD televizyonlar, Hi-Fi ve Playstation oyunları biraz daha ucuz. PS2 oyunları taşımaya üşendirecek kadar farklı, Hi-Fi ve LCD televizyonlar ise fiyat farkına katlandıracak kadar ağır. Bu paragraftan da çıkarabileceğiniz gibi yüzbinlik Oulu'da iki Hi-Fi'cı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekil: Reklam panosu. Trafik yavaş olduğu için bilboard'a gerek yok zaten, böyle panolar yetiyor. Reklamı yapılan şey ise salmiakkili dondurma. Nasıl birşey olduğunu düşünmek bile istemiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115090238467796933?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115090238467796933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115090238467796933' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115090238467796933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115090238467796933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/burann-neleri-mehur.html' title='buranın neleri meşhur?'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115083943345836605</id><published>2006-06-21T00:13:00.000+03:00</published><updated>2006-06-21T00:37:13.500+03:00</updated><title type='text'>turkish team</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/turkish%20team.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/turkish%20team.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Az önce buradaki Türkler olarak bir bira içtik. Hakan yirmi yıldır Ottawa'da oturan bir abimiz. Gökçe'yi biliyorsunuzdur, Günay'ı da duymuşsunuzdur. Hakime, Baki ve Fikri, Ali'yle beraber Aselsan'dan; fotoyu Ali çekti. Bu kadar yüksek bir katılım oranımız olması nedeniyle milletçek bu XP işine meraklıymışız bunu anladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün güzel öğle yemeği ve akşam yemeği yedik; öğleyin ren geyiği vardı, akşam da deniz ürünlü bir konferans yemeği. Ren geyiği yemeği bol patatesli bir &lt;a href="http://web.telia.com/%7Eu54808711/inswedish/family/recipes/kottratter/Lappskojs.html"&gt;lappskojs&lt;/a&gt; şeklindeydi, o nedenle çok beğeni toplamadı. Et güzel ama ya, ben etli yerinden seçtim koydum; memlekette işgücü pahalı olunca self servis herşey :) Akşam yemekte de terbiyeli çiğ somon, vatoz balığı panesi, karides salata, midye vs vs vardı, oldukça başarılıydı; sadece sarkastik bir Norveçli-Botswanalı-Güney Afrikalı-Danimarkalı abiyle -ki tek bir insan bu- aynı masaya oturmamız biraz tatsızdı. Ortamın güzel mühendis sohbetlerinden birini yaptık ama velakin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adaptör problemi bitti gitti, artık bu konudan daha fazla bahsedip kimseyi germeyeceğim. Biletlerim de var. Burada kâğıdın yok bir kıymeti; bu nedenle "bir print verir misiniz" deyince bedava herşey. Dünyanın bir numara kuşe kağıt fabrikası burada. Eşantiyon defterin sayfaları bile kaymak gibi. Hatta.... inşaat kalıbı olarak kullandıkları kalitedeki tahtalardan biz Türkiye'de lambri yapıyoruz, mübağla yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115083943345836605?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115083943345836605/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115083943345836605' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115083943345836605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115083943345836605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/turkish-team.html' title='turkish team'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115074043078700376</id><published>2006-06-19T20:47:00.000+03:00</published><updated>2006-06-19T21:07:10.796+03:00</updated><title type='text'>burada hayat varmış</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/ketum%20asker.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/ketum%20asker.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün Pazartesi, burada hayat olduğunu gördük sonunda, dükkanlar açık, zaman olarak akşam üstü şehir merkezi doluydu. Aynı şeyi barlar ve club'lar için diyemeyeceğim. Hediyelik dükkanlarına, kapalı pazar yerine ve Stockmann'a (dept store) gittik. Hediyelik dükkanlarında çok birşey yok ve pahalılar. Lapon başlığı satmıyorlar, Finlandiya tshirt'leri (baskılı atlet) 20 euro, ayakkabıya bota sığmayacak kaba yün çoraplar 10 euro. Adamların işgücü astronomik pahalı, pahalı olmasının sebebi de yaptıkları işi iyi yapmaları değil de işi kışın da aynı fiyata yapmaları olmalı. Sonunda Gökçe'yi beklemeden aradım buldum ren geyiği eti de yedik, kilosu 100 euroya pastırması var. Tüm Türk tostçuların rüyası bir aletle kesmişler, traş bıçağı jiletleriyle aynı kalınlıkta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nokia ve Siemens mobile network konusunda birleşmiş, televizyon benim bile anlayabileceğim bir süre boyunca bunu anlattı. Adamlar için çok önemli bir haber olsa gerek. Gazetelerde böyle şeyler pek yok; her yerde Ilta-Sanomat tabloidi var, bir tane de ciddi gazete var Helsingin Sanomat diye. Gazete satıcılarında gazetenin ön sayfasını gösterir bir afiş asılı oluyor -tamam vardır belki başka yerlerde de, ama ben ilk defa gördüm böyle birşeyi. Hava durumu vardı az önce, havanın yağışlı olabileceğini söyledi sanırsam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya gelmeden önce Finlandiya kızları güzel diye iddia eden arkadaşlara hitaben bir miktar yorumum olacak: Oulu'da yok öyle bir durum. Obezite -şişmanlık demedim- maalesef yaygın, bunu da patates, margarin ve millî tatlı abur cubur üçgenindeki beslenme rejimlerine bağlıyorum. Abur cubur konusunda da çok zevkliler, denediğimiz abur cuburların tadı süper. Güzel kızlar da var, konferansta var bir -tahminen- İsveçli 1.85 manken. Resepsiyondaki kızlar tartışmasız güzeller. Benzeri bazı kasa başı işlerde çalışan kızlar da çok güzel. Onun dışında her yer obez, gotik ya da oeehhh kızlarla dolu. Ha, ben süper bir insan mıyım, hayır tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resim: Oulu'nun sembolü polis heykeli. Hikayesini bilmemnesini bilmiyorum, "ketum polis" adlandırmamı Türk kafilesi beğendi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115074043078700376?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115074043078700376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115074043078700376' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115074043078700376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115074043078700376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/burada-hayat-varm.html' title='burada hayat varmış'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115066808679007192</id><published>2006-06-19T00:46:00.000+03:00</published><updated>2006-06-19T01:01:26.796+03:00</updated><title type='text'>seyir defterine ilk ek...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/P1010799.0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/P1010799.0.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Buranın implementasyon problemleri nedeniyle bir post'a birden fazla resmi hoş bir düzende yerleştirmek mümkün değil, bir resim daha eklemek istedim, o nedenle bir ek gerekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah filozof -iş unvanı bu- bir amcanın açılış konuşması var, hacker etiği temalı, asıp alışveriş yapasım var. Güç adaptörü online sipariş sonrası 23'üne gelirim dedi, 23'üne zaten ben gidiyorum :) Apple tüm Eurozone'a İrlanda'dan dağıtım yapıyormuş, Finlandiya'da da %22 KDV varmış. Dolayısıyla KDV geri ödemeli bir yerden adaptör almak çok mantıklı görünüyor. Bu gecelik Brezilyalı abinin adaptörünü aldım, fakat alet (Brezilya'da kullanılan) Amerikan pinlerle geldi. Resepsiyondan da adaptör bulamadım. Sonrasında aklıma geldi, fişler standart olmasa da cihaz-kablo bağlantıları hemen her yerde aynı; fotoğraf makinasının şarj cihazının kablosuyla bir bağlantı yaptım. Mümkün olduğunca web browse işlerini konferansın Internet odasından yapacağım, sadece Safari ve IE kullanılabilen (kalın ekran modeli) iMac'ler var; mac olmalarından ve ihtiyaç duyan hemen herkesin taşınabilir bilgisayar olduğu için oda çok tenha. Katılımcılar arasında gördüğüm kadarıyla yurt dışında Apple bize göre çok daha popüler. Yeni Mac'ler daha bir popüler; ilk tutorial seansında Ian diye bir İngiliz arkadaş vardı, adam Mac'i alıp kutusunun kokusuyla getirmiş, tabi aayarsız olduğu için -ve arkadaş da Mac yenisi olduğu için- biraz zorluk çekti. Ben de tutorial'da kullanılan araçlara yabancı olduğum için zorluk çektim, JMock testlerini Ian yazdı :) Kendimden utanıyorum, ama tabi bilmemek ayıp değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burayla ilgili broşürleri okudum bir miktar, Oulu'nun Dünya kültürüne katkıları &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Air_guitar"&gt;air guitar&lt;/a&gt; ve metal grubu &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Sentenced"&gt;Sentenced&lt;/a&gt; imiş.  Yorumsuz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115066808679007192?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115066808679007192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115066808679007192' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115066808679007192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115066808679007192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/seyir-defterine-ilk-ek.html' title='seyir defterine ilk ek...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115066711571424280</id><published>2006-06-19T00:20:00.000+03:00</published><updated>2006-06-19T00:45:15.736+03:00</updated><title type='text'>sivrisinekler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/P1010785.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/P1010785.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yandaki şeyi gördüğümüz sırada sivsisinek bulutları içindeydik, o nedenle tabelayı "dikkat, sivrisinek" şeklinde algılamak istedik, ancak bu ad burada bir mahallenin adı anladığımız kadarıyla. Yine de sivrisinekler dikkat çekecek ya da çok bulundukları yerlerde tabelanacak kadar önemli; bizim sivrilerden biraz iriceler ve bulutlar halinde geziyorlar. Finlandiya bir göller ülkesi, bulunduğu ortam nedeniyle de kar biçiminde çok yağış alıyor. Baharda bu karlar eriyor ve zemin bataklıklaşıp bir sivri cenneti yaratıyor. Şehir merkezinden doğrudan gördüğümüz su da nehrin deltası imiş aslında; deniz (Botni körfezi) şehrin baktığı adanın arkasındaymış. Gidip görmek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat itibariyle dün pazar idi ve hemen heryer kapalıydı, aslında geldiğimizden beri bar-restoran-dvd'ci olmayan açık bir Fin dükkanı göremedik. Bu insanların nasıl çalıştığını merak ediyorum; hemen herkesin mesaisi aynı saatlere denk geliyor, bu insanların yaşamak için alışveriş merkezine gitmesi, yiyecek ve kıyafet alması, arada bir okuyacak birşeyler edinmesi lazım. Bizimkinden daha sık işten izin alıp bu ihtiyaçlarını gideriyor olmalılar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115066711571424280?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115066711571424280/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115066711571424280' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115066711571424280'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115066711571424280'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/sivrisinekler.html' title='sivrisinekler'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115057391923882641</id><published>2006-06-17T22:27:00.000+03:00</published><updated>2006-06-17T22:51:59.246+03:00</updated><title type='text'>domates</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/3/32/Oulu_coatofarms.svg/96px-Oulu_coatofarms.svg.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/3/32/Oulu_coatofarms.svg/96px-Oulu_coatofarms.svg.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün ilk Oulu günümü yaşadım. Havada dünkü koku yoktu-ya da ben alıştım artık :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünün bana yansıdığı kadarıyla yemek konusunda  biraz fakir bir ülke bu Finlandiya. Sabah kahvaltıda light X peyniri, light X peyniri ve tütsülenmiş X peyniri (X'e dikkat etmedim, öğrenirsem atarım) dışında peynir yoktu. Tereyağı yerine margarin kullanıyorlar. İnce dilimlenmiş domates ve salatalık da vardı ama çok başarılı değildi; adamların ülkesi daha yeni bahar yaşadığı için domatesler sera domatesiydi. Kahvaltıdaki bir ilginç şey, benim yaptığım tarzda (şekerli sirkeli suda) hazırlanmış salamura ringa idi, çok lezzetli ama inanılmaz yağlı. Türkiye'de olsa kiloyla alıp köz üstü ızgarasını yapardık o balığın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çay ve kahve konusunda bir tuhaflık var. Adamlar çayı tek termostan/kettledan veriyor, kahveyi ise bir yerden verip sonra da seyreltiyorlar. Çay, bizim paşa çayı kıvamında, suyun az renklisi. Kahve için cappuccino makinası görünümlü makinalar yapmışlar, ilk havaalanında görüp "vay be, adamlar kahve delisi ama süperlermiş, self servis cappuccino yapılabiliyormuş" demiştim kendime. Oysa alet espressonun aktığı yerden filtre kahveyi, buhar çıkan yerden de sıcak suyu veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğlen yemekte ise somonlu çorba, salata ve çaydan başka birşey olmadığını gördük. Neyse ki çorba çorba değil bizim patates yemeğinin sütlüsü ve somonlusuymuş. Yemeğin yanına içecek olarak portakal suyu ya da &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;süt&lt;/span&gt; alınabiliyor. Sonrasında kahvemizi içip düze çıktık neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğlenki yemeğin başarısı nedeniyle Rıdvan abi kafasındaki Fin mutfağı keşiflerini süresiz ertelemiş, bana da uydu; akşam için fajitas yedik. Ancak domates burada da sorun oldu, sanki içinde domates oluyordu diye aklımda kalmış, tadı bir tuhaftı. Turizm bilgi bürosu açılınca Ren geyiği nerede yenebilir bir sorucam, duty free'de gördüğümüz 70 euroluk pöstekilerden başka Ren geyiği görmedik. Geyik olsa da ufak bir hayvancağızmış, iki koyun kadar et ancak çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarj cihazı hala problem. Burada dükkanların en çok açık olanı -bir kuzey Avrupa ülkesinde olmamız nedeniyle- Cumartesi yarım gün, Pazar tamamen kapalı. Konferanstaki Brezilyalı bir elemanda benimkisi tipten adaptörle çalışan PowerBook vardı, yarın hemen sosyal mühendisliğe girmeliyim, halama bir telefon edeyim de yollamasını isteyeyim. Adaptörün Finlandiya fiyatı yaklaşık 80 euro, çarşambadan önce de gelmez. Şarj cihazı gelene kadar da foto transfer+edit yok. Yazıyorum, kapatıyorum hatta yanımda taşımadan buradaki kasaya koyuyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115057391923882641?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115057391923882641/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115057391923882641' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115057391923882641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115057391923882641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/domates.html' title='domates'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115048417433946011</id><published>2006-06-16T21:34:00.000+03:00</published><updated>2006-06-16T21:56:14.356+03:00</updated><title type='text'>üçlü talihsizlik...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/P1010762.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/P1010762.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sabah 5:30'da kalktım, bavulumu kapatmadan önce bir e-posta yazdım. Sanırsam bavulu kapatmadan önce bilgisayarın şarj cihazını koymayı unutmuşum, tam hatırlamıyorum, bilincim yerinde değildi. Ankara-İstanbul uçağına zamanında yetiştik. Sorunsuz bir yolculuk geçirdik, Rıdvan abiyle çaprazdaki kişinin Murat Murathanoğlu olup olmadığını tartışmamız haricinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunsuzluk kısmı İstanbul'a varana kadardı. 11:40'daki uçağa 13:10 gibi binebildik, bu nedenle de 16:30'daki Helsinki-Oulu uçağı kaçtı. Neyse ki bir sonraki uçağa bilet hemen verildi, ancak o uçak da rötarlı geldi. Kalkıştan sonra Oulu'ya kadar sarsıntısız dertsiz vardık, ta ki bavullarımızın olmadığını farkedene kadar. Problemler ve buranın milli içeceği kahve nedeniyle biraz başım ağrıyor, Rıdvan abininki çatlıyor. Apranaxlar da bavulda kaldığı için nöbetçi eczaneye uğramak zorunda kaldık, idareten birşeyler bulduk. Apranax muadili (naproksen sodyum'lu) ilaçlar reçeteye tabi olduğu için daha hafif birşeyler edinebildik. Prospektüs Fince çıktı haliyle, arkasındaki İsveççeden baktık biraz, göz kararı attık birkaç tane.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarj cihazı ya da Apple store bulana kadar sonraki post'ların varlığı tehlikede. Yazmassam gücenmeyin. Bir de, Viyana'ya ve sonrasına olan biletleri unutmuşum evde. Neyse ki A4'e yenilerini basınca oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğüm kadarıyla Helsinki yeşil karayla kahverengi denizin buluştuğu yerde bir şehir.  Oulu denizi ne renk görmeye fırsat olmadı daha, olsa da mayo bavulda kaldı. Ancak Oulu'nun havasında hafif bir çürük yumurta kokusu var, herhal kağıt endüstrisinden mütevellit. Hem Oulu, hem de Helsinki havaalanlarında da bir tuhaflık var, uçaklar üç boyutlu bir S yaptıktan sonra iniyorlar. Taksiciler kazıklamıyor, taksimetre lineer işliyor, trafik kurallarına uyuyor. Ancak gözünü yoldan ayırmama adına iki saat cep telefonunun jakını aradı arabada, gözümden düştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünün güzel yanı, İstanbul-Helsinki uçağı Litvanya, Letonya ve Estonya üzerinden geçti. Kanat önü olsa da Kaunas, Riga ve Tallin körfezi manzarası oldu kısa sürelerle; Riga görmedim demem artık :) Saat 21: ve hala güneş var, bir duş alıp çıkmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resim: İki saat boyunca manzaramız, rötarlı uçağımız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115048417433946011?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115048417433946011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115048417433946011' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115048417433946011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115048417433946011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/l-talihsizlik.html' title='üçlü talihsizlik...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115040258552812984</id><published>2006-06-15T22:53:00.000+03:00</published><updated>2006-06-15T23:16:25.536+03:00</updated><title type='text'>yetiştirmek ya da yetiştirememek...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/1600/P1010757.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/6764/3173/320/P1010757.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hiçbirşey yetişmedi. Bavulum saat 23:00 itibariyle hala açık ve toplanmayı bekliyor. Ev dağınık, bulaşıkları gitmeden yıkamam gerekiyor. İşyerinde bazı işler tamamlanmamış kaldı, iş arkadaşlarımın affına sığınıp gidiyorum. İstediğim vizelerin hepsini alamadım, bir bilet yandı ve alternatif bir seyahat planı yapmak gerekiyor. Daraldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 10:50'de Schengen vizem elimdeydi. Saat 11:15 gibi Estonya büyükelçiliği'ni bulabildim.  Tabi bir saatte dönüş bileti alıp, seyahat planı hazırlayıp vize harcını bankaya yatıramayacağım için vizeye başvuramadım. Seyahat planı demişken, eski SSCB'nin bir parçası olan Estonya'nın pek sevimli büyükelçiliği "4'ünde Tallinn'de olacağım, 5'inde de orada olacağım ... ama 7'sinde gideceğim"i bir seyahat planı olarak algılamıyor. Detaylısından nereye gideceğinizi bildirmeniz gerekli, ya da lisanslı bir seyahat acentasının bu işi sizin için yapmasını sağlamalısınız. Uzun lafın kısası -en azından bizim ülke vatandaşı için- &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Lonely_Planet"&gt;Lonely Planet&lt;/a&gt; modeli gezi çok kolay birşey değil. Kendinizi uluslararası turizm kapitalizminin eline teslim etmeniz bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçekler, halam bir hafta sonra gelene kadar idare eder umarım, bir serum damlalığı ve kağıt havlu düşündüğümden kötü bir yöntem. Posta kutusu anahtarı bırakıldı, kendimin ve Serdar'ın apartman aidatları verildi, telefon uluslararası kullanıma açtırıldı (inşallah) ve kredi kartlarının chipleri aktive edildi. Ev savaş alanı gibi. Üç hafta da öyle kalacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 23:10 olmuş, inşallah yarın saat 5:30'a uyanıp son kalan kahve fincanından bir kahve içebilirim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115040258552812984?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115040258552812984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115040258552812984' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115040258552812984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115040258552812984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/yetitirmek-ya-da-yetitirememek.html' title='yetiştirmek ya da yetiştirememek...'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29718984.post-115031331309599660</id><published>2006-06-14T22:13:00.000+03:00</published><updated>2006-06-14T22:28:33.103+03:00</updated><title type='text'>başlangıç-1: bu nedir bu?</title><content type='html'>Blog ortamını sevmediğimi her bir yerde söyledikten sonra blog yazıyor olmak komik tabi. Ancak, herkesin bir terim uydurup sattığı günümüzde ben de bir tane uyduruyorum, evi  cepten arayıp dönüşte üzülmek yerine önümüzdeki günlerde gezeceğim yerler, sağlık durumum ve halet-i ruhiyem hakkında birşeyler yazacağım bu ortam için &lt;span style="font-style: italic;"&gt;travelog&lt;/span&gt; kelimesini uyduruyorum-daha önce bu kelimeyi kullanmış biri varsa da affına sığınıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü durum: Almanya-Polonya maçı var. Durum an itibariyle 0-0. Pasaportum Finlandiya büyükelçiliği'nde, üstünde amacıma uygun bir Schengen vizesi olduğu söylendi. Dört defa giderek bir vizeyi alabileceğim Allah'ın izniyle. Estonya ya da Letonya vizesi alamadım. Yarın bir gidip deneyeceğim, bir günde vize çıkıyor mu diye. Aksi takdirde 60 euroluk Stockholm-Tallinn biletim yanacak, alternatif aktivite planlanacak. Yaklaşık 500 euro'luk biletin yanmak üzre olduğu iki gün öncesine göre iyi bir durumdayım. Yarın planımın kesinleşmiş olması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çantalar alındı, bavula alınacaklar listesi hazırlandı. Evde kalacak çiçekler için otomatik sulama sistemi düşünüldü. Çok sevgili gardenyamı halama bıraktım, bol çiçekli begonyayı annemler son geldiklerinde götürmüşlerdi. Yarın harıl harıl çalışılarak işler düze çıkarılacak, işyerindeki yapılacaklar listesi temizlenecek. Önemli görülen parolalar ilgili insanlara bırakılacak, webmail aktifleştirilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzin dilekçesi de verdim, 10 Temmuz'a kadar işe gitmiyorum... yarını saymazsam :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/29718984-115031331309599660?l=travelog-ty.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://travelog-ty.blogspot.com/feeds/115031331309599660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29718984&amp;postID=115031331309599660' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115031331309599660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29718984/posts/default/115031331309599660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://travelog-ty.blogspot.com/2006/06/balang-1-bu-nedir-bu.html' title='başlangıç-1: bu nedir bu?'/><author><name>cmdrDoner</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03655299872160952495</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_UoxK2-NL_SI/SxGHHoltDuI/AAAAAAAABFQ/Q6EmhG6j9MQ/S220/avatar.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry></feed>
